KÖŞE YAZISI

SPORCA
Spor Yazarı

Altı kişi ile kontratak

01 Eylül 2008 Pazartesi

Hafta sonu futbolla iç içe bir yaşam sürdük. Doğal olarak kelimelerimize de futbol yansıdı. Ankara ve Arsin'de oynanan maçlar ve halkımızın bakış açısı üzerine bir yazı ile karşınızdayız.


Yoğun iş tempomuz arasında bazen iş gereği, bazen özel ziyaretlerde birçok kişi ile sohbet edebilme fırsatımız oluyor kısa süreli de olsa. Cumartesi günü de böyle bir ziyarette Hamit arkadaşımızla sohbet ederken bir tespitte bulunarak bizlere de sitemde bulundu.

Önünde açık olan Oflular.com sitemizi göstererek ekranda gözüken son haberlerin yarısının spor haberi olduğunu söyledi ve ekledi. ''Spor ile milleti bu kadar niye uyutuyorsunuz?''

Hayatımız futbol
Verilecek o kadar cevap vardı ki nereden başlayacağımı şaşırdım. Bir defa eleştirin eksik dedim. ''Spor'' değil, ''Futbol''. Spor haberlerimizin yüzde de 99'u futbol. Çünkü bizde futbol dışında bir spor dalı yok. Hemen elimdeki yerel gazetelerden Taka'yı açtım. Bak dedim 20 sayfalık gazetenin 6 sayfası spor. Zaten 5-6 sayfası da reklam dolu. Yani gazetenin 3'te biri haber, 3'te biri spor, geri kalan 3'te biri de reklam. İkna olmadıysan diğer gazeteye de bakalım dedim ve İlkhaber'i açtım. Değişen hiçbir şey yoktu. Onda da durum aynıydı. Arkadaşım ikna olmamaya direnerek ''ben istemiyorum futbolu mutbolu'' derken ben devam ettim. Bu gazeteler keyfinden mi veriyor bu futbol haberlerini? diye sordum. Sokağa çıkıp o an kimle sohbet etsen yarıya yakını futboldan bahsedecekti bundan emindim.

Nitekim Gazeteden neyin ne kadar okunduğunu takip edebilme şansımız yok ama Oflular.com'da bu şansımız mevcut. Profesyonel sayaç sonucu hangi haberin ne kadar okunduğu, hangi yazıya ne kadar değer verildiğini bu sayaç sayesinde öğrenebiliyoruz. Sitenin sistemini övmeye gerek yok sizler bile güvenirliğini deneyebilirsiniz. Bazı siteler gibi ''yenile'' düğmelerini kullanarak sayacımızı arttırma şansınız yok. IP destekli formüller sayesinde aynı bilgisayardan peş peşe yapılan tıklamalar sistem tarafından kabul görmüyor.

Asıl mevzumuza gelecek olursak, futbolla yatıp futbolla kalkan bir toplum olarak, bizlerde bölgesel olarak bu yoğunluğu en yüksek derecede yaşıyoruz. Hele de bu sene Trabzonspor, çok daha farklı bir takım olmuş ki konuşulmayacak, takip edilmeyecek gibi değil.

Hem Trabzonspor'un başarılı bir sezon geçireceğine olan inanç, hem de TFF 2.Ligindeki ilk yılında yıllardır dünyanın dört bir yanında adından bahsettirmeyi başaran Of'un, adını bu yıl Ofspor ve futboluyla Türkiye'nin gündemine oturtmayı amaçlaması da halkımızın futbola olan ilgisini artırıyor.

Cuma akşamı Trabzonspor'u izledik. 10 dakikalık gecikmenin ardından izlemeye başladığımız maçın seyri, geçen hafta henüz hazır değil dediğimiz ama kalitesini inkar etmediğimiz Colman'ın Yattara'ya attığı kalitesini perçinleyen pası ve en kötü gününde bile asla vazgeçilemeyecek bir top cambazının bir bilek hareketi ile ''kaleci ile karşı karşıya kalınca gol böyle atılır'' haykırışı sonucunda keyfe dönüştü. Hemen ardından Selçuk'un başarıya İnan'mışlığını gösteren azmi sonucu Gökhan'dan seken topu iyi takip etmesi keyfimize keyif kattı.

Yattara Resitali
İkinci yarıda Yattara'nın sakatlanması yüreklerimizi ağzımıza getirirken, ''birilerinin nazarına geldi'' kelimelerinin kalbimizden dudaklarımıza ulaştığına şahit olduk. Hemen aklımıza lige verilen ara geldi ve Yattara'nın Beşiktaş maçına yetişebilmesi için dua etmeye başladık.


Altı kişi ile kontratak
Maçın bence yorumlanması gereken tek bir pozisyonu vardı. Son dakikalarda Gökhan Ünal'ın kaçırdığı pozisyondan çıkartılması gereken çok ders olduğunu düşünüyorum. Maçın son dakikasında 6-7 oyuncunun hep birlikte kontratağa çıkması, Futbolcularımızın ''hırsı ve heyecanı''nın göstergesi olarak bizlere çok şeyler anlattığı bir gerçek ama hiç gerek yok. Herkesin hatırlayacağı 5 Mayıs 1996'daki Fener maçında 1-0 önde olduğumuz halde devamlı olarak atak yapıp ikinci gol arayışlarımız bir çoğumuzun hoşuna gitmesine rağmen sonucunun nelere mal olduğunu biliyoruz. Skor 1-0 olsaydı eminim o derece kalabalık çıkmazdılar ama ne olursa olsun bir maçta değil dakikalar saniyeler bile çok uzun süre. Nitekim Gökhan'ın atamadığı pozisyonun dönüşünü hepimiz gördük. Bir dakika sonrada yenmesi muhtemel golü yedik. Ayaklarımızı yere basarak gitmek zorundayız. Maç 5-6 olurdu çok rahat. Hatta olması da gerekirdi. Ama önemli olan puanlar. O puanları eksiksiz topladığınız sürece hedefe bir adım daha yaklaşacaksınız.

