EĞİTİME BAKIŞ
Eğitimci Yazar
Korkularla korkutanlar10 Ocak 2008 PerşembeRuh doktoru hastaya sorar : “Kollarını niçin öyle sallıyorsun?” Hasta : “Filleri kovmak için.” der. Doktor şaşırır “Burada hiç fil yok ki” Akıl hastası cevap verir. “Etkili bir yöntem değil mi!? Ne derin korkuları olan bir ülkeyiz böyle. Bölünme korkusu, irtica , kriz, türban , enflasyon , mezhep çatışması korkusu…. Zifiri karanlık gibi çökmüş üzerimize korkularımız. Önümüzü tıkadılar. Yönümüzü şaşırttılar. Aklımızı meşgul edip, emeğimizi ve zamanımızı çaldılar. Kimisi paranoyak oldu, kimimiz paranoya eşiğinde. Korkular olabilir ama bazıların ki hastalık hali. Osmanlı “Hasta Adam” idi. Bedeni hastalıkları vardı. Çöktü gitti. Bizim hastalık psikolojik sonumuz Allah muhafaza. Bir öğretim görevlisi öğrencilerini şunu diyor: “Bak şu PKK bitsin Türkiye nasıl karışacak. Bunlar şimdi üniversiteye türbanı sokacaklar, kaos çıkacak” Öğrencileri arasında başörtüsü üzerine peruk takan öğrencileri var. Onların gözlerine bakarak konuşuyor. Ne acayip bir durum. Bu durum illede izah edilecekse başka şekilde olamaz mı? Niçin bu tam tam sesleri? PKK komünist ideoloji temelli olmasına rağmen ırkçı söylemli marjinal bir örgüt. Ülkemizde 15 ile 20 milyon arasında Kürt vatandaşlarımız var. Türkiye’nin her yerine dağılmış, her kurumda çalışan kardeşlerimiz bunlar. Bırakın kültürel, dini veya tarih bağlarını birlikte yaşamamız artık maddenin tabiatı gereği olmuş. Şimdi bir avuç çapulcu yüzünden herkesi düşman mı göreceğiz. PKK’nın asıl sempatizanları dış odaklı. Avrupa’da yapılan anketlere bakın siz. Kim neyi nasıl görüyor. Asıl tehdit ne biliyor musunuz? Asıl tehdit işte bu korkularımızdır. Ve asıl tehlike bu korkulardan beslenenlerin etraflarına saçtıkları düşmanlıktır. Giysisine ve etnikitesine bakarak insanları ötekileştirmek, Türkiye’nin önünü karartmaktır. Bu karartmayı yapmak asıl vahim olandır. Elbette bizim de sorunlarımız var. Hassas yaralarımız var.Dağlarımızda dolaşan eşkıya, din adına ahkam kesen cahil yobazlarımız, mezhepsel farkları ideolojilerine alet edenlerimiz var. Ama bu yaralar oksijenli su ile temizlenir. Yaralara tuz basılmaz. Yaralar kaşınmaz, yaraya yaraya doğru vurulmaz. Bir zamanlar Türkiye Rusya olacak dendi, sonra İran, sonra Cezayir, şimdilerde de gidildi uzak doğudan Malezya bulundu.. Türkiye hiçbiri gibi olmadı. Olmayacak-olamaz. Hem niçin böyle kötü sayılacak örneklerle kıyaslanıyoruz. Niçin biz bu ülkelere benzeyelim ki. Biz kültürel alt yapısı olmayan, gayri medeni, ilkel bir millet miyiz ki ona buna benzeyelim. Milletine güvenmeyen buhran kafalılar bilmesi gereken şudur : Türk milleti benzeyen değil, hep benzeten olmuştur. Hem içte hem dışta. |
DİĞER YAZILARI
|
mucahitakturk