Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerimize olsun...
Oflunun ilmi de olsaydı o imana göre
Şimdi baştanbaşa tevhid ile dolmuştu küre
O nasıl kalb, O nasıl azm O nasıl itminan
İşte tevfik-i ilahiye yürekten inanan;
İşte ''La havfe aleyhim '' diye Kur'anı Hakim
Bu veli zümreyi etmektedir ancak tekrim.
Yukarıdaki dizeler bana ait değil. Uğraşsam da beceremem. İstiklal şairimiz, Edirnekapı' da metfun Mehmet Akif ERSOY(r.a) efendinindir. Ofluları bu kadar güzel, bilmem kaç kişi daha izah edebilir. Bu zat hayatı boyunca iki milleti methetmiştir. Biri Japonlar diğeri de Oflular. Biri kocaman bir ülke insanları diğeri bir ülkede sade yekpare topluluk. Peki, biri şahsen beni o kadar da ilgilendirmiyor. Ama diğeri çok yakından ilgilendiriyor. Ofluların Mehmet Akif ERSOY'un bu kadar yakın ilgi alanına girmiş olması hangi özelliklerinden dolayıdır, sizce?
Herkes farklı cevaplar verebilir lakin, hazretin kendisi bunu zaten dizelerine taşımış ve anlatmış. Şu dizeler için sadece en az on adet yazı kaleme almak mümkündür. Ben kendimi, Oflu olmadığı halde, Oflu milletine bir Ofludan daha tutkun ve hürmetkar birisi olarak görüyorum. Sebebi ise bugün yapılanlar kesinlikle değil, tamamen Of'un geçmişi ile alakalıdır. Acizane kardeşinizin hafızlık hocası bir Oflu, Arapça icazetinde yer alan isim(Çalekli Hacı Dursun Efendi), ve Kıraat ilimleri hocası(Aşık Kutlu efendi silsilesi ile Hafız Hüseyin Harputoğlu hoca efendi) olunca nasıl hürmet etmez ve övünmeyiz. Bu tarafımla da her yerde her zaman hiç arlanmadan ve sıkılmadan onur duyarım. Allah herkesin kısmetine Of'ta yaşam sürmeyi irade etmemiştir. Elbette birçok âlimlerimiz çıkmıştır, memleketin her yanından. Fakat Oflular gibisi var mı? Kanaatime göre yoktur. Direkt Allah'a bağlı diye halkın arasında neşvü nema bulmuş, bir halk daha gösterin hele. Rabbim bu güzide milleti bütün pisliklerden ve belalardan muhafaza buyursun. Olur-olmaz işlere saplanmaktan uzak kılsın. Tabii bütün İslam âlemini de. Âmin.
Şimdi Ey Müslüman Oflu kardeşlerim;
Sizlere (biz de dahil) birkaç sorum var:
1- En son ne zaman Allah'ın kelamının en azından mealini okuduk?
2- En son ne zaman Rasulün bir hadisini okuduk?
3- En son ne zaman dini bir dergi bitirdik?
4- En son ne zaman sağlam ellerden çıkmış dini kitap bitirdik?
5- En son ne zaman İslam inancı ile alakalı eser okuduk?
6- En son ne zaman baştan sona dini bir nasihat dinledik?
7- En son ne zaman dini bir aktivitede bulunduk?
8- En son ne zaman dini bir eğitim aldık?
9- En son ne zaman çocuğumuzla beraber Allah'ın evinin yolunu tuttuk?
10- En son ne zaman ailemizle beraber dini bir geceyi ihya ettik?
Biz kendimizi, sorgu meleği olarak görmüyoruz. ''Sen hatırlat, şüphesiz hatırlatmak(nasihatte bulunmak) mü'minlere fayda verir'' ayetinin, müslüman olmamız gereği muhataplarından biri olduğumuzdan soruyoruz. Farklı platformlarda bu görevi her Müslüman yüklenebilir.
Şimdi gelelim dizeleri şerh etmeye; ''Oflunun ilmi de olsaydı o imana göre''
Burada merhumun anlatmak istediği Oflunun maneviyatı, ihlâsı ve saflığıdır. Gerçekten de önceki yazımıza yapılan yorumların bir kısmından anlaşıldığına göre (yazan- yazamayan herkese teşekkürler) herkesin kafasında bir din şablonu oluşmuş. Kuran ve sünnetten anlaşılan din kavramı yerini, nefislerin ihdas ettiği ve her nefse dolayısı ile her kişiye bir din kabilinden anlaşılan bir tarza bırakmış. Şimdi herkesin ve herkesimin dini kendi kafasından ürettiği olunca, birinin yaptıkları diğerine göre haram, öteki bir diğerine göre helal görülebiliyor. Buda maalesef, inanç boyutunda bizleri çok sıkıntılı mecralara sürüklüyor. Allah muhafaza etsin. Din hakkında kitap açmadan(öyle her önüne geleni de değil) konuşmaya yeltenmeyelim. Din mevzusu dediğinizde, yarım hoca imandan eder hesabı kitap yüzü görmeden laflamaya kalkışmayalım. (İnşallah devam edecek)