KÖŞE YAZISI

SPORCA
Spor Yazarı

Medyanın ''Gücü''

18 Haziran 2008 Çarşamba

Medyamız için 4.Kuvvet manşetlerini ve tabirlerini hatırlarım. Bir dönemler medya dördüncü kuvvetti. Ya da bazı çevrelerce hala öyle sanılıyor. Oysa işin gerçeği çok farklı.


Medya; yazılı, sesli ve görsel basının tümünü içine alan ve genelde de basın diye tabir edilen bir olgudur. Dünya'da ve Türkiye'de çok etkin bir denetim görevi üstlenen medya veya basın, bugün Türkiye'de çok daha etkin bir konumdadır.

Yaşımızın biraz genç olması nedeni ile çok eski dönemleri hatırlamamız mümkün değil. Tarih derslerimde çok iyi olmadığından geçmiş dönem tarihini çok iyi de bilmiyorum. Ama yaşadığım süre içerisindeki olayları yani yakın tarihi çok iyi hatırlarım. Bunda medya içerisinde yer almamızın da etkisi var kuşkusuz. Özellikle çok sesli döneme geçtiğimiz 1990'dan sonrasını yani ortaokul yıllarımızdan sonrasını çok iyi hatırlarım.

Çok sesli basına 90'dan sonra geçmedik diye itiraz edenler olabilir. Gazete anlamında 90'dan önce de vardı çok seslilik ama radyo ve TV'de çok seslilik inter star (Magic Box) ve Teleon TV'lerinin yayına başlamasıyla başladı. Bu furya hızlı bir şekilde devam etti. Ama gelişme genelde sadece belirli bir görüş doğrultusunda devam etti. 90'dan sonraki bu süreçte TV'ler sayesinde hükümetler yıkıldı, hükümetler kuruldu. Üniversite yıllarımda çok yakından takip ettim medyayı. Aynı ''ana haber bülteni'' içerisinde aynı habere ait aynı kareleri 7, evet yedi defa izlediğimi hatırlarım. Bir dönem içimiz dışımız Fadime Şahin, Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı olmuştu. Sahi şimdi nerede bu isimler?

Bugün bu çok sesli medyaya internet de eklendi. Buraya nerden geldik diye soruyorsunuz eminim. Uzatmadan konuya giriyorum. Geçen hafta içinde yaşanan iki olay beni buralara getirdi. Kendimce dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğüm bazı önemli ayrıntıları sizlere aktarmak istedim.

Çaykara Ataköy'deki öğretmene dayak olayı Türkiye'nin internet gündemine oturdu. İnternet diyorum gazete ve TV'lere taşınamadan olayın gerçeği gün yüzüne çıktı. Ayrıntıya girmeden olayın perde arkasına değineceğim kısaca (İnşallah)

Zaman Gazetesi Of temsilcisi arkadaşımız Habib Bey olayı duyunca telefonla bana ulaştı. Çaykara'da bir olay olduğunu ve olayla ilgili Cihan'ın bilgi istediğini söyledi. Çaykara'daki arkadaşlara ulaşarak gerekli bilgileri edindik. Aradan kısa bir süre geçmeden Habib bey tekrar aradı ve haberin milliyet.com'da olduğunu söyledi. Hemen siteye girdim. Ayrı bir köşede büyük punto manşet;

''Cumhuriyet Öğretmenine Türban Dayağı''
Bir çok öğretmen arkadaşım var, Milli Eğitimle çok yakın diyaloglarımız var ama ben öğretmenlerin Cumhuriyet olan ve olmayan diye ayrıldığını bilmiyordum. Yani dayak yemeyen öğretmenler Cumhuriyet karşıtı öğretmenler mi?
Böyle kepaze bir manşet olabilir mi?

Hemen alttaki resme göz attım. Haber sayfasında da yer alan resim orda. Resme bir baktım Allah Allah dedim. Bu temsili bir resim değil. Baya baya habere ait resim. İnternet haberciliğinde olay duyulur duyulmaz arşivden bir haberle haber yapılır. Sonra da gerçek resim ulaşınca isteğe göre güncellenebilir. Oflular.com'da çok az da olsa bizde zaman zaman böyle yapıyoruz.

Resme bakıyorum, Öğretmen kardeşimizin yüzünde yaralar, sağlık görevlisi arkadaş pansuman yapıyor. Karşı duvarda da tesadüfen saat duruyor ama saati o resim kalitesinden çözmek mümkün değil. Olayın soruşturmasında eminim haberi yapan ve resmi çeken arkadaş bu belgeleri de sunacak.

Saati çokta önemli değil aslında. Önemli olan Öğretmen kardeşlimizin ifadesinde 21:00 sularında olduğunu belirttiği olayın tahminen pansumanının 22:00 sularında yapılmış olması gerekir. Ataköy'de değil sağlık ocağı hastane bile var.

