EĞİTİME BAKIŞ
Eğitimci Yazar
Başarmak için...24 Ağustos 2006 Perşembe2005 – 2006 öğretim yılı tam anlamı ile bugün (23.08.2006) bitti. Önce OKS, ÖSS başvuruları, sonra sınavlar ve daha sonrada sonuçlar ilan edildi. En son bugün de ÖSS sonuçları duyurularak; bu seneye ait bütün hedefler sonuçlandı. Bu yıl, muhakkak ki bazıları için hedeflere ulaşma anlamında sevindirici, bazıları için ise ümitlerin başka bahara bırakıldığı bir süreç olmuştur. Fen lisesi olarak başarılı dönem geçirdiğimizi söyleyebilirim. Heyecan içinde sonuçları internetten indirirken ; “aferin oğlum, aferin kızım” nidaları arasında keyiflendim, mutlu oldum. Birileri beni mutlu etti. Kendilerini mutlu ettiler. Anne babalarını dost ve akrabalarını mutlu ettiler. Mutluluktan başka ne istenir ki. Peki, bunu sağlamak için ne yaptılar biliyor musunuz? Çalıştılar. 95 öğrenciden 34 tane Türkiye’nin en iyi tıp fakülteleri, 4 tane diş hekimliği ve 30 küsur başta bilgisayar olmak üzere ülkenin en iyi mühendislikleri. Okulumuzu kazanan öğrenciler zeki öğrenciler, kabul ama yetmiyor zekâ. 370 puan alan öğrenci ile aynı sırada oturan ve aynı puanla gelen arkadaşı 300 puan almış. Tepeden aşağı doğru puan sıralamasına bakıyorum; birkaç istisna dışında hep kendilerini bu yola atamış, tabiri caizse, bu yola baş koymuş öğrenciler. El işte göz oynaşta olmuyor bu işler. Size yaşadığım iki örnekten bahsedeceğim. Biri okul birinciliğine oynayan, ancak ilk dönem itibarı ile girdiği ÖSS deneme sınavlarından bir türlü yüksek puan alamayıp psikolojik olarak yıpranan Ayşegül’dür. Ayşegül’ü karşıma alıp konuşuyorum. “Çok çalışıyorum hocam, ama olmuyor. Ne yapmam gerekiyor bilmiyorum” diyor. Bak kızım, diyorum. Allah’ın vaadi var. Parayı istediğime, ilmi çalışana verir. Çalışmaya devam et başarın kaçınılmaz olacak. Ayşegül gerçekten çalışıyor. İngilizcelerine giriyorum. Bir saat ders bir saat test diye karar vermişiz. Ama açık göz öğrenciler, yorulduklarını kafalarının almadığını, bu bir saatte film seyretmek istediklerini bildiriyorlar. Yok diyorum, yalvar yakar oluyorlar. Üstelik filmlerini de almışlar. Hem birazda kafayı dağıtmak fena olmaz diyerek izin veriyorum. Hepsi sinema salonunda film seyrediyor. Biri hariç. Kim dersiniz? Tabi ki Ayşegül. Yahu Ayşe, git sen de seyret biraz kafanı dağıtırsın diyorum. Yok, hocam, bitirmem gereken konularım var, cevabını alıyorum. Bu her hafta böyle devam ediyor ama Ayşegül pes etmiyor ve çalışmaya devam ediyor. Sonuç, Ayşegül okul birincisi, Trabzon beşincisi, Türkiye 688. ve Hacettepe Tıp Fakültesi öğrencisi. Her hafta bana en fazla dil döken ve sürekli elinde filmle dolaşan öğrencim ise maalesef yerleşemedi. Diğer bahsedeceğim kişi ise çok yakınım. Bilirsiniz bizim oralarda kız çocukları okutulmazdı. Kardeşimi de okutmadı babam. Aradan yıllar geçti. Ama okumak ukdesi hep onun içinde kaldı. Açık ilköğretim okulunu yazıldı ve bitirdi. Açıköğretim lisesinden de geçtiğimiz sene mezun oldu. Bu yıl üniversite sınavlarına girdi ve 32 yaşında KTÜ Sosyal Bilgiler Öğretmenliğini kazandı. Olağanüstü başarı hikâyelerini hep filmlerde görürüz ama etrafımızda bir hedefe kilitlenen ve bu hedefe kendini atayan nice insanlarımız var. Onlar sayesinde ayaktayız zaten, onlar sayesinde ayaktayız… |
DİĞER YAZILARI
|
tubacebi
demetmolla