EVET
Ofspor antremanında karpuz keyfi
Afetin yaraları sarıldı mı?
Afet Of'u böyle vurdu

Bunlar yanlış işler

07 Eylül 2009 Pazartesi - 14:29

Yetişen nesile hala okul sevgisi oluşamamışsa epey sorunumuz var demektir. Bu çağda bu kafaya pes doğrusu. Toplumda hâla okula zarar veren bulunuyorsa bu işi yeniden bir kez daha düşünmeliyiz.

Artık sonbahar mevsimine de girdik. Bildiğiniz gibi okulların açılmasına az bir süre kaldı. Herkes yavaş yavaş hazırlığına başlıyor. Ben burada bir sıkıntıyı yani okul binalarının maruz kaldığı duru mu dile getirmek istiyorum. Cumhuriyetimizin kuruluşuyla yaşanan bazı sıkıntılar olmuştur. Bu her alanda olduğu gibi eğitim alanında da olmuştur. Bunu inkâr etmek, böyle düşünenleri suçlu görmek mümkün değildir. Fakat artık günün şartları mı diyelim, yoksa rejimin yerleştirilmesi adına mı diyelim bunlar oldu. Bu bir vakadır ülkemiz için. Bunu unutmayan ve bunu hep bir siyasi kan davasına dönüştürmeyi kendisine amaç edinen kesim hep oldu. Bunlar kanımca yel değirmeniyle dövüşmeye benzer. Artık yel değirmeniyle dövüşmeyi bırakmalıyız. Bu küsme bize çok pahalıya da mal oldu. Okulu ve okumayı boşladık yabancı uzantılı kişiler okudu ve bu milletin başına ne çoraplar ördüler. Şartları en iyi şekilde değerlendirerek eğitimde gerekli başarıyı sağlamalıyız. Bu sebeplerden olsa gerek okula halkımız daha düne kadar hep mesafeli durmuştur. Hala daha yer yer bu devam etmektedir. Bir şeylerin suçunu ve intikamını okullardan almaya çalışırız. Fırsatını bulduğumuzda okulun ve okullunun gözünü oymak için hazırda bekleyen bir kesimimiz var. Özellikle köylerde okulların tatile girmesiyle birlikte yaşanan bazı kötü davranışlar sürekli kafamı kurcalamıştır. Hani çocukluğumuzda bunu görmemiz biraz izah edilse de(çünkü ülkenin eğitim durumu daha gerilerdeydi) şimdi bu tür sıkıntıların yaşanması çok saçma gibi geliyor düşününce. Bugün bile okulların camına, kapısına, bayrağına ve diğer birimlerine zarar verilmesi beni hem üzmüş hem de düşündürmüştür.

Bu nasıl bir anlayıştır anlamak mümkün değildir. Hep deriz ya okul bizim ikinci yuvamızdır diye. İnsan hiç kendi evinin camını, penceresini, kapısını sandalyesini kırar mı? Bu olsa olsa yukarıda dediğimiz hastalıkların aileye ve çocuğun okul hayatına da sirayet ettiğini gösteriyor. Bunda sadece ailelerin kusuru var demek işi birilerine yıkmak anlamına gelir. Çünkü eğitim; okul, aile, çevrenin etkileşimi ile meydana gelen bir süreçtir. Bunda kanımca biz eğitimcilerin de bir nebze olsun kusuru vardır demek hakkaniyetlilik olur herhalde. Demek ki hala okulu sıcak yuva yapamamışız. Bu konuda daha çok çalışmalıyız. Bu devirde hala bu tür sıkıntılar yaşanıyorsa artık bundan yeterli dersi almamız gerekiyor.

Bunlar mı bize örnek olacak?

