KÖŞE YAZISI

EĞİTİME BAKIŞ
Eğitimci Yazar

Ah İstanbul

06 Haziran 2007 Çarşamba


21 - 25 Mayıs tarihleri arasında Yalova Çınarcık’ta bir seminere katıldım. Güzel yerler ama Karadeniz sahil şeridindeki herhangi bir yerden daha güzel değil. Buraların albenisi İstanbul’a yakınlığı. İstanbul’a yakınlık bile bir avantaj. Kiraladığımız bir yolcu gemisi ile boğaz turu yaptık.Lüks binaları, denize sıfır yalıları, sarayları, televizyondan duyduğumuz malum eğlence yerlerini oldukça yakından görme şansına sahip oldum. Yanımda Erzincan’dan gelen bir arkadaşın “bunlar yaşıyorsa biz ne yapıyoruz” dediğini duydum. Bu şaşa , bu debdebe benimde moralimi bozdu. Üvey evlat gibi hissettim. Ancak içim Eminönü camiinde huzur buldu. Nerede yaşadığından ziyade nasıl yaşadığının daha önemli olduğunu düşündüm. Ve herkes için mutlak olan ölüm ve hesap günü için yaratana şükrettim.

Seminerin bitiminde İstanbul’a geçtim. Yaklaşık on yıldır gelmemiştim. Karadeniz’in küçük sahil kasabalarına öyle alışmışım ki, adım atar atmaz şehrin kalabalığı beni gerçekten tuttu. Havanın sıcaklığı, otobüs duraklarında bekleyen insanlar, tıkış tıkış otobüsler, zencisinden beyaz Rus’una doğulusundan batılısına her telden ve türden binlerce insan. Sağda solda çimenler üzerinde yatan insan sıfatından çıkmış miskinler, fakirliği her hallerinden belli garibanlar ve bunların yanından son model arabalarla basıp geçen zenginler. Ah İstanbul sen ne ibretlik bir tablosun. Tabi “görene iki gözüm görene, alemi sersem sanan köre ne!”

Gördüğüm bütün dostlarıma aynı şeyi söyledim. İstanbul’da nasıl yaşıyorsunuz. Herkesin haklı bir sebebi ve bir hikayesi var. Buradan başka bir çıkışımız yok, zamanla alışıyor insan, diyorlar. Ama memleket hasreti de bir taraftan yakıp kavuruyor. İşte bu hasreti bir nebze olsun azaltan, arkadaşlığı-dostluğu pekiştiren, İstanbul’un bütün keşmekeşliğine inat huzur arayanların uğrak yeri bir mekan var İstanbul’da: Nimet Lokantası. Aksaray’da Vatan Caddesinin bir üst sokağında Anka Oteli arkasında yemekleri leziz ve ortamı nezih bir yer burası. Gönül sohbeti, memleket muhabbeti yapmak isteyenlerin yeri. Yemek kalitesinden ödün verilmeden fiyatlar fevkalade ucuz tutulmuş. Özellikle okurlarıma tavsiye ederim. Buraya gidin benim de selamlarımı söyleyin.

Hani Belgrat ormanları gibi yerler için İstanbul’un ciğerleri diyorlar ya, asıl ciğerler -yürekler bu tür yerler olsa gerek. Yoksa essahtan çekilmez bu İstanbul.

DİĞER YAZILARI
Gösterim : 506
YORUMLAR (2)
  korhan (19 Haziran 2007 Salı  23:44)
İstanbul Türkiyenin en güzel ve canlı şehri.İstanbul'a alışan bir kişi kolay kolay başka bir şehirde yaşayamaz.Anadolu'da öğretmenlik yaparken her gün istanbul'u sayıklamışım.
Bir kaç yılda bir gittiğim Trabzon bile 10 gün sonra sıkıcı geliyor insana.Her büyük şehrin belli başlı sıkıntıları olacak ama istanbul'da yaşamak için bu sıkıntıları çekmeye değer.
  akaya672 (08 Haziran 2007 Cuma  11:35)
Yazınızı büyük bir zevkle okudum. Kısa sürede İstanbulu iyi analiz etmişsiniz ancak bir şeyi gözden kaçırdınız İstanbulda 25 milyon insan yaşamakta sizin bahsettiğiniz güzellikleri ancak yüzde 1 yaşamaktadır. Buralarda insanlar çöplerden karınlarını doyuruyor. Varoşlarda yaşayan insanlar sizin bahsettiğiniz güzellikleri sadece İstanbulda olduklarını biliyorlar oralarda yaşamıyorlar. Arkadaşınızın dediği gibi bunlar yaşıyorsa bizler ne yapıyoruz sorusunu onlar daha çok soruyorlar saygılarımla.

Yorum Ekle...  (üyelik gerektirmez)

| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2003 - 2008 | Tüm Hakları Saklıdır