Michael E. Meeker, 1960'lı yıllarda Of'a gelmiş ve eşiyle birlikte bir yıl yaşamış biridir. 1986 yılında Of Çaykara kitabımı yazdığımda o kitapta ''Of'u Oflu araştırmacılar, uzmanlar yazmıyorlar da Amerika'dan gelen bir adam yazıyor'' diye aslında Oflu araştırmacılara ve bunları desteklemeyenlere serzenişte bulunmuştum. Fakat o yıl İstanbul'a gelen Michael E. Meeker, bir kitapçı vitrininde kitabını görmüş ve eskiden yaşadığı yer ile ilgili kitabı alarak göz gezdirmiş. Göz gezdirirken kendisiyle ilgili ibareyi görünce kitapçıdan bana haber ulaştırmasını istemiş ve bunun üzerine bana haber gelince bende onu bularak yanına gitmiştim. Onun ile birçok kez bir araya geldim. Onu Of Cemiyetine götürdüm. Orada yaşı 35- 40 ı üzerindekileri babalarının hatta akrabalarının isimlerini bile diyerek tanımış oradakileri şaşırtmıştı. Antropoloji uzmanı olan araştırmacı Of ile ilgili bir araştırma yapmıştı be bu ''Başarının Oluşumu ve Trabzonlular'' adlı kitapta yayınlanmıştı. Daha sonra Amerika'da Şikago'da yine üniversitede hocalık yapan Meeker, orada ''Bir İmparatorluktan Gelen Ulus, Türk Modernitesi ve Doğu Karadeniz'de Osmanlı Mirası'' adlı bir kitap yayınladı. Bu kitap İstanbul'da Türkçe olarak 2005 yılında yayınlandı. Bu kitabın ana konusu ve merkezi Of idi. Of'ta yaşadığı müddet içerisindeki gözlemlerini irdeleyerek yayınladığı çalışmada Of ile ilgili önemli bilgiler var. Bu bilgiler arasında Hasan Umur'un yazdığı ''Of Muharebeleri'' kitabından da alıntılar yaparak bunun üzerine yorum yapmış. Bu çalışmada Meeker'in söylemiyle yukarda adı geçen kitaptan Of Muharebeleri ile ilgili bilgileri bazı bölümlerini kısaltarak aldık. Yorumlarına da hiç dokunmadan yer verdik.
''....
Rusların Trabzon'a doğru ilerleyişi Şubat ayında, silahlı gemilerle desteklenen kara ordusunun Rize'yi işgal ettiği tarihte başlamıştı. Lazistan bölgesi ordu kumandanı Avni Paşa, geri çekilen ordusundan arta kalan güçleri toplayarak Of ilçesindeki Baltacı Deresi'nde umutsuz bir şekilde direnmeye karar verdi. Yörenin iç kısmındaki köylerden birine ulaşarak, yerel liderlere orduyu desteklemek üzere halkını seferber etme ve kendi yanında savaşma çağrısında bulundu. Aldığı karşılık beklenenin üzerinde görünüyordu. İki üç hafta içinde, binlerce kişilik düzensiz askeri birliklerle güçlendirilen ve binlerce sivil tarafından desteklendirilen Osmanlı ordusu, yenilmez bir güce sahip Rus ordusunun ilerlemesini durdurmayı başarmıştı. Kısa fakat korkunç bir aradan sonra, 20. yüzyıl Of ilçesine makineli tüfekler, denizden bombardıman, savunma savaşı ve sivil mülteciler biçiminde gelmişti.
Büyük tehlikeleri ve fedakarlıkları içine alan kitlesel bir çaba olarak, Of Muharebesi, haklı olarak yeni bir tür siyasal kimliğin ve siyasal katılımın şafağı olarak hatırlanır oldu. Bu, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılma olasılığı gündeme gelmeden önce oluşmakta olan Türk ulusunun yerel bir örneğiydi....Of Mücadelelerini anlatan iki küçük kitap ortaya çıkmıştı. Yazarlasın ikisi de Of yerlilerinin kimliğini ele alırken, 1919 baharı üzerine odaklanır. Her ikisi de Ofluların, Osmanlı İmparatorluğu'nun alaca karanlığında, kendilerini nasıl Türk ulusu olarak ortaya koydukları sorusunu gündeme getirir.
Bu kitaplardan ilki 1949'da yayınlanmıştı ve ilk ağızlardan anılara yer veriyordu. Bu kitap, Of Muıharebesine katılan, ulusal hareketin faal kişilerinden ve T.C.'nin ilk yıllarında yerel politikacılardan biri olan Hasan Umur'du. 1950'lerin başında ortaya çıkan) ikinci kitap kişisel görüşmelere, resmi belgelere ve yetkin kaynaklara dayanan bir araştırma projesiydi. Yeni Çaykara kasabasının yerlilerinden olan, geniş aile gruplarının ileri gelen şahıslarıyla samimi olan, genç ilkokul öğretmeni Altay Yiğit tarafından yazılmıştı. Lazistan bölgesinin kumandanı Avni Paşa'nın 28 Şubat 1916'da Of ilçesine varır varmaz söyledikleri ve yazdıklarına ilişkin çeşitli raporlarından başlayacağım.
