Bu savaş uzun yıllar boyunca derin acılarla ve utançla yad edildi. Savaşın yıl dönümlerinde yas günleri düzenlendi. Kösadağ savaşının Türk halkının yüreğinde açtığı yara uzun yıllar küllenmedi.
Alaeddin Keykubat'ın Cengiz Han'ın bile saygısını kazanan ve savaş meydanında görüp ''keşke böyle bir oğlum olsaydı'' dediği ünlü Harzemşah hükümdarı Celaleddin'in ordusunu çok kısa sürede perişan eden müthiş ordusu ne olmuştu da bu utanç savaşını kaybetmişti.
Yaptığı hain bir planla babası Alaeddin Keykubat'ı zehirletip tahta çıkan II. Gıyaseddin Keyhüsrev Anadolu'ya saldıran Moğollara karşı 70 bin kişilik ordusuyla harekete geçer. Moğolların sayısı ancak 25 bin kadardır. Ancak zalimlikleri ve vahşetleri ile yaptıkları propaganda son derece tesirliydi. İnsanların içinde zayıflık duygusunu soktular. Bu duygu korkaklığı getirdi.
Türk öncü birlikleri, Moğollarla karşılaşır ve yenilir ama bu savaşa çok büyük derecede menfi etki yapacak bir durum değildir. Zira asıl ordular henüz kapışmamıştır. Ancak bu haberi duyan Gıyaseddin Keyhüsrev, Moğol korkusundan gece orduyu bırakarak, gizlice kaçar. Bunu duyan asker ve komutanlarda hem de sayısal olarak çok üstün olmalarına rağmen savaş meydanından kaçarlar. Ertesi gün olduğunda Selçuklu ordugahı çadırlar, tüten ocakları ve tüm savaş malzemesi ile halen oradadır. Moğollar bunun büyük bir tuzak olduğunu düşünüp üç gün boyunca karargaha giremezler. Sonra bütün Anadolu'ya tarihinin en karanlık devrini yaşatırlar.
Bir Fransız general 90 bin kişi, 90 bin kişi önünde yenilir ve perişan bir şekilde kaçışır, çünkü moralleri bozulmuştur, der. Plevne'de 300 bin kişilik bir orduya karşı 20 bin kişi ile kahramanlık yazan ordu, Balkan savaşlarında üç kuruşluk çetelere yenilir. Çünkü maneviyatlarını kaybetmişlerdir.
Bir Çinli düşünür: Düşmanı imha ederek, sayılarını azaltarak yenebilirsiniz. Ama asıl zafer onun kafasını karıştırdığınızda, maneviyatını bozduğunuzda elde ettiğiniz şeydir, der.
Yine Çinli general Sun-tzu 2500 yıl önce Türk devletlerini yıkmak için kendi yöneticilerine aşağıdaki tavsiyelerde bulunmuştur:
1. Düşman ülkede iyi olan, güzel olan şeyleri gözden düşürünüz.
2. Düşman ülkenin yöneticilerinin başarılarını küçük göstererek, şöhretlerini düşürünüz ve zamanı geldiğinde de kendi halkının onları hor görmesini sağlayınız.
3. Adi ve aşağılık kimselerle işbirliği yapınız.
4. Düşman halkın kendi aralarında olan uyuşmazlık ve kavgalarını yayınız.
5. Düşmanınızın geleneklerini gülünç hale getiriniz.(Prof. Dr. Nevzat TARHAN, 2002)
Bütün katmanları ile toplumun moralini bozun, maneviyatına saldırın ve onu yok edin. Din, iman, gelenek görenek, örf adet ne varsa onlara, onlara doğru vurun. Vururken de imdat diye de bağırın. Değerlerle alay edin, dalga geçin, aymazlığı, rezilliği cesaret olarak duyurun. İşte size psikolojik savaş denilen; asıl derin, asıl sinsi, asıl kahpe savaş.
Osmanlının son dönemlerinde ortaya çıkan Jön Türk , Osmanlı aydını denilen kimisi maalesef gerçekten vatansever kimisi ise adi ve aşağılık (Sun -tzu'nun belirttiği gibi) kimseleri kimlerin finanse ettiği ve bunların nerelerde nasıl çalıştıkları, bab-ı alideki etkinlikleri ve kimin türküsünü söyledikleri bugün yazılıp çizilmektedir.
Bu milletten II. Gıyaseddinler de çıkardı; Osman Gaziler de, Damat Ferid'i de çıkardı Mustafa Kemal'i de. İçimizden Alman hayranları da çıktı, Fransız hayranları da, İngiliz hayranları da çıktı, Amarikan hayranları da ama hepsi silinip gitti. Öz değerlerine hayran olanlar ise hep yaşadı. Yaşayacak.
Moğolların Türk insanı üzerindeki kara propagandasını, dervişler, alpler, erenler Söğüt'te ak ettiler. Avrupa'da yazılan Şark oyununu, Mehmetler, Ahmetler, Ayşeler, Fatmalar Sakarya'da bozdular. Şimdi bu büyük milletin üzerinde oturduğu zeminini kaydırmaya çalışanların da oyunlarını bozmak acaba bize mi düşüyor?
Siz ne dersiniz dostlar?