KÖŞE YAZISI

ŞANLI TARİHİMİZ
Araştırmacı Tarihçi - Yazar

Divran köyü incelemesi

30 Mayıs 2008 Cuma

Of Hayrat Divran Köyünün eski köy adı incelemesi, hocaları ve Ruslara karşı yapılan savaştaki durumu.


DİVRAN SÖZÜNÜN MANASI
Tivranoz/ Turanoz sözü Divranos yada Divran sözü ile ilgilidir. Divran '' sözüne her zamanki gibi Yunanca son ek konularak yer adı yapılması suretiyle Divranos/ Divranoz/ Tivranoz olmuştur.
Bilge Umar kitabında DİVRANOS (-oz/ os son eki Yunancada nın yeri gibi son ek manası taşır). Trabzon ili merkez ilçesi merkez bucağına bağlı Gölçayır Köyünün eski adı.Köy, Trabzon'un 7 km. güneyindedir.Bol sulu bir yerde olduğu yeni adından anlaşılıyor.Divranos adının aslı Dibrana olmalıdır: D(a)-İbra-(wa)na, ''Ana Tanrıçanın-Gürsu-ülkesi''.Bkz. Da, Abra, wana, Çivril, Divre, Divriği, Divrik.şeklinde diyor.
BU UYDURMA VE ZORLAMA BİR BİLGİDİR. ÇÜNKÜ BİLGE UMAR YERİ BİLMEDEN KAFASINDAN ÖNCEDEN BİLDİĞİ KELİMELERE UYGUN YORUM YAPIP İSMİ ESKİYE MAL ETMEK İSTEMEKTEDİR.
İlyas Karagöz'ün yeni ikinci baskı yaptığı kitabındaki Divranos sözüne gelelim: Aynen konu şöyle:
''Divranos/ Gölçayır
Sözcüğe İoannis Dıbranios şeklinde Trabzon'da kişi lakabı olarak Trabzon İmparatoru AleXi IV'ün fermanında rastlanır.
Bilge Umar, ''Divranos adının aslı Dabrana olmalıdır'' der.* Anlamını da ''Ana Tanrıça'nın gür suyu ülkesi'' olarak belirtir.
Şahıs lakabı olan Dibranios ile Umar'ın verdiği Dibrana sözleri birbirine çok yakındır. Fakat, benim görüşüme göre ;Divranoz köyü'' adını mitolojik çağlardan değil İoannıs Dibranios adlı kişiden almıştır.'' (İlyas Karagöz, ''Grek, Bizans ve Türk kaynaklarına Göre Trabzon Yer Adları'',Ankara 2004, s. 30)

