ŞANLI TARİHİMİZ
Araştırmacı Tarihçi - Yazar
Doğu Karadeniz'de kolonizasyon dönemi04 Ağustos 2008 PazartesiOf'un kurulmasından önce İlkçağda M.Ö. 765 yılında Sinoplu koloniciler Trabzon'un ticaret şehri olarak kurdular. Kurulan bu şehir insanları şehir dışındaki insanlarla ticaret yaptılar. Ancak onlara hakim olamadılar.Şehir bir dönem İskitlerin sonra İran Persler'in eline geçer. Hatta B. İskender gelmeden önce bir kaç yüz yıl İran Pers devletinin 19. eyaleti olur. Yani Yunanlılar şehiri kurduk diyorlar ama şehir çevresine yüzyıllarca hakim olamayıp Perslerin egemenliğini kabul ederler. Anadolu'da ''Karanlık Çağ''ın bittiği dönem ile birlikte yeni oluşumlar ortaya çıkmaktadır. Yunanlılar, Anadoluluların son kalesi olan Truva kentini hile ile de olsa aldıktan ve yakıp yıktıktan sonra, Anadolu'nun Ege kıyılarına yerleşmeye ve burada koloni şehirler kurmaya başlamışlardır. Yunanistan'a bağlı olarak kurulan bu şehirler zamanla bağımsız şehir devletleri olurlar. Bu şehir devletlerinin asıl iş kolları denizcilik ve deniz ticaretidir. Bu mesleği Fenikelilerden ilk önce Girit Uygarlığı olarak almışlar ve Yunan kültürünü Mısır, Anadolu ve Mezopotamya kültürleri ile geliştirerek Avrupalıların ilk uygar kültürünü oluşturmuşlardır. Avrupalıların Yunanlılara saygınlığı buradan gelmektedir. Yunanlıların Anadolu'da kurdukları en önemli şehir devletleri Efes ve Milet'tir. Efes şehir devleti daha güçlü olduğundan o devlet Akdeniz kıyılarında ticaret amacıyla koloniler kurmaya başlayınca Milet şehir devleti de Karadeniz kıyılarına yönelmek, buralarda kendilerine ticaret yapabilecek ortamlar yaratmaya çalışmışlardır. Bu doğrultuda Doğu Karadeniz sahillerinde ilk olarak doğal limanı bulunan Sinop denilen yer alınarak burada koloni şehir kurulmuştur. Koloni kelimesini açıklamakta yarar var. İlk çağda deniz kıyısında kurulan şehirlerin çoğu koloni olarak kurulmuştur. Koloni ticaret amacıyla kurulan sürekli pazaryerleri demektir. Pazaryeri kurulduğu vakit bu yerlerin etrafında insanlar olması gerekir. Bu insanlarla ticaret yapılması gerekir. Zamanla ticaretin durumuna göre koloniler genişler. Bu genişleme sırasında sürekli yerleşme ile ilgili sosyal tesisler, güvenlik amaçlı tesisler, yerleşme amaçlı tesisler kuruldukça koloniler şehir haline dönüşmeye başlar. Şehir haline dönüşen ve buralarda sürekli yaşayan tacirler, güvenliklerini sağlama aldıktan sonra bağlı bulundukları merkezleri dinlememeye başlarlar. Bunun sonucunda yeni bir şehir devleti ortaya çıkar. İşte Miletlilerin kurduğu Sinop kolonisi Doğu Karadeniz'de kurulan ilk Yunan kolonisidir. O koloniye bağlı tacirler, daha sonra Ordu, Samsun, Giresun ve Trabzon gibi yeni koloniler kurarlar. Ancak bazı kaynaklarda Trabzon şehrinin Yunanlılardan önce kurulmuş olduğu iddiası vardır. Ancak kurulan bu kolonilerin isimlerine bakıldığında bu isimlerin Yunan dillerine uygun olmadığı ve başka dillerle ilgili olduğu ortaya çıkar. Bu koloni şehirler içerisinde zamanla Trabzon şehri ön plana çıkar. Genel Yunan asıllı ilk çağ kaynakları ve bunları kaynak gösteren diğer kaynakların belirttiği ortak görüş Trabzon şehrini Milet asıllı Sinop kolonisinin M.