Mahallî seçimler, vatandaşla siyaset kurumu arasındaki en dolaysız, en sahici, en birebir ilişkinin biçimlendiği kurumdur. Türkiye`deki siyaset algılaması ise bunun tersi; genel seçimler asli, mahalli seçimler ikinci derecede kalan bir önemlilik sıralamasına tâbi tutuluyor.
Mahallî seçimler doğrudan bizimle ilgili, evimizin, sokağımızın, mahallemizin düzeni, gelişmesiyle, daha iyi hizmet almamızla ilgili. Bu seçimlerde yapacağımız tercihler ülkenin değil, bizatihi yaşadığımız yerin meseleleri hakkında olacak. İşte bu yüzden mahallî seçimlerle daha yakından ilgilenmeli, kimleri niçin seçeceğimiz hakkında daha etraflı bilgi edinmeliyiz. Bu seçimler ülkenin kaderini doğrudan ilgilendirmiyor; park, kaldırım, ulaşım, aydınlanma, sağlık, çarşı-pazar, kanalizasyon, çevre meseleleri tarihî dokunun korunması gibi doğrudan günlük hayatımıza dair konuları kapsıyor.
Mahallî seçimlerle ilgili bir başka yanılgımız, seçimleri sadece seçilecek başkan adayı üzerinden algılayıp kabullenmemizdir. Bütün dikkatimizi `başkan`a teksif ederken, başkandan daha önemli ve daha fonksiyonel bir başka seçim unsurunu, yani Belediye Meclisini ihmal ediyoruz. Bence seçmenler, başkanlar kadar her siyasi partinin Belediye Meclis üyelikleri için gösterdiği aday listesini de inceleyip üzerinde uzun uzun düşünmelidir. Belediye Meclisi üyeleri çoğu defa ilk defa ismini aday listelerinde görüp sonra varlığını bile unuttuğumuz kimselerdir; bir rezalete çanak tutmadıkça basın bile onlarla ilgilenmez fakat onlar yaşadığımız şehirlerin şeklini, üslûbunu, hatta ruhunu biçimlendiren önemli kararlara imza koyan kişilerdir ve bugüne kadar yapılan mahallî seçimlerde belediye meclislerinde çoğunluğu, nedense hep, asıl mesleği bir şekilde `imar vaziyetleri` ile ilgili kişiler oluşturmuşlardır; mühendis, mimar, müteahhit veya inşaat şirketi yöneticilerinin etkili olmadığı bir belediye meclisi düşünülemez bile. Encümenlerde de durum pek farklı değil: Encümenler, Belediye Meclisinin her yıl kendi içinden seçtiği ve başkana yardımcı olacağı düşünülen dar kapsamlı bir çalışma grubudur ve encümenlere genellikle, başkanla aynı partiye mensup meclis üyeleri seçilirler.
Bu seçimde seçmenler, oy verecekleri partinin yöneticilerini sadece başkan adayının kimliği hakkında değil, meclis adaylarının mahiyeti, mesleği ve niteliği hakkında da bilgi sahibi olarak oy vermelidirler.
Burada bizim parti kazansın da nasıl kazanırsa kazansın` hissi yerine seçmenler artık, bu belde, bu şehir, bu metropol bizim yaşadığımız yer, evimiz-barkımız; ona sahip çıkalım, nasıl yönetildiği ile ilgilenelim; bize en makul ve inandırıcı görünen hizmet kompozisyonunu değerlendirelim; kararımızla yaşadığımız şehrin güzelleşmesine katkıda bulunalım, ilde,ilçede ve beldede yaşayan herkes bizim de yönetimde payımız var` diye düşünmeliler.
Biz isterdik ki Siyasi partilerimiz bu seçimlerde Kampanya ve tanıtım çalışmaları için bastırılan binlerce ton kâğıt ve mürekkebin bir kısmı bu defa özellikle `Belediye Kanunu`na ayrılmalı ve her parti Belediye Kanununun tam metnini ihtiva eden bir kitapçık bastırarak, hemşehrilerine yapmayı düşündükleri hizmetleri açıklamalarını beklerdik.Ama maalesef basılan bu broşürler seçim yasaklarından sonra çevre kirliliğinden başka hiçbir anlam ifade etmeyecekçeler. Yerel seçimlerimizin halkımıza hayırlı olmasını diliyor, seçilecek yöneticilerimize zor görevlerinde başarılar diliyorum.