Kebikee, kitapları güveden koruyan meleğin ya da cinin adı. Abdülbaki Gölpınarlı, ''ya kebikee'' ile ilgili hoş bir öykü anlatıyor:'' Hocanın biri mollasından bir kitap ister. Hoca kitabı eline alınca görür ki, lime lime, güve delik deşik etmiş. Hocam, der molla maalesef kitabı güve yemiş. Hoca bağırır: ''Ya kebikee yazmadın mı?'' Molla cevap verir: ''Yazdım, yazdım ama önce kebikee yazısını yemiş, sonrada kitabı yemiş''
Yine rivayet edilir ki mezhep imamı Ebu Hanife hayatı boyunca ayaklarını Bağdat şehrine uzatıp uyumamış. Sebebi orada bir kağıt fabrikası olmasıymış. Yavuz Sultan Selim'in o cihan hünkarının günde sekiz saat kitap okuduğu ve okumaya daha fazla zaman ayıramadığı için hayıflandığını kaynaklar yazıyor.
Geçtiğimiz hafta kitap okuma ile ilgili bir törene katıldım. Orada bazı istatistikler verildi. Kitaba dünyada kim ne kadar para veriyor biliyor musunuz? Kişi başına , Norveçli 137 dolar, Alman 122, Belçikalı 100, Avusturyalı 100, Güney Koreli 39, İspanyol 39,
Türkiye'de ise maalesef 0,45 dolar..'' Kitap okumaya bir Türk'ün ayırdığı zamanın 300 katını bir Norveçli,210 katını bir Amerikalı, 87 katını bir İngiliz ayırıyor. Dünya ortalaması bile bizim ayırdığımız zamanın üç katı fazla.
Gençlerimizin yüzde 70'i hiç kitap okumuyor. İhtiyaç maddeleri sıralamasında ülkemizde kitabın yeri
235.'' sırada.
Sakın hiç kimse bu vahim tabloyu ekonomiye bağlamasın. Rus pazarlarında üç beş eşya satmak için bekleşen eski Sovyet Cumhuriyeti vatandaşlarının ellerinden kitap düşmezdi. 5 liraya 10 liraya harika kitaplar var. Bahanesi yok bunun, okumuyoruz. Peki, okumadan, araştırmadan nasıl olacak bu işler.
Dünya gelir dağılımının en adil olduğu ülke hangisi sizce? Norveç. Sebebi belli değil mi? Biz de ise Necip Fazıl Üstadın dediği gibi,
''Allahın on pulunu bekleye dursun on kul, bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul'' .'' Kitap özgürleştirir. Kitap okuyan sorgular. Hesap sorar. Bilgi güçtür.
Yoksa, zavallı koyun sürüsü kurdu o besler, çobanı o besler, çoban köpeğini o besler. Ya kebikeç! Okunmayan kitabı korumak için zaman ayırdığın yeter. Etkin varsa kitap okumamızı sağla. Yoksa biz okuyucu değiliz.