Karanlıkta gece maçı
Gelelim Ofspor'a. İkinci ligdeki ilk maçımıza Arsin'de çıkmak varmış. 2 yıl önce 1-1 beraberlikle ayrıldığımız sahadan yine beraberlikle ayrıldık. Maçın 17:00'de başlaması ne kadar yanlış olmuşsa Arsin'in sahası ve tribünleri de 2.Lig için o derece yanlıştır.

Havanın normal şartlarda zaten 19'da karardığı gerçeği ortadayken ve bir maçın en asgari ölçülerde 2 saat sürdüğünü bilerek 17:00'ye maç koymanın ne kadar yanlış olduğunu sanırım anlatmaya gerek yok.

Arsinspor'un sahasını ve tribünlerini gördükten sonra Of İlçe stadımızın birçok ilde bile bulunmayan Süper Lig maçı oynanabilecek bir stad olduğu gerçeğini düşünmeye başladım. Sahanın küçüklüğü, topun taca çıkmadan önce neredeyse duvarlara değeceği hissi, futbolu kötü yönde etkilediği bir gerçek.

Taraftarlarımız bir arada
Hiç mi güzel yanı yoktu derseniz bütün bu olumsuzluklara rağmen güzel bir yanı olduğunu söyleyeyim. Arsin taraftarı Of'a gelse Of İlçe stadında yan yana oturup böyle rahatlıkla maç seyredemezlerdi. Yani Of taraftarı rahatlıkla Arsin taraftarı arasında oturarak gol sevinçlerini yaşayabilmiştir. Bu iki şehir açısından önemli bir gelişmedir.

Maçın ilk yarısında Arsinspor'un daha etkili olduğunu söyleyebiliriz. Ama Ofspor da devreyi önde kapatacak fırsatları bulmuştu. Sofu'dan sekip boş kaleye gidebilecek topa yetişen Murat Dönmez, ilk yarının 0-0 sona ermesini sağladı.

Gözlemci golü izletmedi
İkinci yarıda TFF Gözlemcisi ile çekimler konusunda pazarlık yaparken golü yemişiz. Temsilci bana, ben ona ''golü kaçırdık'' serzenişi sonrası sadece foto alabilme izniyle kameramızı kapattık. (Maçın Videosunu izleyen arkadaşlara bir dip not: O görüntüleri fotoğraf makinesinin videosuyla çektim. Foto makinesi ile çekildiğinden görüntüler düşük kalitedir ama bu imkanlarla bu kadar. Kamera çekimi yapmamıza izin vermediler.)

Golden sonra kısa sürede toparlanan Ofspor, pozisyon bulmaya başladı. Araya atılan pasa hareketlenen Hicabi iki oyuncunun arasından sıyrılıp ceza sahasına girmek üzereyken yerde kaldı. Direk kırmızı olması gereken kart sarı olunca Arsin mücadeleye 11 kişi devam etti. Vedat attığı mükemmel frikik golü ile skora denge getirdi. Beraberliği yakalayan Ofspor oyunun tek hakimiydi ve maçı rakip sahaya yıkmıştı. 2.golün gelmesi an meselesiydi. Üst üste pozisyonlar 15 dakikalık dilimde oldukça keyif vericiydi.

En keyifli 15 dakika
1-1' lik golü atıp, 2-1'lik golü yediğimiz 56 ile 70. dakikalar arasında ortaya konan mücadele gelecek maçların daha bir keyif vereceğinin sinyalidir. Özellikle iç sahada bu mücadele oldukça keyif verecektir. Bu oyunun ardından galibiyet golünü beklerken, duran bir top ve kaleye gönderilen şandel bir top Arsinspor'u sevince boğdu. Ofspor için maç henüz bitmemişti. 77.dakikada oyuna giren kaptan gemiyi kurtarmanın sevincini yaşadı. Klasik hareketleri sonucu attığı şutun savunmanın da etkisiyle kaleciyi yanıltarak filelere gitmesi, yaklaşmakta olan gece karanlığını aydınlığa dönüştürüyordu.

Sürpriz sonuçlar
Diğer maçlarda alınan tüm sonuçlar ise hayretle karşılandı. Zirveye oynayacağı beklenen Karadenizspor'un son sırada düşünülen Karsspor'a yenilmesi, Y.Yozgat'ın Pazar'da sahadan silinmesi, Erzurumspor'un sahaya bile çıkamaması (borcu nedeniyle federasyon maçı oynatmadı), Çankırı'nın Tokat'ı 2-1 ile geçmesi bu ligin gerçek görüntüsünün beklenenin aksine olacağı izlenimi verdi. İlk haftadan sadece sonuçlar üzerinde yorum yapmak doğru değil ama Ofspor'un bu grubu ilk ikide bitirme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum.

DİĞER YAZILARI
Gösterim : 186
YORUMLAR (0)
Yorum Ekle ...  (üyelik gerektirmez)
| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2008 | Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım ve Programlama : Murat Kumandaş