1936 yılında Trabzon vilayetinin Of kazasında Melinoz (Ballıca) köyünde dünyaya geldi. 4 yaşında Kuran okumaya başladı, 10 yaşında Arapça tahsiline başladı. Bölgesindeki meşhur hoca efendilerden Süleyman Sula, Süleyman Çıkrık ve en sonunda Muhammet Sula hocadan eğitimini tamamlayarak icazetini aldı. 17 yıl talebe okuttu. 1960 yılında Trabzonlu Hacı Abdurrahman Beşikçi ile tanıştıktan sonra Tarikat-ı Nakşibendiye intisap etmiştir.
Ahmet Yaşar Hocaefendi’nin mürşidi olan merhum Hacı Abdurrahman Efendi ise merhum Mehmet Zahid Koktu Hazretleriyle birlikte Gümüşhane’li Dergâhının son temsilcilerinden Mustafa Feyzi Tekfurdağı Hazretlerinden hilafet izni almıştır. Dolayısıyla Ahmet Yaşar Hocaefendi bu halkanın son temsilcisi durumundadır.
Ahmet Yaşar Hocaefendi 1972 yılında Trabzon Merkez Nurdoğdu camiinde vazifeye başladı. 1979 yılında Yavuz Selim Vakfının kurulmasına vesile oldu. Halen aynı vakıfta ve vilayette Tefsir, Hadis, Akaid ve siyer gibi değişik konularda sohbetlerine devam etmektedir. Bilhassa takva eğitimi ve tasavvuf düşüncesi üzerine yaptığı sohbetler büyük ilgi görmektedir.
Yayınlanmış eserleri Akaid Sohbetleri, Çam Kozalağındaki Sır, Ölümde Gömülü Hayat, Siyah Ayna, Varlık Dairesinin Kalbi, Kuyudaki Yusuf adındaki kitapları vardır. Hoca efendinin sohbetlerden derleme şeklinde hazırlanan 10’a yakın eseri de mevcut olup zaman içerisinde yayınlanacaktır.
Ahmet Yaşar Hocaefendi’nin 26.02.1996 Tarihinde kendi anlattığı hayat hikâyesinden derlenenler:
1934 tarihinde Of’un Ballıca köyünde ailesinin tek erkek evladı olarak dünyaya geldi. Babasının ismi Hüseyin annesinin ismi ise Elmas Hanım olup dördü kız olmak üzere beş kardeş idiler.
İlme ve ilim ehline hürmet ve hizmeti olan ve birçok müderris yetiştirmiş olan bir aileden gelen babası Arapça ve Farsça lisanlarını öğrenerek ilmi tahsilini tamamladığı vakit seferberlik ilan edildi. Kendisi Jandarma bölük komutanı olarak askere gitti.
Asker dönüşü maliye tahsildarlığına başladı. Bu arada müftülük imtihanlarına girdi ve yüksek derece ile bu imtihanı da kazanarak Sürmene’ye tayin edildi. Ahmet Hoca üç yaşında iken babası o devrin en tehlikeli hastalığı olan vereme yakalandı, dört yaşına geldiğinde (1939 yılında) babası hasta yatağında babasının hastalığı ağırlaştı ve 1940 yılının Şubat ayında o altı yaşında iken babası rahmetlik oldu.
Şimdiki Dernek nahiyesinde bulunan meşhur Topal Lekur Hoca Ballıca köyünde iken bir zaman ondan ders okudu. Bir müddet sonra Legur Hoca köyden ayrıldı. Bu sefer köye yine Dernek nahiyesinden Süleyman Çıkrık hoca efendi isminde bir hoca getirildi. Burada beş arkadaş olarak okudular. Bu beş kişi; Mikdat Aktürk, Mikdat Yılmaz, Muhammed Yılmaz ve Tahsin Hacıömeroğlu idi. Süleyman Efendi de beş altı ay kadar köyde vazife yaptı ve ondan o kadar okudular. Çıkrık Hoca’nın yerine Çaykara’nın Hopşara köyünden Meşhur Müderris Süleyman Sula hoca camiye İmam olarak geldi. Kur’an-ı Kerim, mahreç ve sarf derslerini ondan da okudular. Bu arada hocanın hanımı rahmetlik oldu ve çocukları küçük ve annesiz kaldığı için hoca, mecburen köyüne döndü. Yerine de Kars’ta hocalık yapmakta ve talebe okutmakta olan Şur köyünden Muhammed Sula getirildi.
Bu dönemler Arapçanın, elifbanın, Kur’an okumayı öğrenmenin yasak olduğu günlerdi. Bu sebeple köylüler biz bunları nasıl okuturuz diye meşveret ettiler ve bazen yatsı namazından sonra bazen sabah namazından sonra değişik evlerde ve saatlerde büyük çile ve meşakkatler içerisinde hocalarının fedakârlıkları ile ilim tahsil etmiştir.
