EVET
Ofspor antremanında karpuz keyfi
Afetin yaraları sarıldı mı?
Afet Of'u böyle vurdu

Can Azerbaycan

21 Nisan 2009 Salı - 20:21

İki devlet bir millet sözde değil özde olmalıdır. Bunu gerçekleştirirken samimiyetimiz çok önemlidir. Daha sakin ve sabırlı olunursa bu oyunun bozulabileceğini söylemek güç olmasa gerekir.

Evet, gerçekten de Azerbaycan ile Türkiye iki devlet bir millet gibidir. Bunu kolay kolay değiştirecek ya da tamamen ortadan kaldıracak güç mümkün değildir. Ancak bu ilişkiyi bozmak için çalışan ve de çalışacak bir sürü güç vardır. Kardeşlik ilişkileri birilerini demek ki çok rahatsız etmişe benziyor ki bu son zamanlardaki olayları yaşıyoruz. İki ülke bu kardeşliği pazarda bulmadı. Pazarda da bırakacak değil herhalde. Bıraksa bıraksa bunu ancak mezarda bırakırlar.

Aslında bu yazımda; ısıtılıp belli zamanlarda önümüze konan ve Türkiye'yi köşeye sıkıştırma aracı olarak da kullanılan Ermeni Meselesini yazacaktım. Fakat şu son zamanlarda cereyan eden ve sanki Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerini bozmak için birilerinin düğmeye basmış gibi meydana gelen gelişmeler beni yazı atlatma fikrine sevk etti. Gerçekten Türkiye için önemli bir konu bu. Belli kesimlerin hala olayları kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etme hastalığıdır bu. Ergenekon'a rahat bir nefes aldırma ya da akılları başka tarafa yönlendirme gayretidir. Asla burada Türkiye ve Azerbaycan'ın kaybetmesinin endişesini taşıyan hareketler yok. Olsa olsa sulandırmaktan başka bir şey değildir bu.

Ermenistan Azeri topraklarının 1/5'i işgal etmiş durumda. Sadece Karabağ'da değil diğer bölgelerde de işgaller söz konusudur. Böylece adeta tampon bölgeler oluşturmuştur. Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki sorunlar Sovyet Rusya'nın dağılmasıyla başlamıştır.1991-1993 yılları arasında Rusların da desteğini alan Ermeniler Azeri toprakları içerisinde yer alan Karadağ'ı işgal ederek Azerilere karşı soykırım yaptılar.25-26 Şubat 1992'de yapılan Hocalı katliamında yaklaşık olarak 1300 Azeri'yi Rusların da desteğini alarak katletti Ermeniler.

Şimdi rüzgâr bir başka esiyor Kafkaslardan. Ermenistan ile Türkiye arasında barış adına atılan adımlar çözümsüzlüğü çözüm olarak görenler için elbette şaşırtıcı olmuştur. Türkiye'nin her platformda barış konusunda yaptığı gayretler çözüme doğru yol alırken; birden bire her şey geri sarmaya başladı sanki. Bugüne kadar çözüm konusunda çözümsüzlüğü savunan Ermeniler de artık çözüm konusunda Türkiye ile anlaşmanın en çok kendi menfaatlerine olduğunu görerek Türkiye'nin uzattığı eli güçlü bir şekilde kavramayı seçtiler. Bilindiği gibi kendilerini Rusya'ya teslim ederek bu zamana kadar geldi Ermeniler. Ancak bu durum Ermenilere fakirlik, işsizlik, geri kalmışlık olarak geri döndü. Bu da yeni çareler aramaya itmiş oldu Ermenileri. Şartlar gereği Rusya'ya bel bağlamaktan, Rusya'dan medet ummayı bırakmak zorunda kaldılar. Dünyadan tecrit olan Ermeniler, ekonomik bakımdan Gürcistan üzerinden dünyaya açılmaları kötü olan ekonomilerine daha büyük külfet getirdi. Rusya ile Gürcistan arasında meydana gelen Abazya çatışmasında bu yolunda rantabl olmamasının yanında gevenli olmadığını da ortaya koydu. Tekrar şartlar düşünülerek Türkiye ile anlaşıp sınır kapısını açma cihetine gitmeyi denemeyi düşündüler ve karşılıklı görüşmelerde sonuç konusunda ilerlemeler kaydedildi.

