-iy Arapça -lı / -li
-iyet Arapça -lık, lik son eki (mal+ iyet= maliyet vs.)
abrâş Arapça Arapça benekli, alaca, lekeli renkli
Ad al cavz Arapça Cevizi bol
alaba Arapça Arapçada Hz. Muhammed ile kan bağı olanlar
alef/ alaf Arapça ot, saman, hayvan yemi
arak Arapça ter
araki Arapça rakı, içki
ârân Arapça dirsek
bakara Arapça inek,dişi sığır
batın Arapça boy, kabile manasına gelir
beled Arapça şehir,kent
biir Arapça kuyu
bürcül Arapça burç, / burcul kala=kale burcu
cahd Arapça inat, ısrar etme
cahd Arapça inat, ısrar
cahel Arapça tecrübesiz, toy (Modern Türkçede cahil)
celeb Arapça eti yenen hayvanlara verilen ad, bu hayvanları kesen,satan adam
cemre Arapça kor halinde kömür
cerre Arapça (Arapça) din adamlarının staja gittiği yer
cevahir Arapça az bulunur, nadir, altın
cisr /cisir Arapça (Arapça)= köprü
çul Arapça (Arapça)= kıldan yapılmış kaba dokuma, klim
dabak Arapça (Arapça)= ince kat
deyr Arapça manastır
el amil /essani Arapça (Arapça)=amele,işçi
el hor Arapça (Arapça)= kavak
el kavm Arapça (Arapça)=kavim,topluluk
el kebir Arapça (Arapça)= büyük
el kebş / haruf Arapça (Arapça)= koç
el lü lü / lü lü Arapça (Arapça)=inci,denizden çıkarılan kıymetli taş
enzerut Arapça kısa boylu bir ağacın reçinesi
fak/ faka Arapça (Arapça) tuzak
fıdda Arapça Arapça (Kur'an da da) gümüş, kıymetli maden, ziynet
fülk Arapça Arapça (Kur'an da da) gemi
gad Arapça Arapça yarın
galyon/ kalyon Arapça Arapça yelkenli büyük gemi
gar Arapça Arapça . Mağara, in
gar /kehif Arapça (Arapça)=mağara
gılman Arapça Arapça erkek çocuklar
gubar Arapça Arapça toz
gulâm Arapça arapça erkek çocuk
hab Arapça Arapça tahıl tanesi, tohum, hububat
hark / ark Arapça (Arapça)= yarıp yırtma, su akacak yarık
kabr /kabir Arapça (Arapça)=mezar
kand Arapça (Arapça)= şeker kamışı
karye Arapça köy
kasil Arapça arapça, hayvanlara yedirilmek üzere vaktinden önce kesilen ot
kasil Arapça hayvanlara yedirilen vaktinden evvel kesilmiş ot
kassar Arapça yıkayıcı, temizleyici
kebs Arapça (Arapça)= bir çukuru toprak vb. ile doldurmak
kıble Arapça Arapçada tanrıya dönülecek yer, Anadolu'daki Bereket tanrısı Kibele sözünden kaynaklanır 40*
kils / kilis Arapça (Arapça)=kireç
koz Arapça (Arapça)=ceviz
kuh Arapça (Arapça)=kulübe,kovuk,çadır
kusa / karı'yaktin Arapça (Arapça)=kabak,bal kabağı
ma Arapça (Arapça)=su
mail Arapça (Arapça)= eğik
meks Arapça Arapça gümrük vergisi
mera Arapça (Arapça) çayır, otlak
merç / melç Arapça (Arapça)= sulak, batak yeri
merfe / mina bahri Arapça (Arapça)=deniz kenarı iskelesi
metruke Arapça (Arapça- Osmanlıca)= sahipsiz olduğu için ortak kullanılan arazi
mezere Arapça (Arapça)= mezhere'den gelir. Otlak, çayır, hayvanların yayıldığı yer.
mitraka Arapça arapça gürz
murted Arapça dönme, din değiştirme
murted/ murtat Arapça Arapça dönme, din değiştiren
müküs Arapça Arapça gümrük vergileri
Nefsi Arapça (Arapça) = asıl -
refi / rakik Arapça ince
rih Arapça rüzgar
rubban Arapça Arapça gemi kaptanı, reisi
sakil Arapça Arapça ağır
sefine Arapça Arapça (Kur'an da da) gemi
selen Arapça (Arapça)= sevl= akmaktan gelir. Sel yatağı demektir.
şems Arapça güneş
şerr Arapça fena, kötü
Şik Arapça Arapça mitolojisinde tek gözlü kahin
taraba / daraba Arapça (Arapça)= tahta perde, tahta bölme duvar
tavil Arapça Arapça uzun
tavtin Arapça iskan,yerleşmek
turab hazefi Arapça (Arapça)=kil,bir çeşit killi toprak
urum / rum Arapça (Arapça)= roma sözlüğü. Anadolu anlamında kullanılmıştır
varta Arapça (Arapça) kuyu gibi oyuk yer, tehlike
vizr Arapça Arapça günah, ağırlık
zeneb Arapça Arapça (Kur'an da da) arka, geri, kuyruk
zeri/ zari Arapça sarmaşık bitkisi
zevrak Arapça Arapça nakliye amaçlı küçük gemi
zül/ zil Arapça zillet, aşağılık, horluk
Tur Arapça Tanrının sesinin Hz.Musa'ya duyulduğu dağ
raks Arapça dans, oyun
nebi Arapça peygamber
şeriat Arapça kararlar, dinsel kararlar
satan Arapça şeytan
ezan Arapça ezan
kevser Arapça cennetteki kutsal ırmak
kabir Arapça kabir, mezar
mizap Arapça su yolu, oluk (Kutadgu Bilig'te de aynı manada geçer.)
musannif Arapça yazar
naşir Arapça yardımcı
sultan Arapça muhteşem gök, sultan
osman Arapça bilgili, zengin
kadı Arapça yargıç, kadı, hakim
gulat Arapça çok kısa, cüce
füta Arapça peştamal, bir çeşit eski kumaş
ekber Arapça en büyük
Rum Arapça Romalı, Roma ülkesi, Anadolu
ebu Arapça baba
tennur Arapça tandır
nar Arapça ateş
Ayşe Arapça yaşam
osman Arapça zengin, uzman, bilge
Ali Arapça yüce, ulu
Resul Arapça Tanrı'nın elçisi, peygamber, nebi
Ferahat Arapça Rahatlık manasına gelir. Fırat nehrinin adının bu sözden çıktığı varsayımları vardır.