SPORCA
Spor Yazarı
Ersun Yanal ve Divriği madeni...29 Ekim 2007 PazartesiZor takımdır şu Trabzonspor vesselam. Ölüsü de, dirisi de, iyisi de, kötüsü de gündem olmayı başarıyor. Kazansa da sıkıntılı kaybetse de. İyi günde de problem üretenler var zaten kötü günde problem üretenin haddi hesabı yok. Ziya Doğan daha fazla dayanamayıp bavulu topladı. Geçen haftaki manşetimize de taşıdığımız gibi artık şansı da elveda demişti Ziya hocaya. Daha fazla yapacak bir şeyi yoktu ve ayrıldı. Trabzonspor’da bugüne kadar hiçbir hocaya ne taraftar ne de yönetim bu kadar tahammül etmemiştir. Yönetim sonuna kadar desteğini sürdürmüştür. Ama Ziya Doğan’ın şansı bir türlü yaver gitmemiştir. Geçmişe tekrar dönmenin bir anlamı yok. O nedenle Ziya’nın yanlışlarına veya doğrularına değil de artık Ersun Yanal’a bakalım. Öncelikle gündemden anekdotlar aktarayım. Malum spor yazarı olarak atfediliyoruz. O nedenle çevremizdeki eşimiz dostumuz hemen olay hakkında bilgi istiyor. Yanal netleşmeden önce kim olabilir diye tahminler dolaşıyordu. Ersun Yanal ismi gündemin ilk sırasıydı ve sonuçta da o oldu. Trabzon yerel medyadaki spor camiasındaki arkadaşlarla yaptığım nabız yoklamasında Ersun Yanal’ın Hacıosmanoğlu ile am-nlaştığı ve kongrede eğer başkan seçilirse Hacıosmanoğlu tarafından takımın başına getirileceği konuşuluyordu. Bizler de farklı isimler üzerine yönelmeye başlamıştık. Ama fazla uzamadı iş ve Ersun Yanal ismi netleşti. İsim belirleme sürecinin çok önemi yok. Asıl süreç bundan sonra başlıyor. Arkadaşlar soruyor. Ne yapar bu Ersun Yanal Trabzonspor’da. Bu çok zor bir soru değil aslında. Çünkü kim gelirse gelsin Capello’da gelse bu Trabzon değişmez. Tabii bu işin şakası. Ersun Yanal Trabzonspor için denenmesi gereken bir antrenördü ve sırası gelmişken es geçmek olmazdı. O nedenle yönetim doğru olan seçeneği işaretlemiştir. Yani cevap E seçeneğidir. Ersun Yanal Trabzonspor’da ne yapar? Sorusuna gelince… Bi defa Ersun Yanal’ın en büyük artısı Hücum futbolu benimsemiş biri olmasıdır. En iyi müdafaa hücumdur ilkesi tam da Trabzonspor taraftarlarının arayıp bulamadığı bir ilkedir. Ziya Doğan’ın en eleştirilen yanı korkak futbolu takıma adapte etmeye çalışmasıdır. Taraftarın istediği Trabzonspor 1.dakikadan atağa başlayacak, maç 8-0 da olsa maçın 90.dakikası da olsa takım 9.golü bulmak için mücadele etmelidir. Ersun Yanal’ın mantalitesi de budur. Bu bir anlamda iyi. Bu taraftarla Ersun Yanal iyi anlaşacak anlamına gelir. Tribünle barışık olan bir hoca işini baya kolaylaştırmış demektir. Buraya kadar her şey mükemmel. Bu noktada sıkıntı olacak unsur mevcut kadrodur. Hücum futboluna ne kadar uyumluyuz. Hücumu ne kadar iyi becerebiliriz bunları tahlil etmeliyiz. Trabzonspor en hızlı ve en iyi hücuma çıkan ekip olmuştur yıllarca son dönem hariç tabii. Eee bunu becerebilen Trabzonspor işi götürmüş demektir. Kadroya baktığımda, Yatara, Gökdeniz, Ceyhun, Ergin, Ayman, Hasan