KÖŞE YAZISI

EĞİTİME BAKIŞ
Eğitimci Yazar

İğneyi müdüre batırmak...

09 Aralık 2007 Pazar


Klasik okul müdürleri ve okul müdür odaları vardır. Müdürler kendi özel olarak yaptırdıkları geniş ve konforlu odalarında otururlar. Oradan okulu idare ederler. Makam koltuklarından kolay kolay kalkmazlar. Bu koltuk o kadar değerli ki çalınacağından ya da civciv çıksın diye koydukları yumurtalarını soğutmaktan korkarlar! Bina yapım işleri, disiplin işleri, yazışma gibi son derece hayati işlerle (!) uğraştıklarından sınıflarda ne olup bittiği, öğrencilerin neyi, nasıl, ne kadar öğrendikleri veya öğrenemedikleri pek umurlarında değildir. Koltuklarının sıcaklığını muhafaza etmek, eğitim sürecini kontrol etmekten daha önemlidir. Pek çok okul müdürü yasal görevleri olmasına rağmen öğretmenlerin dersine girmezler. Öğretmenin sınıfa beş dakika geç kalmasını önemsediği halde sınıf içinde ne olup bittiği ile ilgilenmeyen bir idareci asla eğitim lideri olamayacağı gibi okul müdürü de olamaz. Okulun asıl amacı eğitim öğretimse elbette ki bu sınıflarda oluyor ve sınıf denetimi yapmamak okulun asıl amacını ıskalamaktır.

Okul müdürü okulun işlerini memurları, yoksa müdür yardımcıları arasında paylaştırmalı ve kendisi eğitim sürecini yakından takip etmelidir. Çoğu okul müdürü okuluyla ilgili, şöyle bir bilgisayar laboratuarı dizdim, şöyle bir öğretmenler odası yaptım, şöyle bir okul duvarı inşa ettim diyerek övünürler. O zaman sormak gerek. Senin okulunun amaçları bu mu idi ki gerçekleştirdiğin konusunda övüncün var. İlk, orta ve yükseköğretimin yazılı amaçları ve bir de okulların bu amaçlar dâhilinde ulaşmak istedikleri özel amaçları vardır. Hiçbirinde müteahhitlik işleri yazmaz. Burada amaçla araç karıştırılmaktadır. Ve maalesef bizde bu hep oluyor.

Bir okul yöneticisi başta sınıflar olmak üzere okulun tüm birimlerinde ne olup bittiği hususunda bilgili ve birimlerle ilgili iş ve personel süreçlerini yakından takip etmelidir. Zamanını sınıflarda, koridorlarda ve öğretmenler odasında geçiren okul müdürü neyin daha önemli olduğunun vurgusunu yapacaktır. Eğitim öğretim sürecini kontrol etmeyen veya gerekli rehberlik konusunda sıkıntı yaşayacağını düşündüğünden edemeyen; bu süreçte gördüğü hatalar hususunda rehberlik-ikaz ve ceza silsilesini beceremeyen adamdan okul yöneticisi olmaz. Millet onu o göreve müdürüm diye çaka satmak için getirmedi.

Kendi odalarına kapanıp okulda olup bitenler hususunda bihaber, haberdar olsa bile aciz yöneticiler eğitim sistemimizin kamburlarıdır. Balık baştan kokar misali okulunu felce uğratan yöneticiye de hesap sorulmalıdır. Ancak bu hesap sorma hususunda sıkıntıların olması bu tip idarecilerin en büyük güvencesidir. Ancak bu hesap muhakkak sorulacaktır. Hz. Ömer’i bile yataklara düşüren hesabını nasıl veririm kaygısı insanı eninde sonunda bulacaktır. Velev ki işimiz ahirede kalsın…

DİĞER YAZILARI
Gösterim : 389
YORUMLAR (1)
hizir
(09 Aralık 2007 Pazar - 20:37)
tabi son derece haklısın
sayın hocam
görevini yapan müdürler olduğu kadar görevini benimsemeyen öğretmenlere ne demeli
bence herkes görevini layıkıyla yapsa
müdürlere de hacet kalmaz zira kişinin en ziyade müdürü vicdanıdır
mesele müdürlük yada yardımcılığımesles değildir mesle tüm milletin meselesidir millet neyi talep ederse idareciler de o ölçüde iş görürler bazı yardımcılar istisna... sevgi ve saygılarımla
Yorum Ekle ...  (üyelik gerektirmez)
| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2008 | Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım ve Programlama : Murat Kumandaş