İlyas Karagöz yukarıdaki kitabının sayfaları arasında öyle diyor. Kaynak ise Yunanistan'da 1953 yılında yayınlanan bir kaynağı gösteriyor. Biliyorsunuz Yunan Yorgo Andreadis'te 50 yıl önce ölen babaannesinin sözlerine göre Trabzon'u Rum yapan, herkesi gizli Hıristiyan olarak itham eden Gizli Din Taşıyanlar diye Türkçeye çevrilen kitap yazmıştı. Buna benzer, geçerliliği olmayan kaynaklarla Trabzon'da Rum yanlısı (onun ifadesi ile Pontus yanlısı) söylemler ileri sürmüş idi. O nedenle İlyas Karagöz'ün Yunanistan'da Trabzon ile ilgili yazılmış ve ondan başka fazla kimsenin bilmediği kaynaklara itibar etmemek gerekeceğine inanıyorum. Bu duruma göre sadece Yunanistan'daki Bir kaynakta geçtiği iddia edilen İonnis Dibranios adını Yunan, Rum kaynaklarında aramamak gerekir. Onun yerine internette google.com arama motorunda yapılan bir aramada Divran adında (adı ve telaffuz şekli bozulmadan Divran) arandı. İran'da çıktı. Hazar Denizi güneyinde Mazdaran bölgesinde bir yer adı olarak haritalarında gösterildi. İslamiyet'in etkisiyle yurdumuzda ve İran'da sayısız kişi adı ve yer adı Arapçadır. Burada özellikle 1800 yıllarında kadar yoğun olarak Türkler yaşıyordu. İhtimaldir köy, buradan gelmiş Türkler, ya da daha önceden buradan gelmiş Türklerden bir aile, bir kol tarafından kurulmuş olabilir. Bölgemizdeki çoğu köyler böyle kuruldu.
Divran sözü Rize Kalkandere'de ve Trabzon'da Merkez ilçe köylerinden Divranos (Gölçayır) ile Of'ta Divran olarak eski köy adları arasında geçmektedir. Ancak Osmanlıların son zamanlarına kadar tarihte Oftaki Divran kelimesine köy adı veya yer adı olarak rastlanmamaktadır. Ancak yerel eski bilgilere göre burası Alano'nun mezeresi imiş. Bu konuyu kanıtlayan bilgiler var. O nedenle köy istatisklerinde geçmemiş. Ömer Asan'ın uydurma kaynağında bu köy Türk köyü olarak geçmekte ve buranın halkının çiftçilikle uğraştığını belirtmektedir.
Bir site sayfasında Kemerhisar'da ''Divran'' sözü kullanılmaktadır. Buna göre ''Divran'' ''Demirden yapılmış, üç parmaklı ağaç saplı demirden yapılmış harman aleti'' olarak geçmektedir.
Ancak bu bölgede en fazla iki yüz yıllık yer tarihi vardır. Eski kayıtlarda geçmemektedir. Tarihi kalıntısı 150 yılı geçmemektedir. Bu bakımdan eski yabancı kelimeler ve köklerini aramak yersizdir. Kelime manası çok kolaydır. Di + vran şeklindedir. Vran sözü Arapça virane sözünden gelir. Di ise Arapça iki sözüne tekabül etmektedir. Yani buraya ilk gelenler burada iki virane olduğunu belirtmiş olmaktadırlar. Yani iki virane yeri olan yer manasına gelir.

AHMET ŞAHİN
1.1.1960 tarihinde Of ilçesinin Hayrat kasabasına bağlı Yeniköy'de doğdu. İlkokulu 1972 yılında kendi köyünde okudu. Hıfzını Of'un Hayrat kasabasına bağlı (Maki) Pınarca köyünde; Çaykara'nın Gorgoraslı köyünden olan âlim H. Yusuf Çatal Efendi'den 1975 yılında tamamladı.
Of İmam-Hatip Lisesi'nin ilk öğrencilerinden olup, 1978 yılında orta kısmını bitirdi. Lise 1-2-3. sınıfı Zeytinburnu İmam-Hatip Lisesi'nde okudu. 1981 yılında devlet parasız yatılı imtihanlarına girip imtihanı kazanarak Kırklareli İmam-Hatip Lisesi'nde 4. sınıfı okuyarak 1982 yılında mezun oldu. 28 Ekim 1982 yılında Kırklareli'ne bağlı Lüleburgaz ilçesinde Kur'an Kursu hocası olarak göreve başladı. 1986 yılında İstanbul Fatih Müftülüğü'ne bağlı Cedit Abdurrahman Kur'an Kursu'na naklen tayin edildi. 1989 yılında Fatih Müftülüğüne bağlı Fatih Merkez (İpekçi) Kur'an Kursu'na tayin olup 17 sene yöneticilik yaptı. 1997 yılında Açık Öğretim Fakültesi Sosyal Bilimler, 2004 yılında İlâhiyat Meslek Yüksek Okulu'nu bitirdi. 2006 yılının sonunda aynı müftülüğe bağlı İsmailağa Kur'an Kursu'na nakil yaptırıp aynı yerde görev yapmaktadır. Evli ve beş çocuk babasıdır.