Umur, Avni Paşa'nın çağrısına karşılık veren yerel liderler arasındaydı. Umur, arkadaşlarının kumandanı gece yarısından sonra bir köy evinin bahçesinde otururken gördüğünü söyler.
.....
Avni Paşa kimsenin savaşta yer almaya zorlanmayacağını ve cephe hattından kaçan kimsenin tutuklanmayacağını söylüyordu. Bu kadar umursuz durumda, Ofluların vatan aşkına hitap etmekten başka seçeneği yoktu.
Umur, bir Osmanlı görevlisinin Cumhuriyet döneminin ulusal uyanışını anımsatan bir konuşma yaptığını hatırlatır.Avni Paşa, gençeleri ve yaşlıları, erkekleri ve kadınları, güçlüleri ve zayıfları içine alan geniş bir iş bölümü oluşturarak, toplumun tamamını ''askerlerimizi'' desteklemek üzere kitlesel ayaklanmaya çağırıyordu. Çabalarını desteklemek için dua etmeyi reddenleri asacağını vurgulayarak, söz konusu kitlenin kendisini Osmanlı Ordu birlikleriyle özdeşleştirmesini sağlamaya çalışmıştı.
....
Avni Paşa, aynı zamanda Şubat ayı sonuna doğru yöredeki memurlara resmi bir yazı göndererek, direnişe desteği örgütlemek için yetki vermişti. Yiğit, of müftüsünün arşivinde bu yazılardan birini bulmuş ve kendi çalışmasında bu belgeyi Türkçeye çevirerek yayınlamıştı. Avni Paşa, Umur'un hatıralarında örtüşen terimler kullanmıştır.Fakat bunların anlamı tamamıyla farklıdır. Müftünün kişiliğine ve yürüttüğü göreve saygıyla hitap eder, bu şekilde onun devlete ve dine bağlılığını onaylar. Dolayasıyla, bir tür vatanseverliğe vurgu yapar, fakat bu vatanseverlik, imparatorluk sisteminde unvan ve görev sahibi olan kişilerle ilgili bir ''resmi'' vatanseverliktir. Müftüye ''vuruşarak, saldırarak, taşıyarak ve inşa ederek direnişe katkıda bulunabilecek'' herkesi, ordudan kaçanlar, yoklama kaçakları ve izinli askerler de dahil olmak üzere herkesi, kendisine yollamasını emreder. Böylelikle, farklı yeteneklere ve eğilimlere sahip bireylerden oluşan bütün bir topluma değil, iş bölümüne ihtiyaç duyduğunu belirtir. Aynı zamanda birliklerini desteklemeyi reddedenler için oldukça sert cezai tedbirler uygulanması çağrısında bulunur, fakat bunu sadece teorik vurgulamayla yapmaz. Tersine, müftüye ''kendisine karşı gelenleri akla gelebilecek en korkunç cezalara çarptırılması'' için tam yetki verir. Bu amaçla evlerinin yakılıp yıkılmasını, akrabalarının ve torunlarının sürülmesini ve bunlara işkence edilmesini'' tavsiye eder. Diğer devlet görevlilerinin Ermeni nüfus için en sert uygulamalara izin vermesi gibi, Avni Paşa'da Müslüman nüfusa karşı en sert uygulamalara izin verir.
.....
Avni Paşa, yerel liderlerle konuşurken sınırı buradan çizebilmek, devlet memurlarına emir verirken şuradan çizebilmek üzere iki resmi kayıt düzenlemiş olabilirdi. Buna göre, kumandan ordu birliklerini desteklemeyecek olanları acımasızca tehdit ettiği gib, gece yarısı bahçede kendisiyle görüşmeye gelenlere de ona göre konuşacaktı.
....... ''
Michael E. Meeker, Hasan Hilmi Umur'un ve Altay Yiğit'in kaynaklarından yararlanarak yazdığı bu yazıda Avni Paşa'nın müftüye verdiği yetki belgesindeki ifadeleri tehdit edici bulması ve Umur'a söylediği sözlerle çeliştiği ifade edilir. Ancak burada şunu belirtmekte yarar vardır. Müftü'ye verilen belge ''müftünün Of ve çevresinde asker toplama ve savaşa haklın yardımını sağlamak için yetki belgesi'' idi. Müftü bu belgeyle Vali kadar çok yetkili idi. Bu yetkileri arasında cezalandırmanın da olduğu ve özellikle isyan edenin, askerlikten kaçanın cezasının çok ağır olduğunu belirtmesidir. Savaş ortamında en ufak değerlere ihtiyaç var iken ben ne olursa olsun savaşmak istemiyorum'' lüksünü kimsenin kendinde bulmaması gerekir. Zaten böyle bir ağır ceza verilmemiştir. Vatan savunmasında Oflular zaten hazırdılar. Birer Türk gibi savaştılar ve ölmesini de bildiler.
Konu ve belgeleri şu an baskıda olan Haşim Albayrak'a ait Of Direnişi adlı kitabın genişletilmiş üçüncü baskısında olacak
418 kez gösterildi, 1 yorum yapıldı