Evet, gerçekten de Azerbaycan ile Türkiye iki devlet bir millet gibidir. Bunu kolay kolay değiştirecek ya da tamamen ortadan kaldıracak güç mümkün değildir. Ancak bu ilişkiyi bozmak için çalışan ve de çalışacak bir sürü güç vardır. Kardeşlik ilişkileri birilerini demek ki çok rahatsız etmişe benziyor ki bu son zamanlardaki olayları yaşıyoruz. İki ülke bu kardeşliği pazarda bulmadı. Pazarda da bırakacak değil herhalde. Bıraksa bıraksa bunu ancak mezarda bırakırlar.
Aslında bu yazımda; ısıtılıp belli zamanlarda önümüze konan ve Türkiye'yi köşeye sıkıştırma aracı olarak da kullanılan Ermeni Meselesini yazacaktım. Fakat şu son zamanlarda cereyan eden ve sanki Türkiye ile Azerbaycan ilişkilerini bozmak için birilerinin düğmeye basmış gibi meydana gelen gelişmeler beni yazı atlatma fikrine sevk etti. Gerçekten Türkiye için önemli bir konu bu. Belli kesimlerin hala olayları kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etme hastalığıdır bu. Ergenekon'a rahat bir nefes aldırma ya da akılları başka tarafa yönlendirme gayretidir. Asla burada Türkiye ve Azerbaycan'ın kaybetmesinin endişesini taşıyan hareketler yok. Olsa olsa sulandırmaktan başka bir şey değildir bu.
Ermenistan Azeri topraklarının 1/5'i işgal etmiş durumda. Sadece Karabağ'da değil diğer bölgelerde de işgaller söz konusudur. Böylece adeta tampon bölgeler oluşturmuştur. Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki sorunlar Sovyet Rusya'nın dağılmasıyla başlamıştır.1991-1993 yılları arasında Rusların da desteğini alan Ermeniler Azeri toprakları içerisinde yer alan Karadağ'ı işgal ederek Azerilere karşı soykırım yaptılar.25-26 Şubat 1992'de yapılan Hocalı katliamında yaklaşık olarak 1300 Azeri'yi Rusların da desteğini alarak katletti Ermeniler.
Şimdi rüzgâr bir başka esiyor Kafkaslardan. Ermenistan ile Türkiye arasında barış adına atılan adımlar çözümsüzlüğü çözüm olarak görenler için elbette şaşırtıcı olmuştur. Türkiye'nin her platformda barış konusunda yaptığı gayretler çözüme doğru yol alırken; birden bire her şey geri sarmaya başladı sanki. Bugüne kadar çözüm konusunda çözümsüzlüğü savunan Ermeniler de artık çözüm konusunda Türkiye ile anlaşmanın en çok kendi menfaatlerine olduğunu görerek Türkiye'nin uzattığı eli güçlü bir şekilde kavramayı seçtiler. Bilindiği gibi kendilerini Rusya'ya teslim ederek bu zamana kadar geldi Ermeniler. Ancak bu durum Ermenilere fakirlik, işsizlik, geri kalmışlık olarak geri döndü. Bu da yeni çareler aramaya itmiş oldu Ermenileri. Şartlar gereği Rusya'ya bel bağlamaktan, Rusya'dan medet ummayı bırakmak zorunda kaldılar. Dünyadan tecrit olan Ermeniler, ekonomik bakımdan Gürcistan üzerinden dünyaya açılmaları kötü olan ekonomilerine daha büyük külfet getirdi. Rusya ile Gürcistan arasında meydana gelen Abazya çatışmasında bu yolunda rantabl olmamasının yanında gevenli olmadığını da ortaya koydu. Tekrar şartlar düşünülerek Türkiye ile anlaşıp sınır kapısını açma cihetine gitmeyi denemeyi düşündüler ve karşılıklı görüşmelerde sonuç konusunda ilerlemeler kaydedildi.
Türkiye her şeye rağmen kendini haklı görerek kendi olmazlarını masaya koyup yoluna devam ediyor. Ermeni iddiaların reddederek bunu tarihçilerin komisyonuna bırakmayı istedi ve sonunda bu kabul gördü. Karabağ Sorunu çözülmeden sınırın açılmaması Türkiye'nin kırmızıçizgisidir. Değilse de böyle olmalıdır. Azerileri Türkiye yalnızlaştıracak ya da öyle anlaşılacak hareketlerden uzak durmalı. Rusya ise burada bir taşla iki kuş vurmayı düşünüyor. Birincisi Ermenistan'ın içinde kendi güç odaklarını yerleştirerek Ermenistan'ın Türkiye ile yapacağı anlaşmayı kabul etmiş gözükerek Türkiye'nin tepkilerini minimize ediyor. İkinci olarak Azerileri kışkırtarak, Türkiye'nin can düşmanları olan Ermenilerle birlikte hareket ettiğini söyleyerek Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dostluk ilişkilerini baltalayıp Azerbaycan'ı Rusya yanına çekmeye çalışıyor. Buna birileri de hemen atlamamalı. Öfkeyle soluğu Rusya'nın yanında alanlar Rusların yaptıklarını çok çabuk unutmuşa benziyorlar gibi geldi bana. Belki de bunu fırsat bilenler (Rus yanlıları) Türkiye ile Azerbaycan'ın arasını açma fırsatını değerlendirmeye çalışıyorlardır. Bu çözüm çalışmaları iki tarafın kamuoyunun yanlış ya da eksik bilgilendirmesi ile düşmanlık tohumları ekilmeye çalışılıyor. Bu sınırın açılması demek Kafkasların yeniden Rus kontrolünden çıkması demektir. Bu da Rusya'nın hâkimiyet alanlarına dokunacağı ve etki alanlarının etkisizleştirilmeye çalışıldığını gören Rusya'dan her türlü oyunu görmek mümkün olacaktır. Gerek ABD gerekse AB enerji güvenliğini sağlamak için bu çözüm çalışmalarını destekliyorlar. Ama bizim hem kardeşlik, hem Kafkasların güvenliği hem de enerjinin Ruslara kaptırılmaması meselesi var.
Bizim için kardeş ülke ve devlet olan Azerbaycan asla Rusya'nın kucağına itilecek bir devlet olamaz. Hem kardeşlik ilişkileri hem de sahip olduğu enerji gücü açısından yalnız bırakılmayacaktır Azerbaycan. Olmayan bir şeyi olmuş gibi göstererek Azeri kardeşlerimizi gücendirmeyelim. Sadece biraz olayları soğukkanlılıkla düşünerek hareket edersek aslında bunun bir yönüyle de Azeriler için çözümün başlangıcı olabilir. Bizi birbirimize düşürmek isteyenlere fırsat vermeyelim. Unutmayalım ki şimdi dünyanın en hareketli bölgesine açılan kapıda bulunuyor Azerbaycan. Soluğu Rusya'da alanlar ve çözümü Ruslardan bekleyenler bu sorunların kaynağının Rusya olduğunu unutsalar da tarih onlara bunu hatırlatacaktır. Kediye ciğer emanet edenler sonra ciğerin hesabını başkalarından sormazlar umarım.