HARUN ALTUNER
1962 yılında Of'un Divran köyünde (Hayrat Yeniköy) doğmuştur. İstanbul Zeytinburnu İmam Hatip Lisesi mezunudur. İlahiyat Ön lisansı bitirdi. Hafız. Arapça okudu. Sakarya Arifiye'de görev yaptı. 2007 yılı itibarıyla Fatih Kasımağa camiinde görev yapmaktadır. Evli ve altı çocuk babasıdır.

Divranda görev yapanlar arasında
MUSTAFA EFENDİ (ŞULALOĞLU)
1852 yılında Of'un şimdiki Hayrat Geçitli köyünde doğdu. Ailesi Şulaloğlu olarak anılır. Dedesinin adı Durmuş, babasının adı Mehmet'tir. Ağustos 1947 yılında ölmüştür.
Mustafa Efendi, kendi köyünde Karaalioğlu Yunus Efendi'den okumuştur. Görev yaptığı yerler arasında Of Alano, Maki İftiryalı, Geçitli, Divran, Hamzali gibi çeşitli köyler vardır.

Zelekalı Hacı Ahmet Efendi: Ancibranoz ve Divran'da hocalık yaptı.

RUS SAVAŞLARINDA DİVRAN

YENİKÖY (DİVRAN)
Alibaşoğlu'***nun torunlarından, Hamit, I. Dünya Savaşı'nda Pasinler Ovası'nda şehit düşmüştür. Hamit'in erkek kardeşinin oğlu Mahmut ise Kurtuluş Savaşı'nda mücadele vermiş olup gazi madalyası sahibidir. Ayrıca Atatürk'le beraber Samsun'dan Ankara'ya kadar yürüyen konvoyda bulunmuştur.

*** Alibaşoğlu Sülalesi: Bu köyden Alibaşoğulları ile ilgili bilgiyi köyün eski muhtarı Cevat Baş'tan 1984 tarihli tarafıma imzalı mektubundan derleyerek alıyorum:
Bu sülalenin ilkleri, 3 asır önce Bayburt'tan gelerek Hanlut (Dağönü) köyüne yerleşmişler. Burada doğan Ali Alibaşoğlu 20 yaşında askere gitmiş ve çavuş olmuş. Harp sırasında bir düşman paşasını öldürmüş. Arkadaşlarının yardımıyla cesedi kovuğa gizleyip elbiselerini kendisi giymiş ve oynadığı düşman paşası rolü sayesinde zafer kazanmışlar. Bu olaydan sonra ona Ali Paşa demişler. 7 sene ''Paşa'' olarak askerinin başında kalmıştır. Alibaşoğlu deyişi oradan gelmedir.

Kamiloğlu Sülalesi: Kamiloğlu Ahmet, bu savaşlarda Ruslara esir düştü. Sonradan Rusya'nın Varaverna Kuberca şehrinde alıkonulduğu habere geldi. O sıralarda, tek oğlu olan Mustafa Kamil oğlu henüz bebekmiş ve yürüyemiyormuş. Rus askerleri, onu bularak amca oğluna ve annesine teslim etmişler. (Bir de oğlundan daha büyük bir kızı varmış) muhacirlikte bunlar, Ünye'ye gitmiş, bir müddet kalıp tekrar Of'a gelmişlerdir.
Kamiloğlu Ahmet'in savaş sonrası Of'ta kimsenin kalmadığı, kalanların da muhacirliğe çıktığı düşüncesine kapılıp geri dönmediği, orada yerleşerek çoluk çocuk sahibi olduğu öğrenildi. Bugün kesin olmamakla beraber Kamiloğlu'nun Pasinler Ovası'ndaki savaşta şehit düştüğü söyleniyor.
Demircioğlu Sülalesi: Demircioğlu sülalesinin ilk kişisi olan Salih, Divran'a Kono'dan gelmiş. Buraya yerleşen ilk aile de kendileridir. Salih'in torunlarından Ali Demirci, Topal Behram'ın çetesinde milis kuvveti olarak bulunmuş, Ruslarla savaşmış ve bu savaşlarda unutulmaz hizmetleri geçmiştir.
Aynı aileden Şaban Osman Çilingiroğlu, 1915 senesi Kafkas cephesi savaşlarında Pasinler Ovası'nda Ruslara karşı mücadele vermiştir.
Ayrıca Demircioğullarından Muhammed'in Ruslarla yaptığı mücadelede üç Rus'u vurması üzerine yakalanıp Trabzon hapishanesine atıldığı, onun hapishane duvarlarını yıkarak kaçtığı ve ailesini başka köydeki akrabasının yanına çıktığı torunları tarafından anlatılır.
Bugün, Yeniköy'deki Demirci, Çakmak, Konç (Koç), Taşkıran ve Aydın soyadlarını taşıyan aileler Demircioğlu sülalesinden gelmedir.

