Ülkemizde güç mücadelesi dur durak demeden devam ediyor. Ülke adına normalleşmek için atılan adımlar eskiden değişik kurum ve kurullardan geçirilmeden öldürülüyordu. Ya da oluşumuna izin verilmiyordu. Yüksek öğretim bir ülkenin istikbaline ve istiklaline etki eden önemli bir meseledir. Onun için istikbal ve istiklalimizle oynayanlar bunu çok iyi biliyorlar. Ellerindeki bu gücü ülkenin geneline şamil kılmak istemiyorlar. Mutlu ve ülkenin tasasını çekmeyen ona yabancı bir yönetici elit oluşturmak mı isteniyor? diye düşünmeden edemiyor insan. Lakin ne olursa olsun ülkenin geleceğini ilgilendiren bu konuda bari yapılmasa.
Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) katsayı adaletsizliğini ortadan kaldıran kararını alınca ülkede bir normalleşme havası meydana gelmişti. Aynı Danıştay kendisine katsayı adaletsizliği konusunda başvurulduğunda bu iş kendilerinin değil de YÖK'ün işi olduğu açıklamasını yapmıştı. Fakat ne zamanki ''rakip iktidar'' döneminde bu işin çözülmesi için adımlar atılınca o zaman çözüm konusunda farklı bir içtihat yapıyor ve bu kararı durduruyor. Dün çözümü YÖK'te görenler bugün çözümün kendilerinde olduğunu söylemeleri ancak bir iktidar mücadelesine hukukun alet edilmesinden başka bir şey olmaz. YÖK yine de hukuk devleti adına çatışmaktan kaçınarak belli bir katsayı koyarak ülkenin önünü açmak istemişti. Fakat bu da inandırıcı olmamış, bu düzenleme de boşuna yapıldığını Danıştay aldığı kararla ortaya koymuş oldu. Yani düdük bizim elimizde biz ne diyorsak o. Adeta meydan okuyor gibi.
Bu ülkede ne zaman milletin yararına bir düzenleme yapılsa belli bir kesim bundan rahatsızlık duyar ve bunun önünü kesmek için elinden geleni yapar. Tabi ki sonucunu düşünmeden diyemeyeceğim elbette sonucunu düşünerek ve bilerek bunu yapar. Bu işten mağdur olanlar olmuş, ülke adına ileriye dönük zararlar olmuş gibi düşünceler pek de düşünülmez. Varsa yoksa çıkarlarını sürdüren çarkın devamlı işlemesi.
Peki, şimdi ne olacak? Büyük bir heyecan ve şevkle bu yıl sınava çalışan meslek liselilerin durumu ne olacak? Hayalleri suya mı düşecek? Onlara bu iş için çözümün olacağını söyleyenler ve söz verenler sözlerinde duracaklar mı? Hep beraber göreceğiz. Bu konudaki inancım bu iş bir şekilde çözülecektir. Bu konuda mağdur olan arkadaşlara tavsiyem aynı heyecanla çalışmalarına devam etsinler. Çünkü bu yoldan dönüş yok.
Bu katsayı konusunda YÖK'ün aldığı karardan sonra bir yazı yazmıştım. 26.07.2009 tarihli yazımda ileride bu tür sorunların bir daha yaşanmaması için şu tavsiyelerde bulunmuştum.'' Bundan sonra bu tür sorunlar yaşamamak için kalıcı ve kanuni düzenlemeler yapılmalıdır. Kişilere bağlı bir değişim olursa yeni yasakçı kişiler gelir ve aynı yasaklar yeniden konur. Bunun yanında kanunlar da düzeltilmeli bunları uygulayacak kişiler de halkın yararını gözetecek düzenlemeleri uygulamalıdır. Yine bazı aklı evveller çıkacak bunu değişik mecralara çekecektir. Unutulmasın ki bu bir basit bir katsayı problemi değil ülkenin istikbaldeki yönetimini halka açıp açmama meselesidir bir yönden.''26.07.2009 Oflular.com
O zaman yapılmayan ve hukukun etrafından dönülüp yapılacak düzenlemeyle katsayı sorununu çözeceğini zannedenler işin ciddiyetinden uzak olduğunu umarım anlamışlardır. Çünkü karşılarında öyle bir set var ki hukuku ideolojik tevillerle kendilerine yontan bir anlayıştır bu. Yoksa dün aynı konuda farklı bugün farklı bir karar veriliyorsa başka nasıl düşünceye sahip olabiliriz ki. Hukuk siyasi gündeme göre değişirse hukukluktan çıkmaz mı? Bu ülke dün dündür bugün bugündür anlayışındaki siyasetten çok çekmiş bir ülke değil miydi?
Artık bu işin çözümü için ne isteniyorsa yapılmalıdır. Madem kanuni düzenleme isteniyor. Öyleyse değiştirin bu katsayı meselesini düzenleyen 45. maddeyi bir eşitlik getirin. Ama şuna inanıyorum ki bu sefer 367 garabetini bu ülkeye yaşatan anayasa mahkemesinden döner bu sefer. O zamanda daha ileri boyuta giderse halkoyuna gidilir. Binanı aleyh yollar gitmekle aşınmaz nitekim! Yine söylüyorum dere yukarı akmaz. Su yatağını bulur.