Türkiye her şeye rağmen kendini haklı görerek kendi olmazlarını masaya koyup yoluna devam ediyor. Ermeni iddiaların reddederek bunu tarihçilerin komisyonuna bırakmayı istedi ve sonunda bu kabul gördü. Karabağ Sorunu çözülmeden sınırın açılmaması Türkiye'nin kırmızıçizgisidir. Değilse de böyle olmalıdır. Azerileri Türkiye yalnızlaştıracak ya da öyle anlaşılacak hareketlerden uzak durmalı. Rusya ise burada bir taşla iki kuş vurmayı düşünüyor. Birincisi Ermenistan'ın içinde kendi güç odaklarını yerleştirerek Ermenistan'ın Türkiye ile yapacağı anlaşmayı kabul etmiş gözükerek Türkiye'nin tepkilerini minimize ediyor. İkinci olarak Azerileri kışkırtarak, Türkiye'nin can düşmanları olan Ermenilerle birlikte hareket ettiğini söyleyerek Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dostluk ilişkilerini baltalayıp Azerbaycan'ı Rusya yanına çekmeye çalışıyor. Buna birileri de hemen atlamamalı. Öfkeyle soluğu Rusya'nın yanında alanlar Rusların yaptıklarını çok çabuk unutmuşa benziyorlar gibi geldi bana. Belki de bunu fırsat bilenler (Rus yanlıları) Türkiye ile Azerbaycan'ın arasını açma fırsatını değerlendirmeye çalışıyorlardır. Bu çözüm çalışmaları iki tarafın kamuoyunun yanlış ya da eksik bilgilendirmesi ile düşmanlık tohumları ekilmeye çalışılıyor. Bu sınırın açılması demek Kafkasların yeniden Rus kontrolünden çıkması demektir. Bu da Rusya'nın hâkimiyet alanlarına dokunacağı ve etki alanlarının etkisizleştirilmeye çalışıldığını gören Rusya'dan her türlü oyunu görmek mümkün olacaktır. Gerek ABD gerekse AB enerji güvenliğini sağlamak için bu çözüm çalışmalarını destekliyorlar. Ama bizim hem kardeşlik, hem Kafkasların güvenliği hem de enerjinin Ruslara kaptırılmaması meselesi var.

Bizim için kardeş ülke ve devlet olan Azerbaycan asla Rusya'nın kucağına itilecek bir devlet olamaz. Hem kardeşlik ilişkileri hem de sahip olduğu enerji gücü açısından yalnız bırakılmayacaktır Azerbaycan. Olmayan bir şeyi olmuş gibi göstererek Azeri kardeşlerimizi gücendirmeyelim. Sadece biraz olayları soğukkanlılıkla düşünerek hareket edersek aslında bunun bir yönüyle de Azeriler için çözümün başlangıcı olabilir. Bizi birbirimize düşürmek isteyenlere fırsat vermeyelim. Unutmayalım ki şimdi dünyanın en hareketli bölgesine açılan kapıda bulunuyor Azerbaycan. Soluğu Rusya'da alanlar ve çözümü Ruslardan bekleyenler bu sorunların kaynağının Rusya olduğunu unutsalar da tarih onlara bunu hatırlatacaktır. Kediye ciğer emanet edenler sonra ciğerin hesabını başkalarından sormazlar umarım.
511 kez gösterildi, 3 yorum yapıldı


YORUMLAR (3)
Aktif : 3 yorum   |  Onay bekleyen : 0 yorum
3
ziyaretci
465 gün önce   (22 Nisan 2009 Çarşamba - 23:37)
hüseyin yılmaz isimli ziyaretçinin yorumu : slm arkadaşlar fuzuli kafa yormayın başbakan söyledi karabağlar meselesi çözülmeden sınır kapısı açılmayacaktır.
2
ziyaretci
465 gün önce   (22 Nisan 2009 Çarşamba - 13:26)
ömer umur isimli ziyaretçinin yorumu : Sayın Hocam yazdıklarınızı ilgiyle takip ediyorum.Bu yazınızı da okudum.Branşım tarih olduğu için ve çalışma alanı olarakda yakın tarih çalıştığım için bu konuda bir iki kelam etmek istedim.

Öncelikle şunu belirtmem lazım son dönemde dış politikada hükümet alkışlanacak politikalar yaptı.Yeri geldi böyle bir başbakana sahip olduğumuz için ayakta alkışladık(davos olayı vb) Ama bu ermeni meselesi sınırların açılması vb konularda Hükümetin politikasını yanlış buluyorum.bazı hususuları göz önünde tutmalıyız;

1) Dış politikada esas olan devlet politikasıdır.Hükümetler değişebilir ama devlet politikası değişmez bu kural tüm devletlerde aynıdır.Bu husus iyi analiz edilmelidir.

