KÖŞE YAZISI

ŞANLI TARİHİMİZ
Araştırmacı Tarihçi - Yazar

Mehmet Akif'in hakkında şiir yazdığı Mandan Hoca

30 Mayıs 2007 Çarşamba

Of'un en büyük alimlerindendir. En büyük özelliği Devrinin Sultanı II. Abdülhamit'e "Neden kadınlar gibi kafes arkasında duruyorsun gizleniyorsun, demek ki korkuyorsun öyle ise kusurun var" diyebilmiştir.


Mandal Hoca, Of’ta Mandan hoca diye anılır. Bugün torunları Of’ta Mandanoğlu diye anılır. Altay Yiğit, Çaykara ve Folkloru adlı eserinde onun Çaykara’nın Taşçılar köyünden olduğunu belirtir. Mandanoğlu hakkında kişiliğini en güzel olarak Milli Şairimiz Mehmet Akif, “Asım” adlı şiirinin bir bölümünde şöyle ifade eder.


“Yeni camideki vaiz, bileceksin belki
Tacı yok tahtı da yok kendine malik sultan
Öldü biçare adam zannederim? Hem çoktan.
Ne güzel söyledin oğlum. Hoca sultandı evet
Yoktu dünyada esir olduğu hiçbir kuvvet
Hele sen yoldaşımın halini görseydin o gün
Eskisinden de perişandı…
Tabii sürgün
Başta bir dalgalı festü tepesinden o ibik
Çuk oturmuş bakıyor mavi beş on kat iplik,
Sapı yok püsküllü tutmuşta dışından ibiğe,
Bağlanmış sımsıkı artık buda kopmaz ya diye,
Önü çökmüş sarığın, arka taraf vermiş bel,
Çağlıyor püsküle baktım üzerinden tel tel,
Saçak altında o gözler uzanan kaşlardan
İki şimşek dolu gök sanki yanarbın baksan,
Sonra hendekler açılmış gibi kat kat bir alın
Hani bin parça olur. Düşmeye görsün, nazarın
İri burnundan inip savruluyor çifte duman
El ayak bağlı solurken bu kıyılmaz aslan
Kara yel indire dursun tipi, yağmur kar kış,
Hoca çıplak yalnız çok senelerden kalmış,
Yani yırtmaçlı bir entarisi var sırılsıklam,
Akıyor dört eteğinden hani biçare adam
Lakin aldırdığı yok hem sövüyor, hem yürüyor,
Göğsünün kılları donmuş o ateş püskürüyor,
Oflu, hainlere lanet dağıtırken bol bol
Kime benzetti ki bilmem beni berhudar ol,
Diyerek okşadı. Artık ne kadar hoşlandım.
Bilemezsin… Sıcacık bir aba giydim sandım.
Oflu tedris ile bağdaş kurarak koltukta
Dedi:
—Çoktan beridir vardı benim bir derdim
Gideyim zalimi ikaz edeyim isterdim
O bizim cami uzaktır gelemez mani ne-
Giderim ben diyerek vardı onun camiine
Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid,
Ali Osmandan edilmezdi bu korkaklık, ümid
Belki kırk elli bin askerle sarılmıştı Yıldız
O silahşörler o alfesli herifler sayısız
Neye mal olmada seyret herifin bir namazı
Sade altmış bin adam kaldı nazasız en az,
Hele tebziri aşan masraf dersen sorma
Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma
Dedim ki bunca zamandır nedir bu gizlenmek?
Adam mı, Cin mi, nesin? Yok ne bir gören ne eden
Ya çünkü korkan adamlar gerek ki saklansın
Değil mi saklanıyorsun demek ki korkudasın
Değil mi korkudasın, var kabahatin mutlak
Birde baktım canavarlar pusudan çıkarak
Koştular tekmeye kuvvet kimi dipçikle kimi
Serdiler her tarafından delinen pöstekimi
—Sonra?
—Ben hissimi kaybetmiştim artık…
—Sanki bir korkulu rüya idi… Ferdası sabah
Deniz üstünde bulup kendimi şaştım bu işe
Dedim ki Anlatırım ben, Hamid öbür gelişe
Adam aldıkça Lazistan kıyısından takalar
Kurtuluş yok seni MANDAL yine bir yakalar.”


