Öğretmenin biri çocuğuna meslek seçimi konusunda yol gösterir. Ona ille de öğretmen olmasını tavsiye eder. Öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğunu, evrendeki en değerli şeyin bilgi olduğunu ve öğretmenlerin de bilgi veren insanlar olduğundan yerlerinin kesinlikle cennet olacağını söyler.Evlat bu nasihatini alır ve o da babası gibi öğretmen olur. Yıllar geçer evlat her fani gibi ölür. Cennete gider. Orada babasını arar ama bulamaz. Bir de cehenneme bakayım, der. Babası orada, cehennemdedir. Ve durumu hiç iyi gözükmemektedir. Evlat babasına hani öğretmenler cennete giderdi, sen niçin buradasın diye serzenişte bulunur. Baba , ''oğlum evet öğretmenler gerçekten cennete gider ama bir on beş günlük müdürlüğüm oldu ya;
işte ben oradan kaybettim'' der.
Müdürlük ,ateşi bilenler için ateşten gömlektir de, ateşi bilmeyen için beşeri ihtirasların tatmini için sürekli
ilikli tutulan cekettir.Müdürlük, öğrenci koşuşturmaları, dağlarda bayırlarda yapılan okul ziyaretleri sırasında yutulan tozlu topraklı havadır da makama kurulup
etrafa hava atmak değildir. Müdürlük, gerektiğinde odun gibi olmaktır da
asla eğri olmamaktır. Müdür, gerektiğinde kurumu için kızıp hatta köpüren adamdır da; kendine kızıldığında
kızıp köpüren adam değildir. Müdür, evi ,çiftliği olan- olabilen adamdır da; makamını, kurumunu
babasının çiftliği olarak gören bir adam değildir. Müdür, çok şey bilen değil de;az da olsa
bir şeyler yapabilendir. Müdür karnından konuşup nutuk atan değil de; duygulanan, üzülen dertlenen yani
ciğerden konuşandır. Müdür etrafında tuttuğu üç beş kişi ile işe koşulan değil de;kurum potansiyelini bir bütün olarak
işe koşandır. Müdür, adamları olan kişi değildir de; kendisi
bütün personelinin adamıdır. Müdür, rakamların hesabını dünyada veren değil de; kul hakkının hesabını
öbür dünyada verebilendir. Müdür, piramidin tepesinde oturmanın yüceliği ile nefis kudurdan değil de; tepenin sivriliği ile
canı yanandır. Müdür, gerektiğinde dik durabilen, doğru bildiğini haykırabilen bir örnektir de; ya rüzgarın şiddetinden ya da balığın nimetinden dolayı başını suya sokup çıkaran
ördek değildir. Müdür, derslerde öğrenciye karşı rolünü oynayandır da; vatandaşa karşı
artistleşmeyendir. Müdür emaneti ehline vermeyip de günaha giren ve kendi kıyameti yanı sıra kurumunu da kıyamete yaklaştıran
şaşkın değildir. Müdür, personelinin yüzüne karşı bir şey diyemeyecek kadar aciz olup,
arkasından konuşan biri değildir. Müdür, törenlerde oturmaya gelince en önde;işe gelince en arkada durup,at işler er övünür
demiyendir.. Ve müdür, hurma yiyen ama yediği hurmaların bir gün gelip burmalayacağını en iyi bilendir. Hem bu dünyada hem öbür dünyada.