Ö.765 yılında kurduğudur. Ancak bazı kaynaklarda bu şehrin daha önce kurulmuş olduğu belirtilir. Bunlardan biri Kafkasya'nın güney batısında oturan Türk asıllı Pergeslerin burayı kurduğudur ( 3a ).Başka bir kaynakta Charles Texier, Trabzon'u eski Yunanistan'ın en eski yöresi olan Mora'daki Argos kentinden daha eski olduğunu iddia eder. Ona göre Trabzon 2000 yıllarında kurulmuştur ( 3b ). Şehir adının Yunanca'dan başka bir dil -Luvice- olması, Trabzon ve çevresindeki çoğu adlarında Luvice olması bu görüşü doğrulayan özellikler arasında sayılabilir. Neyse konumuza dönelim: Kısa zamanda bu koloni kenti gelişmiştir. Çünkü Trabzon şehri İpek yolu güzergâhının bitim noktası üzerindedir. Ancak bu dönemde İpek Yolu güzergâhı henüz yoktur. Trabzon'un konumu anlaşılınca ileriki yüzyıllarda bu ticaret yolu işlerlik kazanacaktır. Bu şehir ile Kafkasya ve Doğu Anadolu'ya bağlantı kurmak mümkündür. Yani bu şehrin uzaklara ve çevre bölgelere ulaşımı kolaydır. Bunun yanı sıra bu şehir etrafındaki kavim ya da topluluklar madeni işlemesini biliyorlardı ve zengin durumda idiler. Bu bölge ile ilgili bilgilere Yunan asıllı Herodot'un yazdığı kitapta rastlanmaktadır. Onun yazdığı kitaba göre bölgeye Kimmerlerin peşinden İskitlerin geldiği ve Perslerin İskitlerle savaş yaptığı anlatılır. Kimmerlerin ve İskitlerin yaşantıları ile bu bölgede yaşayan halkın yaşantıları birbirlerine pek uymaktadır. Bugün bile Doğu Karadeniz'de bu kavimler ile ilgili birçok ize rastlanılmaktadır. Ortak ve genel kanı bu kavimlerin Türk olduğu en azından Proto-Türk olduğudur. Çünkü o dönemde Türk kavramı ön planda olmayıp boy (=büyük kabileler) kavramı ön planda idi. Bu topluluklar da Türklerin en önemli ilk çağ boylarından idiler. Bu boyların bölgemizdeki izdüşümlerinde Amazonlar denilen ve ''kadın savaşçılar''ın oluşturduğu efsanevi bir topluluktan bahsedilir. Amasya, Terme ve Samsun civarlarında bu topluluğun bir süre hâkim olduğu ile ilgili bilgiler Heredot Tarihinde yer almaktadır. Ayrıca Heredot'un belirttiğine göre M.Ö. V.y.y. da bu bölge Pers imparatorluğunun bir satrabı (19. eyaleti) durumunda olup Perslerin savaş yapmaları sırasında Pers ordusuna asker vermekle yükümlü oldukları ve diğer zamanlarda ise vergi verdikleri ortaya çıkmaktadır. Bu duruma göre buralarda bir Yunan egemenliği olması, ilkçağ Yunan kaynaklarına göre mümkün değildir. Sadece Trabzon kenti sınırları içerisinde küçük bir alan Yunan asıllılarındır. M.