Geçen hafta oynanan maçlarda bazı tatsız olaylar yaşandı. Kazanmak hep hedeftir oyunlarda. Bu da tabi ki doğal bir durumdur. En basit bir oyunda bile herkesin hedefi kazanmaktır. Fakat kazanma adına her şey mubah anlayışı tamamen gayri ahlakidir. Kazanmak adına rakibe yapılan sertlikler nereye varacak? Acaba canı yanar mı? Ya da kendisi gibi ekmek kazandığı oyunda yapılan sertlikle bir anda sakatlandığında kazanabileceği ekmek parası ve geçindireceği bir ailesinin durumu ne olacak? Bunlardan başka toplum önünde oynanan bir oyunda yapılan her hareket kitleleri olumlu ya da olumsuz etkilediğini unutmamak lazımdır. Vereceğiniz her mesaj ya derin yaralar açar toplumu böler ya da barış ortamı doğurur. Topluma mal olmuş kişiler kılı kırk yararcasına düşünmeli, söylemeli ve hareket etmelidir.

Bir maç esnasında rakibine saldırmak, küfretmek hangi ahlak yapısıyla açıklanır. Çocuklar gibi o bana küfretti ben de ona küfrettim deyip işin içinden çıkmak o seviyeye gelmiş insanlara yakışan bir durum olmasa gerekir. Veya seviyelerinin düşüklüğünü biz gözümüzde büyütüyor muyuz diye de düşünmeden edemiyorum. Sonuçta iki yanlış bir doğru yapmaz. İki yanlış iki yanlış yapar. Tıpkı okullarda kavga eden çocukların kendilerini savunmaları gibidir. Ama şu da yaptı demek yanlışa ortak aramaktan başka bir şeye benzemez. Böyle çıkarcı,böyle empatiden uzak bir toplum yapısı sıkıntıları akli selim olarak aşamaz. Toplumun yüklediği sorumlulukların farkına vararak hareketi ihmal etmemek lazımdır. Bizden bekleneni yapmalıyız. İnsanları sukutu hayale uğratmamalıyız.

Geçenlerde iftar programların birinde duyduğum çok manalı ve dersler çıkarılması gereken bir hikâye ile konuyu bağlamak istiyorum. Şehrin birinde her şeyiyle tanınmış bir âlim ya da âlim kisveli biri yaşarmış. Yanı sarıklı, cübbeli, zahit duruşlu anlayacağınız görüntü olarak herkesin emin olacağı bir şahsiyet. Bunu gören kuşun biri yanına sokulmuş görüntüsünün emniyetine kapılarak. Âlim zat kuşun kanadını kırı vermiş. Kuş acılar içinde kıvranmış ve alim görünüşlü zatı devrin mahkeme hakimi olan kadıya şikayet etmiş. Kadı tarafları dinleyerek kararını kısas uygulamakla yerine getirilmesine karar vermiş. Yani âlimin kolunu kırmaya karar vermiş. Kuş hemen orada atılmış ve söze karışmış demiş ki ; ''Ben kısas falan istemem. Benim istediğim bu âlim görüntülü zatın üzerindeki cübbeyi, sarığı yani alimlik emarelerini ondan almanızdır. Ben yandım başkaları yanmasın. Ben onun görüntüsüne kanarak yanına yaklaştım. Bana bir şey yapmaz diye kimseleri bir daha kandıramasın diye bu adamın üzerindeki âlimlik alametleri olan eşyaları çıkartın.'' demiş.


Yani eylem ve söylemlerimiz birbirini tutmalıdır. Yoksa inandırıcılığımız kalmaz. Mevlana bu konuda taşı gediğine oturtmuş tıpkı çağlar ötesine manşet atmış; Ya göründüğün gibi ol; ya da olduğun gibi görün.

200 kez gösterildi, 0 yorum yapıldı


YORUMLAR (0)
Aktif : 0 yorum   |  Onay bekleyen : 0 yorum
|İletişim ve Künye|Sözleşme ve Telif|Gizlilik|Sitemize Reklam Verin|
Bugün
1.554 kişi
sitemizi ziyaret etti
Bugün
9.402 sayfa
tıklaması yapıldı
Dün
2.729 kişi
sitemizi ziyaret etti
Dün
18.434 sayfa
tıklaması yapıldı
Toplam
2.941.429 kişi
sitemizi ziyaret etti
Toplam
42.707.116 sayfa
tıklaması yapıldı
En Çok
4.469 kişi
15.07.2010 tarihinde
En Çok
43.458 sayfa
15.07.2010 tarihinde


© 2003-2010 | Tüm Hakları Saklıdır
Oflular.Com Haber RSS  Oflular.Com Twitter  Oflular.Com Facebook