Muhammed Sula Hoca Efendi daha evvel Süleyman hocadan okunan dersleri yeniden okutmuştur. Bu dönem çalışmalarında Sarf, nahiv kitaplarını ve mefhumlarını tamamen ezberlediler. Daha sonra Molla cami okumaya başladılar. Bunun yanında fıkıhtan Halebi Sağır’ı ve Tarikat-ı Muhammediye ve şerhini Berikaların tamamını okudular. Halebi’yi biterince Multeka’yı okumaya başladılar. Multekanın evvelinde ibadetle ilgili 17 faslı ezberleyerek kitabın tamamını bitirdiler. Berikaların tamamlanmasıyla da Hadisten Meşarikul Envar isimli hadis kitabını okudular. Molla Cami’yi bitince Maani, Beyan ve Bedii ilimleri ile ilgili eserleri okudular. Bunlara devam ederken bir yandan da felsefeden İsagoçi, Fennariyi, ve Şemsiye’den belli bölümleri, arkasından da Alaka’yı okuyup ezberlediler. Bu arada İmam-ı Azam’ın Fıkhı Ekberini ve Taftazaninin akaidininin metinlerini ezberleyerek okuduktan sonra Celal alel Cemal’ı, arkasından da Kur’an-ı Kerim-i yüzünden tefsir ederek okumaya başladılar. Tefsir dersini bir müddet Hazin tefsirinden takip ettiler. Daha sonra da Celaleyni takip ederek tamamladılar. Arkasından Gazi beyzavi tefsirini okudular. Bu arada İhya u ulumuddini de ders olarak baştan sona okudular. Bundan sonra Feraiz ilmine çok iyi vakıf olan hocalarından feraiz ilmini okudular. Feraiz okurken Kasideyi Bürdeyi’de şerhi ile beraber okuyup ezberlediler. 3 senede Mirkatul Usulu okuyarak hocalarının icazet vermesi ile 17 sene süren ilim tahsili tamamladı. Bundan sonra yeni bir dönem başladı.
İlim tahsilinin sonu olmadığı için bir yandan ilim tahsiline devam ederken bir yandan da köyün orta mahallesinde fahri imamlık görevine başladılar. Bu arada hocaları rahatsız olduğu için okuttuğu talebeleri de onlara gönderdi. İlk dönem orta mahallede 4 sene talebe okuttu. Hocaları rahatsız olup camiden ayrılırken de Ahmed’i bırakmayın buraya alın ısrarı üzerine Ahmet Hoca kendi mahallelerine talebeleriyle beraber döndü. 2 sene köyünde hizmetten sonra köy halkının talebeye karşı hasetlikleri sebebi ile köyden ayrılmaya ve Yemişalan köyüne gitmeye mecbur kaldı. Burada 3 sene ders okuttu. Buradan tekrar ilk vazife yeri olan orta mahalleye döndü. Burada okuttuğu talebelere icazet verdi. Orta mahallede 5 sene kaldıktan sonra Of’un Çamlı Kaban mahallesine gelmiştir.Burada 5 sene kalarak talebe okuttu. Buradan tekrar Yemişalan köyüne dönerek orada iki sene hizmet etti.
Bu dönemde vekil olarak kadroya girerek 7.7.1967 Of’un Yazlık köyünde göreve başladı. 2 sene burada kaldıktan sonra Hicaz’a gitti. Daha sonra Aşağı Hastikoz’da 9 ay vazife yaptı. Buradan ayrılarak Hayratın Cumhuriyet mahallesinde tekrar vekil imam olarak göreve başladı. Buradan da 1977 yılında Trabzon Nurdoğdu camiine gelerek vazifeye başladı. Burada cemaate hitaben pazar günleri ikindiden sonra Ramuzul Ehadis derslerine başladı.1984 yılında vazifeden ayrılana kadar 3 kerre Ramuzul ehadisi baştan sona okudu. Buradaki vazifesi esnasında de hacca gitmek için müftülüğe yaptığı müracaat kabul edilmeyince vekil imamlıktan azledilerek vazifeden ayrıldı. Bundan sonra Yavuz Selim Vakfı merkez binasının odalarında cemaatle Kuranı kerim tefsiri derslerine başladı, Bu tarzda verdiği derslerini Yavuz Selim vakfına ait olan Ortahisar mahallesindeki Şirin Hatun mescidinde de Perşembe ve Pazar günleri devam ettirdi.
Of’un Taşhan nahiyesine bağlı (Güzelce) köyünde Hacı Ahmet Efendi isminde bir şeyhe intisap ettiler. Bunları yetiştiren hocaları Hacı Muhammed Sula Efendi merhum Hacı Abdurrahman Efendi’ye bağlı idi. Bunların icazetine bir kaç gün kalarak Hacı Abdurrahman Efendiyi icazete davet etti. Medresede devrin âlimleri ve büyük zatlar ile sohbetler oldu. Mezun olacak olan 45 arkadaşıyla bir halaka halinde Abdurrahman Efendi’ye intisap biati yapıldı. Böylelikle Abdurrahman Efendi’yle irtibatı başladı.
İcazetinden 2 sene sonra Kuranı kerimi ezberlemeye başladı. Dünya meşgaleleri içerisinde 8 yaprağı ezberledi. Ramazanda mukabelede okudu. O arada acil askere çağırıldı. 1972 yılı Eylül ayında Şeyhinin vefatından sonra 5 sene Her hafta Of’tan Trabzon’a gelerek hatmi haceganlara iştirak etti. Trabzon’daki vazifesine başlayınca irşat vazifesini buradada devam ettirmektedir.
Kaynak: Haşim Albayrak, Oflu Hoca Kavramını Oluşturan Din Adamları, Sf. 89- 91