İnsanoğlu yürüttüğü göreve bağlı olarak büyük sorumluluklar taşıyabilir. Özellikle kamu görevlileri, yaptıkları her tasarrufta çok dikkatli olmaları ve kamu haklarını sonuna kadar korumaları gerekir. Sağduyu sahibi bir insan, tüyü bitmemiş yetimin haklarını korumak adına, adil davranmakla ve devletin haklarını korumakla yükümlüdür.Sonuçta hepimiz insanız.Hata yapabiliriz. Önemli olan bilerek hata yapmamaktır.
Üzülerek belirtmek gerekir ki bugün kamu kurumlarının büyük bir bölümü vicdani sorumluluktan uzak, keyfi ve de taraflı yönetilebilmektedir. Çünkü kamu görevlisi devletin imkânları üzerinden bu tasarrufları yapmaktadır ve kurumun zararını kendisine dert edinmeyebilmektedir. Oysa aynı kurum kendine ait olsa, eminim ki kamu kurumundaki yönetimden çok farklı bir icraat ortaya çıkabilecektir.
Liberal yönetimlerin hakim olduğu ülkelerde özelleştirme önemli bir uygulamadır. Bu tür ülkelerde hemen her hizmet özel sektör tarafından yönetilmekte ve dolayısıyla kurum iyi ve kârlı yönetilmek mecburiyetindedir. Ancak her hizmetin özel sektör tarafından icrası da bazen büyük problemler açabilir. Şayet yeterli kanuni tedbirler alınmamışsa, azami kâr amacıyla kurumların çalışanlarını sömürdüğü durumlar ortaya çıkabilir.
Ülkemizde kamu idarelerinin önemli bir bölümü çok kötü yönetilmektedir. Bu kötü gidişatın temelinde politik tasarruflar, adam kayırmalar, ehil olmayan kişilere yönetimlerin bırakılması yatmaktadır. Kukla yöneticiler nedeniyle, kamuda ortaya çıkan olumsuzluklar gündeme dahi getirilmemektedir. Özellikle yerel yönetimlerimizde bu tür haksızlıklara daha çok rastlamaktayız. Her seçim dönemi daire amirleri onun adamı, bunun adamı diye layıkıyla görevini yapsa dahi mutlaka görev değişikliği kaçınılmaz oluyor.
Yöneticilerin öncelikli işleri arasında empati gelmelidir. Yani herhangi bir tasarrufta bulunduğu zaman, kendini karşı taraf yerine koymalı ve yapılacak icraattan kendisi rahatsızlık duymayacaksa, o tasarrufu gerçekleştirmelidir. Bugün kamu kurumlarının zarar etmeleri ve devlete aşırı yük getirmelerinin temelinde, yönetimsel zafiyet yatmaktadır. Yönetici konumunda olan daire amirleri, belediye başkanları ve diğer kamu görevlileri devletin imkânlarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmamaları gerekmektedir. Ama bizim ülkemizde bu tür yöneticilere rastlamak oldukça zor. Devletin verdiği imkanlar devlet işlerinde kullanılmalı. En basit bir örnek verecek olursak devletin daire amirlerine tahsis ettiği araçları bazen market önlerinde, bazen okul önlerinde, bazen de yayla ve piknik alanlarında rastladığımız oluyor. Tüysüz yetimlerin haklarının bulunduğu kamu araçlarını bu tür özel işlerde kullananları vicdanlarıyla baş başa bırakmak istiyorum.
Vicdani sorumluluk taşıyan yönetici, başında bulunduğu kuruluşun tüm haklarını korumak için çırpınan kişidir. Kurum leyine olacak tasarruflara girerken, duygusal davranmaz, mevzuatın gerekli kıldığı faaliyetleri sürdürür. Velev ki yürüttüğü işlemlerde kendi yakınları, dostları ve akrabaları zarar dahi görecek olsa, doğru olanı yapmaktan kendini soyutlamayan yöneticiler vicdanı sorumluluğu taşıyanlardır. Bir başka köşe yazısında buluşmak dileğiyle..