KÖŞE YAZISI

SPORCA
Spor Yazarı

İşsizlik mi?

05 Ağustos 2008 Salı

Çok alakasız bir başlık olduğunun farkındayım. Durup dururken nerden geldi aklına diye sorabilirsiniz. Hemen açıklayayım. Sahnede geldi aklıma. Hani ilhamın nerede geleceği belli olmaz ya. Bizimki de öyle bir şey.


Aslında yazacak o kadar çok mevzu varken buna ne gerek vardı diyorum kendi kendime. Kapatamama kararı, Ergenekonun sır perdesi ve uzantıları, Trabzonspor'un başarılı hazırlık kampı, Of'un ciddi ciddi trafik sorunu, Of'un ciddi ciddi birlik ve beraberlik sorunu, festival... ve daha neler... Ama bir kere bu işsizlik konusunu yazmaya karar verdim. Yazmazsam rahat edemem.

Hafta sonumuzun büyük bir bölümünü şenliklere ayırdık. Elimizden geldiğince Of adına yapılan her türlü etkinliğe ve olaya var gücümüzle destek olmaya gayret ediyoruz. Bu konuda üstesinden gelebileceğimiz her türlü göreve de hazırız.

Şenlik kapsamında açılan stantlarda yerimizi almak üzere Oflular.com ve Of Havadis olarak bizde bir stant açtık. Halkımızın yoğun ilgi ve alakasına teşekkür ediyoruz. Hemen yan tarafımıza stant açan iki günlük komşumuzun haftalar önce yayınlanan bir sayımızda kendi resmini görüp gazeteyi istemesi, bizlerin ana düşüncesini bir kez daha desteklemiş oldu. Her ortamda üzerine basa basa tekrarladığımız düşüncemiz ''bu gazetede herkes kendini bulacak'' fikridir. Komşumuz Yenge hanımın iki dakikalık sohbette anlattığı çok önemli bir husus daha var ama o konuya daha sonra değiniriz.

Evet, işsizlik demiştik. Festivalin açılış öncesinde sokak tiyatro gösterisini izledik. Gösteride parasızlık konusu üzerinde durulmuştu. Akabinde de Paris, Marmaris ve Bodrum'da tatil yapma hayallerinden bahsedildi. Yıllar önce sadece büyük iş adamları ve sanatçıların Bodrum'a ve Paris'e gidebildiğini düşünürdüm. Oysa daha geçenlerde beş parasız ben bile Bodrum'a gidip birkaç gün de olsa tatil yapabilmiştim.

Dedik ya hafta sonumuzun büyük bir bölümünü festivale ayırdık. Az önce(Pazar günü akşamı) sahnede çekim yaparken Nazım Hikmet'in hayat hikâyelerinin anlatıldığı bölüme sıra gelmişti. Bir hayat hikâyesinin yirmili yaşlara kadar olan bölümünü ilgi ile dinledim. Ardından 21, 22, 23, ve 51, 52'li yaşlara kadar olan bölüm hep işsizlikle geçmiş. Bu canımı sıktı. Sahnede bu bölümde 2-3 dakika düşündüm. Neden bu insanlar işsizliği bir problem olarak görürler ve kabul ederler acaba. İşte o anda bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Geçen hafta Akşehir'deydim. Konya'nın kiraz ve vişneleriyle ünlü 65 bin nüfuslu, Hoca Nasrettin'in memleketi olan Akşehir. Gözlemlerimizin sadece bu alanıyla ilgili olan kısmını aktaracağım uzatmadan. İnsanlar 35-40 derece sıcağın altında 15 YTL, evet evet 15 milyon eski paraya yevmiyeye gidiyorlar. Vişne ve kiraz topluyorlarmış. Bizde çay yevmiyesi 50 YTL ama adam bulamıyoruz. Fındık başladı. Bahçelerde fındık toplayanlar, ya Araklılı ya da Sürmeneli. Of'a gelmişler yevmiye ile fındık topluyorlar.

Söyleyin Allah aşkına aç olan bir insan karnını doyurmak için ne yapmaz ki. Demek ki bizim insanlarımız aç ve işsiz değiller. Bence tek eksiklikleri zenginlikmiş.

Mevzuyu toparlamak gerekirse; Ben işsizlik kavramına asla ve asla inanmıyorum. İşsizlik yoktur sadece ve sadece tembellik ve iş beğenmeme vardır.

