EVET
Ofspor antremanında karpuz keyfi
Afetin yaraları sarıldı mı?
Afet Of'u böyle vurdu

Uyanık olma vaktidir

24 Şubat 2009 Salı - 12:54

Büyük savaşlarla, büyük mücadelelerle dolu iki bin yıllık Türk tarihinin en ağır yenilgisi şüphesiz Kösedağ Savaşıdır. 1243 yılında Anadolu Selçuklu ordusunun Moğallara yenildiği savaş diye geçer kayıtlara.

Bu savaş uzun yıllar boyunca derin acılarla ve utançla yad edildi. Savaşın yıl dönümlerinde yas günleri düzenlendi. Kösadağ savaşının Türk halkının yüreğinde açtığı yara uzun yıllar küllenmedi.

Alaeddin Keykubat'ın Cengiz Han'ın bile saygısını kazanan ve savaş meydanında görüp ''keşke böyle bir oğlum olsaydı'' dediği ünlü Harzemşah hükümdarı Celaleddin'in ordusunu çok kısa sürede perişan eden müthiş ordusu ne olmuştu da bu utanç savaşını kaybetmişti.

Yaptığı hain bir planla babası Alaeddin Keykubat'ı zehirletip tahta çıkan II. Gıyaseddin Keyhüsrev Anadolu'ya saldıran Moğollara karşı 70 bin kişilik ordusuyla harekete geçer. Moğolların sayısı ancak 25 bin kadardır. Ancak zalimlikleri ve vahşetleri ile yaptıkları propaganda son derece tesirliydi. İnsanların içinde zayıflık duygusunu soktular. Bu duygu korkaklığı getirdi.

Türk öncü birlikleri, Moğollarla karşılaşır ve yenilir ama bu savaşa çok büyük derecede menfi etki yapacak bir durum değildir. Zira asıl ordular henüz kapışmamıştır. Ancak bu haberi duyan Gıyaseddin Keyhüsrev, Moğol korkusundan gece orduyu bırakarak, gizlice kaçar. Bunu duyan asker ve komutanlarda hem de sayısal olarak çok üstün olmalarına rağmen savaş meydanından kaçarlar. Ertesi gün olduğunda Selçuklu ordugahı çadırlar, tüten ocakları ve tüm savaş malzemesi ile halen oradadır. Moğollar bunun büyük bir tuzak olduğunu düşünüp üç gün boyunca karargaha giremezler. Sonra bütün Anadolu'ya tarihinin en karanlık devrini yaşatırlar.

Bir Fransız general 90 bin kişi, 90 bin kişi önünde yenilir ve perişan bir şekilde kaçışır, çünkü moralleri bozulmuştur, der. Plevne'de 300 bin kişilik bir orduya karşı 20 bin kişi ile kahramanlık yazan ordu, Balkan savaşlarında üç kuruşluk çetelere yenilir. Çünkü maneviyatlarını kaybetmişlerdir.

Bir Çinli düşünür: Düşmanı imha ederek, sayılarını azaltarak yenebilirsiniz. Ama asıl zafer onun kafasını karıştırdığınızda, maneviyatını bozduğunuzda elde ettiğiniz şeydir, der.

Yine Çinli general Sun-tzu 2500 yıl önce Türk devletlerini yıkmak için kendi yöneticilerine aşağıdaki tavsiyelerde bulunmuştur:
1. Düşman ülkede iyi olan, güzel olan şeyleri gözden düşürünüz.
2. Düşman ülkenin yöneticilerinin başarılarını küçük göstererek, şöhretlerini düşürünüz ve zamanı geldiğinde de kendi halkının onları hor görmesini sağlayınız.
3. Adi ve aşağılık kimselerle işbirliği yapınız.
4. Düşman halkın kendi aralarında olan uyuşmazlık ve kavgalarını yayınız.
5. Düşmanınızın geleneklerini gülünç hale getiriniz.(Prof. Dr. Nevzat TARHAN, 2002)

Bütün katmanları ile toplumun moralini bozun, maneviyatına saldırın ve onu yok edin. Din, iman, gelenek görenek, örf adet ne varsa onlara, onlara doğru vurun. Vururken de imdat diye de bağırın. Değerlerle alay edin, dalga geçin, aymazlığı, rezilliği cesaret olarak duyurun. İşte size psikolojik savaş denilen; asıl derin, asıl sinsi, asıl kahpe savaş.