gibi bu mantığa uygun baya bir oyuncu olduğunu görüyorum. Ha Hüseyin gibi ağır adamlar da var elbette. (Unutmadan Kayseri maçının en iyisiydi Hüseyin) Herkesin hücuma gitmesi beklenmemeli tabiî ki. Hüseyin’de top karşılamayı yapar. Kestiği topları azıcık hızlı kullanırsa sorun kalmaz. Netice itibari ile kısaca toparlarsak, Ersun Yanal Trabzonspor için denenmemiş bir isimdi. Sırası geldi ve patron oldu. Çok iyi oldu deme şansım yok kötü oldu diyen de çıkmaz. O nedenle taraftar tarafından kabul görmüştür Ersun Yanal. İnşallah beklentiler boşa çıkmaz ve Ersun hoca hücum futbolunu Trabzonspor’a geri yükler de bizler de 96 yılındaki Şenol Güneş ile yaşadığımız o bol pozisyonlu maçlara geri döneriz Fazla uzatmamayı düşündüğüm bir yazı ama daha sadece Ersun Hoca’dan bahsetmişiz. Geçelim diğer gündem maddemize. Divriği’de Maden… Az önce Ofspor kulübündeydim. Sevinç ve hüznü bir arada yaşadım. Sevinç şu gecenin 01’ inde lider takımımız Divriği deplasmanından 2-0 lık skorla dönüyor. Üzüntüm şu takımı kulüp binasında karşılayan iki kişi var. Biri ben diğeri de diğer gazeteci abimiz Harun Yılmaz. Eğri oturup doğru konuşmak lazım. Kimse zevkinden rahatından en ufacık dahi olsa taviz vermiyor arkadaş. Bu kadar olmamalı. Bir toplum bu kadar vurdumduymaz olmamalı. Cenazelere bile çok mecbur kalmadıkça uğramıyoruz. Hayat gelip geçiyor. Bazı fedakarlıkları yapmalıyız. Takımı karşılamaya 3-5 tane yönetici gelse, üç beş tane taraftar gelse fena mı olurdu. Ama olmadı işte. Akıllarına bile gelmemiştir çoğunun. Ayrıntılar bu ince noktalarda gizlidir. Büyük başarılara bu ayrıntılara dikkat edenler ulaşır. Bizden acizane hatırlatması. Şampiyon olduğumuz gece herkes sevinecek, herkes bu takıma sahip çıkacak. Ama asıl önemli olan kimsenin görmediği zamanda sahip çıkıp destek olabiliyorsak ne mutlu bize. Gerçi kullanılmaması gereken bir kelime kullandım az önce. Ofspor’da şampiyonluk kelimesi yasak olan bir kelime. Ama gizliden gizliye takımın motive olduğu tek şey bu. Takım havasını yakaladı. Hocaların ve bizlerin de istediği buydu. Birkaç maç kazanırsa hayat çok güzel seyreder deniyodu. Nitekim beklentilerin de üzerinde bir başlangıç oldu. Ofspor takımı gücünü koydu ortaya. Bu ligde Ofspor’u çok fazla zorlayacak takım yok bence. Bu da yan gelip yatalım demek değil elbette. Her hafta üzerine koyarak oyununu güzelleştiren Ofspor, her maçını kazanmayı hedefine koymalıdır. Bakın buradan bir kere daha söylüyorum. Bu takımın Şampiyonluk kutlama gecesinde salona gelecek o kadar insan olacakki… Ama çoğu zamanında bu işe inanıp destek olmadığı için mahçup olacak… O gece mahçup olmamanız için lütfen bu takıma sahip çıkalım. Tribünleri tıka basa dolduralım ve Ofluların gücünü rakiplere gösterelim. Pazar günü saat 13.30 da oynanacak olan Ofspor-Ünyespor maçına şimdiden kendimizi ayarlayalım. Maça gelince Divriği’de idi maç Doğal olarak gidemedik. Telefon