Dikkatimi çeken husus o saatte o resmi çeken DHA muhabirinin orada işi ne idi?
Çünkü biz bölgede çalıştığımızdan günü ve saati belli olan bir programda bile resim alacak arkadaş bulamazken, güncel ve ani gelişen bu tür dayak olaylarında resim çekilebilmesi, muhabirin gecenin 10'unda tesadüfen yayla dönüşü Ataköy Sağlık Ocağına uğrayıp ne var ne yok diye merak etmesi ile açıklanamaz.

Hemen Milliyet.com'a girip bu durumu izah eden bir mail attım. Tabi yayınlanmadı. Ardından bizim de telefonla destek sağladığımız Cihan Haber Ajansı'nın kontra haberi geldi.

Haber Vitrini com hangine inanacağız esprisiyle her iki haberi de yayınladı.

Ardından Vali Okutan'ın açıklaması ile DHA'nın bu haberi elinde patladı. Sadece sitelerde kalan bu haber, tüm haber sitelerine konu oldu. Google'de ''Çaykara Türban'' yazın bakın karşınıza neler çıkacak neler...

Olay ile bağlantılı olduğundan bir başka haber daha vardı azıcık da ona değineceğim. Kanal 1'de Fatih Altaylı iki Türban mağdurunu ekrana çıkartıyor. Yayını izlemedim ama internete konu olunca dakika dakika olaydan haberdar oluyoruz. Fatih Altaylı denen şahıs daha düne kadar Başörtülü öğrencilere en ağır hakaretleri yapan kişi değimliydi? Ne çabuk unutuldu? Şimdi kalkmış başörtülüleri ekrana çıkartıyormuş. Yani günah çıkartıyor öylemi?

Asla öyle değil. İşte 97'deki Kalkancılar, Şahin'ler ve Gündüz'ler'in 2008 versiyonu uyarlamaları. Elbette yeni versiyonda arada dağlar kadar farklar var.

En önemlisi medya artık tek tabanca değil. Her kesimden seslerin yer aldığı, birilerinin yutturmaya çalıştığı haberleri ayyuka çıkaran, birilerini karalama kampanyalarının yememesinin en önemli ayrıntıları ve perde arkası bu güçlü medyadır.

Bizler de bu anlayış ve düşünce ile olayları saptırmaya çalışmadan, kaynağından haberlerle, bölgemizde olup biteni kayıt altına almaya ve siz değerli okuyucularımıza sunmaya çalışıyoruz. Elbette zaman zaman hata yapıyoruz. Bunu peşinen kabul ediyoruz. Hatalar olacak, olmaması mümkün değil. 30 yıllık gazetelerimiz ve gazetecilerimiz bile hata yapıyor. Önemli olan maksatlı ve birilerini karalama, birilerini göklere çıkarma, sırf birilerine şirin gözükmek için değil, insanlara sağlıklı ve objektif haber verebilmektir. Şükürler olsun gazetede 40. sayıya kadar geldik. Birinci yılımızı doldurmak üzere olduğumuz şu günlerde tarafsız, objektif bir bakış açısı ile bölgemizde olup biteni sizlere sunmaya devam edeceğiz. Oflular.com'da ise 4 yılı aşkın süredir bu tarafsızlığımızı koruyoruz. İnşallah uzun yıllar bu şekilde devam edeceğiz.

Not: Bu haftaki yazım bayağı uzun olduğundan spor yazımı ikinci yazı olarak yayınladım.

DİĞER YAZILARI
Gösterim : 269
YORUMLAR (3)
mezereli
(18 Haziran 2008 Çarşamba - 15:32)
başörtüsü sıkıntısını yaşayann biri böyle bir zamanda kalkıpta başörtülülere örümcek beyinli diyen fatih altaylının programına katılıp provakasyonda bulunmaz.bunlar görev insanları tek farkları 1998 ayrı 2008 ayrı kişiler olması.amaç herzaman aynı.ayrıca milli maça değinmeyin bence çünkü maçtan sonra futbolcu ve fatih terim allah,şükür ve inşallah kelimerlirin kullanıdğı tespit edildi.bu durum maçın iptaline bile sebep olabilir.bir sizin gazete ve siteyide kapatmaya kalkarlar maçtan bahsetme.
bordo_mavi
(18 Haziran 2008 Çarşamba - 12:23)
Yüksel abi bildiğim kadarıyla spor yazarısın.Liglerin tatilde olduğu bu zamanlarda futbol üzerine malzeme bulamayışını anlayabiliyorum fakat Ulusal takımımızın böylesine önemli bir zafer elde ettiği haftada Türban üzerine yazı yazmanı Kişisel görüşlerinin Gazeteciliğin tarafsızlık ilkesinin önüne geçtiğini düşünüyorum.
ziyaretci
(18 Haziran 2008 Çarşamba - 10:36)
mustafa kamiloğlu isimli ziyaretçinin yorumu : rabbime şükür ki sağduyulu basın var. sadece bu kartel medyasının yalan haberlerini düzeltmek için bir gazete çıkarmak lazım.memleketime sevgilerle..
Yorum Ekle ...  (üyelik gerektirmez)
| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2008 | Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım ve Programlama : Murat Kumandaş