2) Azerbaycan millet olarak özümüz kardeşimiz olan bir devlettir.Tarih boyunca destek olduk yine olmalıyız.

3) Sözde Ermeni soykırımı meselesinde Başbakanımız güzel bir çıkış yapmıştı.İşi tarihçilere bırakalım demişti.Ama ermenistan ne bu meselede ne de diğer meselelerde hiç bir zaman bizi kale almadı.Ve bu hususta da avrupa bize yaptığı baskının zerresini ermenistana hatta yunanlılara veya pkk ya yapmadı yapmazda.....

4) Milli eğitim bakanımız ilköğretim kitaplarındaki ermeni sorunu ile ilgili konu başlığını değiştirdi.Bu ve benzeri hareketler güzel ama tek taraflı olunca maalisef hiç bir faydası olmuyor.Her zaman taviz veren biz olmamız ve bunun alışkanlık hane gelmesi bizim devlet otoritemizi sarsıyor...

son olarakta artık Türkiye olarak Osmanlı gibi çağ açan çağ kapatan bir devletinin torunu olduğumuzu unutmadan böylekorkak ,geri adım atan,taviz veren değil daima dik duran ,tuttuğunu koparan,taviz vermeyen bir dış politika uygulayan bir devlet olmalıyız.

Bize yakışan budur.

Herkese saygılarımı sunuyorum.Dilerim hükümetimiz dış politikada obamanın istediği için 24 nisan veya devamında devlet geleneğini zedeleyecek bir hamle yapmaz....

saygılarımla
Ömer Umur
Eğerci Lisesi Tarih Öğretmeni
ZONGULDAK/DEVREK
1
ofsar
466 gün önce   (21 Nisan 2009 Salı - 23:32)
Sizde yapılan yanlışı çok iyi bildiğiniz halde sırf birilerine yaranma adına mı diyeyim veya birilerini koruma adına mı diyeyim ortada ki sorunun ABD'nin değil de Rusya'nın politikalarından kaynaklandığına getirmeye çalışmanıza ben başka bir türlü anlam veremiyorum. Bu ABD'yi koruma sevdanızı ben çok iyi anlıyorum da, umarım bu yazınızı okuyan diğer hemşerilerimizde anlıyorlardır.

Yok Rusya bu iki ülkeyi birbirine düşürüyormuş ta, yok Azeriler oynanan bir oyunla Rusların kucağına itiliyormuş ta, Türkiye Ermeni sınır kapısını açmakla aynı zamanda Orta Asya üzerinde önemli bir konuma gelecekmişte, Rusya ile olan ilişkilerimize bakılacak olursa bunun daha iyi anlaşılabileceğini görecekmişiz de vs vs. Bırakın bu işleri İzzet bey. Ermeniler bir karış dahi geri adım atmazlarken, dünya parlamentolarında soy kırım üç kağıdını harıl harıl kabul ettirirlerken biz kalkacağız onlara sınır kapılarımızı açacağız. Üstelik bunu yapmak için Erivan'a dış işleri bakanımızı göndereceğiz.

Ermenistan çok fakirmiş, işsizlik çokmuş iyi be Allah rızası için fakire bir sadaka öylemi. Biz sanki çok iyiyiz. İşsizliğimiz yokmuş, halkımız da çok zenginmiş gibi. Ermenilerin Türkiye üzerinden çok iyi paralar kazanacağı kesin peki bizim Ermenilerden kazanacağımız nedir? Ben size söyleyeyim. Ermenilerce katledilen insanlarımızın laneti, soydaşlarımızın satılmışlığı, kendimizi kandırmanın rezilliği. Peki soruyorum size şimdi. Sırf ABD istiyor diye kendimizi küçültmenin anlamı ne?
|İletişim ve Künye|Sözleşme ve Telif|Gizlilik|Sitemize Reklam Verin|
Bugün
1.542 kişi
sitemizi ziyaret etti
Bugün
9.310 sayfa
tıklaması yapıldı
Dün
2.729 kişi
sitemizi ziyaret etti
Dün
18.434 sayfa
tıklaması yapıldı
Toplam
2.941.417 kişi
sitemizi ziyaret etti
Toplam
42.707.024 sayfa
tıklaması yapıldı
En Çok
4.469 kişi
15.07.2010 tarihinde
En Çok
43.458 sayfa
15.07.2010 tarihinde


© 2003-2010 | Tüm Hakları Saklıdır
Oflular.Com Haber RSS  Oflular.Com Twitter  Oflular.Com Facebook