Şiirin Mandal hoca ile ilgili bölüm beş altı sayfadır. Olay kısaca şöyle özetlenebilir: İstanbul Yeni Camiinde vaizlik yapan mandal Hoca padişah olan Sultan II. Abdülhamit’in halkın arasına girmemekte olmasına içerlemektedir. Bunun için o da padişahın namaz kıldığı camiye, yani Yıldız Sarayındaki camiye gider, görür ki Sultan bir namaz kılacak diye 60.000 kişi namaz kılamamıştır. Bir namaz için o kadar masraf harcanır ki Mandal Hoca bunu maskaralık kabul eder. Yıldız Sarayında II. Abdülhamit’in yanına ulaşır. Ve ona neden saklandığını, halkın kendisini görmek istediğini, ancak onun saklanmakla korktuğunu ve korkan adamın mutlaka bir suçu olduğuna göre onun da suçu olduğunu yüzüne karşı söyleme cesaretini gösterir. Fakat padişahın koruyucuları onu etkisiz hale getirirler. Sonra da Mandal hoca Erzurum’a sürülür. Erzurum’a gitmek için gemi ile Trabzon’a gelir. Burada Trabzon Valisi Kadri Paşa tarafından olduğundan büyük yakınlık görür. Kadri Paşa onun acınacak kadar perişan olduğun görünce, ona elbise verir. Para da verir. Mandal Hoca parayı kabul etmez. (Kadri Paşa: (1893–1902) yılları arasında Trabzon’da valilik yaptığına göre bu olayda adı geçen tarihler, arasında olmuştur).
Milli şair Mehmet Akif, Mandal Hoca gibi on kişi daha doğuya gitmiş olsaydı doğunun insanlarının münevver, aydın hale gelebileceğini söylemiş ve Padişaha, kabahatini yüzüne söyleyebilen Mandal Hoca’ya hayran kaldığını, “Asım” adlı şiir kitabında belirtir.

Trabzon Of ve Hayrat çevresinde tarafımızdan yapılan alan çalışmasında Dursun Fevzi Güven adındaki Çalekli Dursun Efendi adıyla meşhur büyük âlimin Mandan Hoca tarafından da okutulduğunu ve büyük oğluna Fatih’teki mezarı başında her Cuma günü bir Yasin okumasını vasiyet ettiğini bizzat oğlu Süleyman Efendi bize aktarmıştır. Ancak Fatih’teki mezarın Oflu Mehmet Emin Efendi’ye ait olduğu düşünülürse Mehmet Efendi ve Mandan Hoca aynı kişi olabilir. Mandan Hoca’nın torunlarından Sadullah Mandan, aile seçeresinde kendisinin Mandan Hoca’nın oğlu Sadullah, onun oğlu Fehmi, onun da oğlu Rıfkı’dan geldiğini belirtir. 1987 yılında 107 yaşında ölen babaannesinden öğrendiği bilgilere Mandan Hoca’nın 1840 yıllarından önce doğduğunu onun İlve adındaki kızının mezarının Bayburt Soğanlı dağlarında, diğer kızı Gülsüm’ün mezarının Çaykara Holo’da olduğunu belirtir. Ayrıca Altay Yiğit, onun Çaykara Taşçılar köyünden olduğunu yazar.

Günümüzde Mandan Hoca’nın torunları Of Solaklı Mahallesi (Yeni mahalle) ağırlıklı olarak yaşamaktadırlar ve dedeleri adına Mandan Hoca Camii Yaptırma ve Yaşatma derneği kurarak, onun toprakları üzerine onun adına bir cami yaptırmaya çalışmaktadırlar.
Bu aile ilgili olarak Kasımoğlu ailesi ile yakın akrabalık olduğu söylenmektedir: “Davud Hoca'nın babası Mandanoğlu ile Şemsettin Said'in babası Kasımoğlu'nun amca çocukları olduğu ifade edilmektedir. Şemsettin Said'in eşi Rahime, Mandanoğlu ailesinden gelin gelmiştir. Mandanoğlu ailesinin bir bölümü Of'tan Tokat'a gelip Erbaa ilçesinde yerleşmiştir.” Haşim ALBAYRAK 2006