Ö.400 yılında Trabzon'a gelen Ksenefon, geçtiği yerlerdeki insanları ve onlarla yaptıkları mücadeleleri anlatırken bu insanların Yunanlı olmayıp ''barbar'' olduklarını belirterek onlar hakkında ayrıntılı bilgiler verir ( 4 ). Çoğu araştırmacılar; Doğu Karadeniz tarihini bu bilgiler ışığında başlatırlar. Onun barbar dediği ve Yunanlı olmayan kavimleri daha değişik adlarda bölge ile ilgili yazı yazan diğer ilkçağ yazarları ve bunları kaynak gösteren diğer yazarlar da yazarlar. Bu da gösteriyor ki Yunan asıllı koloniciler, Trabzon'da kale dışındakilerle ticaret dışında ilişiği olmayan bağımsız bir şehir devleti kurmuşlar. Bu zamanda Pers satraplığı hala devam etmektedir. Sadece Trabzon şehir merkezi bu satraplığa bağlı olmayıp zaman zaman Sinop kolonilerine vergi vermişlerdir. Demek ki hala bir bağımsızlık söz konusu değildir. Ancak buradaki koloniciler, Trabzon'dan Asya'ya ve Ortadoğu'ya ulaşan ticaret yolları üzerinde olan bu merkezde zamanla iyice zenginleşerek güçlenmişler ve bağımsız bir kent devleti haline gelerek donanması dahi olan deniz devleti olmuşlardır. Ama sadece kıyı şehir bölgesine hâkim olup iç kesimlerdeki diğer topluluklar üzerinde hiçbir etkinlikleri bulunmamakta idiler. Bölge bir süre Büyük İskender'in Asya seferi sırasında onun hâkimiyet alanı içerisine girer. Onunla birlikte Helen kültürü ortaya çıkar. Fakat B.İskender, Yunanlı değildir. Makedonyalıdır. Fakat hâkim olduğu uluslar içerisinde en yoğun ve güçlü topluluk Yunanlı olduğu için ortaya çıkardığı kültür Helen kültürü olarak anılmıştır. B.İskender, Anadolu'da fazla durmaya zaman bulamamıştır. İran Seferi, Hindistan seferi ve Mısır seferi ile ömrünü tamamlayınca yerine geçecek oğlu olmadığı için kurduğu büyük imparatorluk, onun komutanları arasında paylaşılmıştır. Ancak daha B.İskender, ölmeden ve Mısır'da iken Perslerin Kapadokya satrabı olan I.Arriantes, yerli halktan topladığı kuvvetlerle B.İskender'in yerine bıraktığı Kapadokya valisi Sabiskas'a karşı isyan ederek krallığını ilan eder. M.Ö.332 yılından itibaren Sinop'tan Doğu Karadeniz'e kadar olan alana hâkim olur. Ancak B.İskender'in ani ölümü üzerine yapılan paylaşmada Anadolu, Selevkos'a düşer. Pontus Kapadokya'sı bölgesi de B.İskender'in kâtibi olan Eumenes'e düşer. I.Ariantes, B.İskender'in komutanlarına yenilerek öldürülür. Üstelik Doğu Karadeniz hâkimiyeti bir yıl bile sürmemiştir. Manevi oğlu II. Arriantes ise bu savaş sonucunda Ermenistan'a kaçar. Bir dönem Selevkos Anadolu'ya hâkim olduğu için onun kurduğu devlet, Selevkiya Krallığı olarak anılmıştır. Fakat onun zamanı diğer komutanlarla mücadele içerisinde geçer. Bu mücadeleler sürerken bu kez devreye Anadolu'nun B.İskender' den önceki hâkimi olan Persler girer. Pers prensleri Selevkiya krallığına başkaldırarak ondan ayrı bağımsız devletler kurarlar. Bu devletlerden biri Kommenege krallığı diğeri ise Pontus Krallığıdır. Pontus Krallığını ise inşallah bir sonraki yazımızda elimizden geldiğince size aktarmaya çalışırız. Haşim ALBAYRAK |
DİĞER YAZILARI
|