trafikleri ile takip ettik maçı. İlk yarının 0-0 bitmesi merağımızı artırıyordu. Setaç’ın gol haberi ile biraz olsun neşelenirken Arslan’ın golünün haberi tavan yapıyordu bizde. Son 15 dakikaya 2-0 önde giren takım maçı kontrolünde tamamladı ve Sivas deplasmanından 3 puanlık madenle döndü. Tebrikler çocuklar… Süper Gençlere Nazar Değdi… DSGL’de mücadele eden Süper Genç takımımıza nazar değdi. Ligde 6 maçtan 5. ini kazanarak müthiş bir başarı yakalayan gençler, Trabzon gençlerine mağlup oldular. Süper Gençler’de Süper finali görünce hemen program ayarlamasını yaptık ve c.tesi günümüzü gençlere ayırdık. Maç iç saha maçı olarak gözüküyordu ama kulübün isteği üzerine sahanın bozulmaması için maç Çaykara ilçe stadına alınmıştı. Bizde takım kafilesi ile yola çıktık. Yolculuk esnasında çocukların birbirleriyle şakalaşmaları, gazetelerin manşetlerinden bahsetmeleri, gazetemizin onlardan bahsetmelerinden duydukları memnuniyetleri dinleyerek geçti yolculuğumuz. Çocuklardan bazıları bizi tanıyor ama bazılarının tanımadığı kulak misafirliğimizden anlaşıldı. Haberimiz çıkıyor, kim yazıyor falan demelerini kendilerini ne kadar mutlu ettiğinin işareti olarak algıladım. Kendi kendime “demek ki biz iyi yoldayız. Yazıp çizmeye devam edelim” dedim. Maça gelince önce stattan başlayalım. Çaykaraspor süper amatör de top oynuyor. Ve maçlarını bu sahada oynuyor. Ama bu saha Çaykara’ya hiç yakışmıyor. Suni çim. Tribün yok. Maçın normal izlenebileceği bir yeri bile yok. Dış çevre duvarları neredeyse saha çizgilerine bitişik. Allah göstermesin çocukların ya da büyüklerinin birinin sakatlanmasına sebep olabilir. Tribün malzemeleri yağmur altında çürüyormuş. Yer bulunamadığından yerlerine monte edilemedikleri için. Gelelim Gençlerin maçına. Rakip Trabzonspor. Bu ligin Türkiye şampiyonu. Bölgesel ligler sonunda şampiyon ve 2.lerin katıldığı Türkiye şampiyonası yapılıyor. Ve burada da defalarca şampiyon olan Trabzonspor rakip. Yani zor maç. Ama iyi mücadele etti gençler. Ancak neticeye gidemediler. Maç 0-0 iken yakalanan iki pozisyonu da kullanamayınca golleri kalesinde gören gençler bir abda demoralize oldu. Ve maçı farklı kaybettiler. Önemli olan galip gelmek ya da mağlup olmak değil elbette. Buralardan yetişen çocuklar yarının Hamileri olacak. Evet Trabzonspor gençlerinde yarının bir Hamisi hazırlanıyor. İsmin aldığı yetmemiş gibi formasını da özelliklerini de almış. Bugünden söylüyorum. Yarında bak demiştim diyeceğim sizlere. Tabii eğer o çocuk şımarıp kendini koyverirse karışmam. Bu haftalık ta bu kadar yeter. Zira sabaha çok az kaldı. Sabah 29 ekim törenleri var. Onları takip edip gazetemize son noktayı koyacağız. Yine dolu dolu daha önemlisi sporda da daha dolu bir sayı ile sizlere ulaşacağız. Mutlu haftalar… |
DİĞER YAZILARI
|
altunsoylar_ (05 Kasım 2007 Pazartesi 12:31)
coll61 (02 Kasım 2007 Cuma 11:47)
Yorum Ekle... (üyelik gerektirmez)