DİĞER YAZILARI
Gösterim : 2.447
YORUMLAR (5)
ziyaretci
(02 Kasım 2008 Pazar - 13:34)
merve altuncu isimli ziyaretçinin yorumu : ben erbaa tokat'tan yazıyorum.yazıda belirttiğiniz mandan hoca benim dedemin dedesidir.babam ise mandan hocanın ismini taşıyor.ismi mehmet emin.ayrıca bizim ailenin taşçılar köyüyle hiçbir alakası yoktur.dernekpazarının çalışanlar köyüne mensubuz.ve de mandan hocanın şeyhlik icazeti dedeme kalmıştır.ve de şu an bizim evde bulunmaktadır.belirttiğiniz gibi mandan hoca büyük bir alimdir.vede asım sulu beyefendiye çok teşekkür ederim yanlışlığı düzelttiği için.
ziyaretci
(21 Temmuz 2008 Pazartesi - 19:41)
Mustafa Asım SULU isimli ziyaretçinin yorumu : Mandanoğulları aslen Dernekpazarı'nın Holo-Kalanas(Çalışanlar) Köyündendirler. Taşçılar köyü ile hiçbir bağlantıları yoktur. Bu gün Çalışanlar köyünde 4-5 hane bu aileye mensupturlar. Oftaki, Bayburttaki, Erbaadaki ve diğer yerlerdeki Mandanoğulları aynı soydan gelmektedirler. Çalışanlar Köyündeki Mandanların bu günkü soyadı ALTUNCU dur.
bbektas61
(07 Haziran 2007 Perşembe - 11:50)
Haşim bey.
Öncelikle iliginize teşekkür ederim.Cansız Hocanın tarzını açıklamaya çalışırken küfür sözcüğünü sövme anlamında kullanmıştım.Yoksa bilimsel anlamda"küfr" kavramını kasdetmedim.
O aynı zamanda iyi bir heccavdı.Hicv ise edebiyatımızın bir koludur bildiğiniz gibi. Ayrıca içinde sövgü olmayan bir hicv yazısı yada şiiri olamaz diye düşünüyorum .Ünlü şairlerinden Şair Eşref'in ve onun öğrencisi olan Neyzen Tevfik'in bol bol sövgü içeren hicvleri vardır.Örneğin Neyzen'in zamanın bir devlet büyüğü için yazdığı şu dizelere bakarmısınız..
Şu ..oka ..ok deme. ..ok duyarsa ar eyler.
Damlası ..oka değse ..oku murdar eyler.
Bence Cansız Hoca acaba farkındamıydı bilemem ama edebiyatımızın bu tarzının muhteşem bir temsilcisiydi.
Saygılar.
hasimalbayrak
(06 Haziran 2007 Çarşamba - 16:07)
sevgili bektaş
çoğu yazılarıma yorum eklemen hoşuma gidiyor. Bazılarından memnun olmasamda eleştiriyel gözle yaptığın yorumları keyifle okuyor ders çıkarmaya çalışıyorum. ancak rahmetli çok ta güzel küfür ederdi ama ettiği küfürler küfür sayılmaz meali gibi bir ifade algıladım.rahmetlinin çokta güzel küfür etmesi (Cansız Hoca için) ifadesi çok ilginç. üstelik rahmetli çok güzel küfür ediyor ama onun bu küfürleri ofla hoca imajına olumsuz etki etmez gibi bir ifade ortaya çıkıyor. sizin yorumunuz olarak kabul ediyorum ama bu izafi bir kavram. ben kendi yorumum olarak Cansız Hoca'nın argo küfürleriyle ilim sahibi Oflu Hoca imajına olumsuz katkı yaptığına inanıyorum. sevgi ve saygılarımla Haşim ALBAYRAK
bbektas61
(01 Haziran 2007 Cuma - 15:03)
Bunu ve Cansız Hoca hakkındaki yazılarınızı bir arada değerlendirmek istiyorum.Halk arasında Cansız Mustafendi olarak bilinien kişi gerçekten nevi şahsına münhasır denebilecek bir insandı.Kullandığı söylem kimilerine göre fazla küfürlü bulunabilir ama içerik olarak çok ince anlamları olan bir tarz kullanırdı.Argo konuştuğu kanısında değilim.Ama rahmetli çok da güzel küfrederdi.Bu özelliğiyle onu Oflu hocaların bugün sahip olduğu imajdan sorumlu tutmanız subjektif bir göruştür.Bu konuda bir araştırmamı var? Bunun dışında hakkında yazdığınız yazı gerçekten güzeldi.Mandan Hoca hakkında ise Mehmet Akif'n nerdeyse divane demediği kaldı.Sanki bir hilkat garibesinin tarif eder gibiydi.Ancak Hocanın ağzından II.Abdülhamit'e de demediğini bırakmadı
Yorum Ekle ...  (üyelik gerektirmez)
| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2008 | Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım ve Programlama : Murat Kumandaş