Osmanlının son dönemlerinde ortaya çıkan Jön Türk , Osmanlı aydını denilen kimisi maalesef gerçekten vatansever kimisi ise adi ve aşağılık (Sun -tzu'nun belirttiği gibi) kimseleri kimlerin finanse ettiği ve bunların nerelerde nasıl çalıştıkları, bab-ı alideki etkinlikleri ve kimin türküsünü söyledikleri bugün yazılıp çizilmektedir.

Bu milletten II. Gıyaseddinler de çıkardı; Osman Gaziler de, Damat Ferid'i de çıkardı Mustafa Kemal'i de. İçimizden Alman hayranları da çıktı, Fransız hayranları da, İngiliz hayranları da çıktı, Amarikan hayranları da ama hepsi silinip gitti. Öz değerlerine hayran olanlar ise hep yaşadı. Yaşayacak.

Moğolların Türk insanı üzerindeki kara propagandasını, dervişler, alpler, erenler Söğüt'te ak ettiler. Avrupa'da yazılan Şark oyununu, Mehmetler, Ahmetler, Ayşeler, Fatmalar Sakarya'da bozdular. Şimdi bu büyük milletin üzerinde oturduğu zeminini kaydırmaya çalışanların da oyunlarını bozmak acaba bize mi düşüyor?

Siz ne dersiniz dostlar?
546 kez gösterildi, 2 yorum yapıldı


YORUMLAR (2)
Aktif : 2 yorum   |  Onay bekleyen : 0 yorum
2
ziyaretci
506 gün önce   (12 Mart 2009 Perşembe - 05:10)
Cemal Çakıroğlu isimli ziyaretçinin yorumu : Değerli hocama saygılarımı ve paylastıgı guzel yazısı ıcın tesekkurlerımı sunuyorum.Eski bir öğrenciniz olarak sizden ders alabilmenin gururunu yaşıyorum.
1
ziyaretci
508 gün önce   (10 Mart 2009 Salı - 20:08)
İrfan GÜNAYDIN isimli ziyaretçinin yorumu : sevgili kardeşim zekariya'ya bizleri aydınlatıcı ve aklımızdan hiç çıkarmayacağımız adeta bir rüzgar pervanesi gibi dönüp duracak ve hepimiz için bir elzem olan onurlu yaşamanın timsali bilgiler bunlar.malum bir veciz sözde;''Hafızai beşer nisyan ile malüldür''!... yada buna denk düşecek olan''et-tekrar-ü ahsen velevkane yüzseksen.''yani tekrarda fayda vardır velevki yüzsendefa da olsa.asil bir millet olma onurunu yaşayabilmek ve gelecek kuşaklara aktarabilmek şu an yaşayan bizlerin görevidir elbette bunu bir bayrak yarışı gibi algılarsak sonuç ortaya çıkar.japon'ların 2000 yıl öncesine ait tarihlerini okuyabildikleri bir gercekken bizlerin dedemizin mezar taşını okuyamaması ne kadar da hazin bir olaydır.bu şuura ermek dileğiyle.
|İletişim ve Künye|Sözleşme ve Telif|Gizlilik|Sitemize Reklam Verin|
Bugün
1.573 kişi
sitemizi ziyaret etti
Bugün
9.546 sayfa
tıklaması yapıldı
Dün
2.729 kişi
sitemizi ziyaret etti
Dün
18.434 sayfa
tıklaması yapıldı
Toplam
2.941.448 kişi
sitemizi ziyaret etti
Toplam
42.707.260 sayfa
tıklaması yapıldı
En Çok
4.469 kişi
15.07.2010 tarihinde
En Çok
43.458 sayfa
15.07.2010 tarihinde


© 2003-2010 | Tüm Hakları Saklıdır
Oflular.Com Haber RSS  Oflular.Com Twitter  Oflular.Com Facebook