Oflular bir taraftan cephede savaşırken diğer taraftan çoluk çocuk esir düşmesin diye nöbetleşerek cepheden ayrılıyorlar ve göçlerini cepheden daha uzak yerlere götürüyorlardı. Rusların en büyük harp gemisi Of'un açıklarından Yavan, Malbet ve Zebeşka üzerindeki Cos tepesini devamlı bombardıman ediyordu. Alano karargahının arkasındaki İstanoz tepelerine de mevziler kazılıyordu. Bu arada cepheden gelen yeni bir emir üzerine Avni Paşa Alano'daki karargahını terk ederek Cos dağının eteği Yavan köyünde karargahını kurdu. Karargahı kurduğu günün akşamı, Tabur Komutanı Ziya Bey'de Kelali, Kavalar, Haksa ve Keler sırtlarındaki kuvveti geri çekerek, Baltacı deresinin sağını takip ederek Yavan, Balaban, Hamzalı, Divran köylerindeki dere kıyılarını takiben sahile kadar mevzilerini tuttular. Ve buralara yerleştiler. Ruslar o akşamın sabahında boş buldukları cephelerden ilerleyerek mezkur derenin kıyısına gelip yanaştıkları zaman sivil çete ve askerlerimin yoğun ateşiyle karşılaşarak çok ağır kayıplar verdiler.

Bu çalışma Haşim Albayrak'ın kitaplarından derlenmiştir.

DİĞER YAZILARI
Gösterim : 766
YORUMLAR (2)
ziyaretci
(14 Kasım 2008 Cuma - 14:01)
Sami Engin isimli ziyaretçinin yorumu : Alano köyünden eskiya Ates Mehmet'in 400 kisilik silahli gücüyle Rus'lara karsi vermis olsugu savunma mücadelesi yazilmamis burada. Rahmetli dedemin babasiydi Ates Mehmet. Dedemin adi Rüstem Engin ( Soyadi kanunundan önce Albayrak'ti ). Balaban deresi 40 gün 40 gece kan renginde akmis. Büyük dedem Ates Mehmet düz agaca tersten cikarmis. Rus savasinda diger eskiya ceteleriyle birleserek büyük bir güc olusturmuslar ve bu güc 2000 kisilik bir silahli güce ulasmis. Dedemin ölmeden önce bana anlatmis oldugu bir cok sey var. Mesela kesme tastan ve duvarlarinda makinali tüfek delikleri olan, altinda zindani bulunan hükümet binasi dedemlerin yönetimindeymis. Simdi o bina yerinde yok. cünki bütün köy evlerinin alti o binanin kesme taslarindan yapilm
oflaz
(31 Mayıs 2008 Cumartesi - 18:19)
Sevgili Yazarımız Haşim Bey Yaptığınız Bu Değerli Çalışma için size ne kadar Teşekkür etsek azdır.
Yorum Ekle ...  (üyelik gerektirmez)
| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2008 | Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım ve Programlama : Murat Kumandaş