KÖŞE YAZISI

SPORCA
Spor Yazarı

Çanakkale ruhu ve gücümüz

26 Mart 2008 Çarşamba


18 Mart ve Çanakkale Ruhu
Son yıllarda müthiş derecede değer vermeye başladığımız, Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı, 15 yaşında, çocuk denecek yaşta 3 dakika sonra öleceğini bile bile canını veren, 253 bin askerimizin şehit olduğu Çanakkale Destanının 93. yıl dönümünü ilçemizde de çeşitli etkinliklerle, coşkulu ve duygulu bir şekilde kutladık. Siyasi Partilerimizden Folklor Derneğimize ve Okullarımıza kadar birçok kurum Çanakkale ile ilgili program düzenledi. Programların tümüne de katılmak nasip oldu.

Birbirinden güzel programlarla “Çanakkale” ruhu yeniden canlandı belleklerimizde. Kimi zaman duygulandık, kimi zaman göz yaşlarımıza hakim olamadık ama neticede göğsümüz kabardı. Programlarda slaytları izlerken bir ara daldım. Gözlerim ekranın derinliklerine indi. Atalarımızın canlarıyla bedenleriyle bedelini ödeyip bize bıraktıkları bu en kutsal emanet “VATAN”a acaba yeterince sahip çıkıyor muyuz?

Siyaset yapmak için değil sadece farklı bir bakış açısı sunmak için tam bu nokta da bir hususu belirtmek istiyorum.

100 YTL’mi geri istiyorum
Geçen Cuma gecesi açıklanan bir karar ceplerimizden minimum 100’er milyon alıp götürdü. Ben kimseye bir şey vermedim ama tam da maaş gününe gelen o günde maaşımın 100 YTL eksik olduğunu gördüm. Nasıl mı? Şöyle;

Savcı Abdurrahman Yalçınkaya’nın Ak Parti’yi kapatmak için yapmış olduğu başvuru sonucu Pazartesi sabahı 1,75 YTL olan EURO yaklaşık 2,00 YTL oldu. Euro günü yapan arkadaşım gitti 25 YTL dedi. Gerçekten öyle. Yani yaklaşık yüzde 15 civarında kaybettik. En iyimser hesapla ortalama 1.000 YTL’lik maaşlarımızdan 100’ er YTL kaybettik.
Peki soruyorum nereye gitti bu para…?
Benim, senin, onun cebinden çıkmadı mı?
Çıktı evet te nereye gitti bu paralar?
Kime gittiler?
Efendim? Duyamadım
Daha yüksek sesle…
Rantiyeciye dövizciye zengine mi? dediniz…
Fakir daha fakirleşti
Zengin daha zenginleşti…
Öyle değil mi?
Savcı kaybetti mi yoksa kazandı mı acaba…?
Ne yani Savcı görev yapmasın mı diyebilirsiniz.
Peki, DTP diye bir parti var. Kimin partisi ya da yaptıklarına falan değinmeyeceğim.
Bu parti hakkında bugüne kadar bir işlem yapılabildi mi?
Şahsen ben DTP’nin kapatılmasına da karşıyım. Eğer kediyi köşeye sıkıştırırsanız döner yüzünüzü tırmalar. Çocukluğumdan hatırlarım. Oğlum onu yapma, bunu yapma, rahat dur dediklerinde patlardık. Bu insanlara şehre inme, meclise girme, onu yapma, bunu konuşma derseniz onlar da dağa çıkmaya devam eder.

Türkiye büyük bir Ülke.
Hepimize yetecek kadar da geniş.
Aynı fikri düşünmüyor olsak bile,
Farklı siyasi partiyi benimsesek bile,
Gelin karşımızdaki insanlara saygı duyalım.
Her istediğimizi nasıl yiyemiyorsak,
Her istediğimizi nasıl giyemiyorsak,
Her istediğimiz arabaya nasıl binemiyorsak
Bırakın hep bizim dediğimiz de olmasın…
Bazen başkalarının fikir ve düşüncelerine de saygı gösterelim…
Ne kaybederiz bir kez de bunu denesek…

