Nuh peygamber ashabıyla bir sohbette onlara ahir zamanda insanların ömürlerinin çok kısa olacağından bahseder. Dinleyenlerden biri bu sürenin ne kadar olacağını sorar. Nuh peygamber tekrar kısa olacak, der. Soru yenilenir, kısa da ne kadar kısa. Bunun üzerine peygamber yetmiş seksen sene yaşayacaklar diye cevap verir. O zaman oradakilerden biri tekrar sorar, peki onlar bu süre zarfında kendilerine ev yapacaklar mı?
Ev sahibi olmak günümüzde halkın ekseriyetinin en büyük arzusu. On beş yirmi yıl adeta kuru ekmeğe talim edip ev alan insanlar biliyorum.
Maaşının üçte ikisini ev kredisine yatırıp, sıkıntılı bir hayat yaşayanlarını tanıyorum.
Ev diye hayvan ahırında yaşayanları da gördüm;villalarda, köşklerde yaşayanları da bildim.
Dünyada mekan ahirette iman sözünün gölgesinde mekanı putlaştırıp, ahireti ıskalayanlar da var.
Kendine yarım milyon liraya ev yaptırırken cami avlusundaki garibana elli kuruş vererek cenneti satın alabileceğini düşünen saftirikler var.
Evi olmayana kız vermeyenler, dayatıp döşettirdikleri evlerde kızlarının cehennem hayatı yaşamasını sineye çekenler var.
Eskilerden bir bilen demiş ki: Atalarımız düğünden önce çiftlere başlarını sokacakları küçük bir konut yaparlardı. Böylece gençler ''evlenirlerdi''.Evlenmek kelimesi buradan geliyor. Şimdilerde evler yok, katlar yaptırıyor insanlar. Ve şimdilerde insanlar ''katlanıyorlar''.
Biz çadırda yaşayan bir topluluktuk.Sonralarda çoğumuz köylerde azımız şehirlerde yaşamaya başladık.Ama bakla oda nohut sofadan başka bir ev hayalimiz olmadı.İçinde huzuru mutluluğu olan nohut kadar odası, bakla kadar sofası olan bir evdi sevdiğimizin kulağına fısıldadığımız.Katlar yatlar kimin umurundaydı ki.
Düşünün bir Osmanlı gibi çağının en büyük cihan imparatorluğunun yönetildiği yer, cihan imparatorunun evi sade, basit, debdebesiz Topkapı sarayıydı. Son yüzyılda başlandı yalılar, villalar, köşkler yapılmasına.
Bina inşa etmek, insan inşa etmekten daha bir kolay geldi bize. Kıyamet alametiymiş süslü püslü camiler olacak ama içinde Müslüman olmayacak.
Çoğumuz çocuklarımız daha rahat yaşasın diye şu dünya hayatımızı heder ediyoruz. Diğer dünya hayatımızda ise yaşayacağımız sıkıntıları öngörmeyenimiz de yok. Oysa geride onurlu bir evlat bırakabilmek yeterli olmalı. Servet evladın malıdır, hayırlı evlat toplumun. Aşık Sefai gibi diyenlere selam olsun.
Verselerde dünya malı istemem,
Seni ister deli gönül hep seni...
Köşk ü saray ne ki çalı istemem,
Seni ister deli gönül hep seni...
314 kez gösterildi, 2 yorum yapıldı