Ben sekiz yıl önce çalışmaya başlarken esnaf bir aile büyüğümüz maaşımı sormuştu. Verdiğim rakama gülümsemişti. ''O para için bir ay bekleyecek misin'' diye sordu. Çünkü esnaf için bizim maaşımız günlük harcadığı para idi. Ama şükürler olsun ki iş beğenmezlik yapmadık ve bugün bir iş sahibiyiz. Bu konuda örnek çok ama uzatmanın anlamı yok. Hem o kadar yoğun çalışıyoruz ki anne-babamızın ve çocuklarımızın yüzlerini günlerce göremediğimiz oluyor. Ha buna rağmen ekonomik olarak rahat bir yaşam süremiyoruz. En azından altımda özel bir aracım bile yok.

Üzerine basa basa tekrar ediyorum. İşsizlik diye bir kavrama kesinlikle inanmıyorum. Aynı derecede parasızlığa da. Bizim insanımızın çoğu ülke standardının çok çok üstünde yaşıyor. Evlerimizde 2'şer 3'er TV var. Bulaşık Makinesi olmayan ev neredeyse yok gibi. Bir çok kapıda 2 araba var. Köylerde bile internet var. Düşünün şöyle bir İç Anadolu'yu. Bu imkânlarınızın yarısına kaç kişi sahip acaba?

Hepsini geçin ve halinize şükredin. 35-40 derece güneşin altında, tek bir ağaç dalının dahi bulunmadığı, gün geçtikçe içme suyu kuyularının kuruduğu Konya ovasında yaşadığınızı düşünsenize. Denizimizin kıymetini biliyor muyuz acaba?

Sonuç olarak insanlarımızı işsizlik kılıfına sığındırarak tembelliğe iletmenin bir anlamı yok. İşsiz insan yok, tembel insan var. Yine de duamız Allah herkese gönlüne göre bir iş nasip etsin.

Bir Not:
Cumartesi günü akşamı sahnede çekim esnasında bir mesaj aldım. Yorum yapmadan paylaşmak istiyorum.
-''Sahnede iyi görünüyorsun. Bu ne festivalidir. Mısır mı? Çay mı? Karayemiş mi? Fındık mı? Bu festivalle Of'un hangi kültürü yansıtılıyor? Cevap bekliyorum. Bu olayı Kamuoyuna duyurmak için hangi manşeti kullanacaksınız?
Mesaj böyle. Arkadaşıma ilgi ve alakasından dolayı teşekkür ediyor ve yorumu siz değerli okuyucularımıza bırakıyorum.

DİĞER YAZILARI
Gösterim : 121
YORUMLAR (2)
  ziyaretci (07 Ağustos 2008 Perşembe  09:20)
MUSTAFA KAMİLOĞLU isimli ziyaretçinin yorumu : bende şunu sormak istiyorum bu festivaller ne işe yarar. bu bir kültür yozlaşmasıdır.birkaç adam çıkıp bağırıp çağıracak halk birbirini ezercesine alanı doldurup tepinecek.olmaz böyle bir şey.bizim bölgemizin festivale ihtiyacı yok olması gereken icazet merasimlerimiz için büyük organizasyonlar yapılarak her kesime hitap edecek organizasyonlar hazırlamak.bence benim tavrım bu festivallere katılmamak.herkese hayırlı günler dilerim.
  ziyaretci (06 Ağustos 2008 Çarşamba  12:22)
selahattin ulusal isimli ziyaretçinin yorumu : Hey Allah (c.c) senden razı olsun. Evet çok önemli bir konuyu dile getirdiniz. Lakin bu sadece Of'umuz için değil tüm Türkiye için de geçerli sayılabilir, çok az bir kısmı müstesna. Adamlar çay için 50 ytl yevmiyenin hariçinde adamın yiyeceği içeçeği ve sigarası da hesap edilecek olunursa, bir kişinin yevmeye tutarı 70-80 ytl arasında bir rakam tutmaktadır. bu mükemmel bir rakam lakin yine de insanlarımız eleman bulmakta bir hayli güçlükler çekmektedir. Ben işe birazda kendi mesleğim açısından baktığım zaman daha da vahim durum söz konusudur. kalfa ayarındaki bir kişiye marangoz hanemizdeki teklifimiz, 600 ytl aylık maaş + full sigorta olmasına rağmen adam bulamıyoruz. kalfa yok değil çoook lakin parayı beğenen yok, ahh açlık ahh...!!

Yorum Ekle...  (üyelik gerektirmez)

| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2008 | Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım ve Programlama : Murat Kumandaş