Trabzonspor’un Gücü
Gazetemizin biri böyle manşet atmış.
Ne zaman mı?
Barış Memiş’in cezasının Tahkim Kurulu tarafından kaldırıldığında.
Vay beeeee… Ne büyük olay…
Atı alan Üsküdar’ı geçmiş beyler…
İşte seni böyle göstermelik güçlerle kandırırlar sen de birilerini kandırmaya çalışırsın ama biz yemiyoruz elbette.
Şimdi soruyorum bu manşeti atan arkadaşa ve bunun gibi düşünenlere…
Beşiktaş maçının hakemi atandığında o lobi gücünüz nerdeydi. Bu hakem maçtan beş dakika önce atanmadı. Hakemler Perşembe günü atanıyor. Aradan Cuma ve Cumartesi de geçiyor ve Pazar günü Beşiktaş maçı. Niye bu üç günde herhangi bir yönetici ya da başkan çıkıp demedi ki:
-Hayır arkadaş… Bu hakem bizi ilk maçta da yakmıştı. Memlekette başka hakem mi kalmadı yine Beşiktaş maçını aynı hakemle oynayacağız. Bu hakemi derhal değiştirin.
Bu değil midir lobi gücü?
Büyükşehir Belediyesinin bile yendiği Beşiktaş seni 3-0 yeniyor Barış Memiş oyundan pisi pisine atılıyor. Senin sesin çıkmıyor. Sonra Tahkim işi düzeltiyor
Sende işte benim gücüm diyorsun
Yok canım…

Neler Oluyor Bize…
Ligin ilk yarısını tüm liglerin en başarılı takımı olarak kapatan Ofspor’a ikinci yarı bir haller oldu.
İlk yarıda 13 galibiyet ile 36 puan elde eden takımımız, ikinci yarıda 9 maçta sadece 2 galibiyet alabildi. En yakın rakibinin 7 puan önünde devreyi kapattık. Ama gelin görün ki şu anda Lider Tokatspor’un 1 puan gerisindeyiz.
Evet, neler oluyor beyler…
Neler oluyor bize…
Silkinin biraz…
Kendinize gelin…
Yakışmıyor size bu futbol…
Bu formaların içindekiler sizler değilsiniz… Olamazsınız…
Çorumspor ilk beşe girme mücadelesi veriyor.
Yönetim krizi var. Takım sahipsiz ve bu şartlar altında Ofspor maçına çıkıyor. Ve Çorum cephesinin haberlerine göre bu sezon ki en iyi futbolunu oynayıp Ofspor maçını bir kez daha kazanıyor Çorumsporlu oyuncular…
Maçta alın teri ile onurları ile oynayan oyuncular maçtan sonra Yönetimi protesto etmeyi de ihmal etmiyor. Formalarını çıkartıp şeref tribününün önüne asıyorlar.

Ofspor’da da bir sorun olduğu ortada. Sadece kulüplerde değil hemen her kesimde olduğu gibi bu sorunun Mali olduğunu tahmin ediyorum. Ama ne olursa olsun. Sahaya çıktığınız anda o 90 dakikayı yaşamalısınız…
Maçtan sonra hiç sevinmeyin bile. Demokratik yollarla tepkilerinizi dile getirin. Ama sahada kaybederek Ofspor yönetimine kızıp, gerçek taraftar, bakın sahtelerden bahsetmiyorum, bu takımın ciddi ciddi 2. lige yükselmesini canı gönülden arzulayan taraftarlar için oynayın…

Son olarak şunu söylemek istiyorum.
Kimse kusura bakmasın ama bu saatten sonra bu takımı bu gruptan hiç kimse çıkaramamayı başaramaz. Ama biz istiyoruz ki Ofspor’un olduğu yerde, Of adının olduğu bir yerde en zirve her zaman bizlerin olmalıdır. Yani bu takımın bu gruptan lider çıkması gerekiyor…


DİĞER YAZILARI
Gösterim : 275
YORUMLAR (0)
Yorum Ekle ...  (üyelik gerektirmez)
| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2008 | Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım ve Programlama : Murat Kumandaş