SPORCA
Spor Yazarı
Neşter zamanı geldi16 Nisan 2007 PazartesiYoğun gündeme nerden başlasam diye düşünüyorum. Öncelikle yazıyı bilerek iki gündür geciktirdiğimi belirtmek istiyorum. Yaşanan son gelişmelerin perde arkasını tam anlamıyla öğrenmeye çalıştım. Doğruluğunu teyit etmeden olayın taraflarına söz hakkı vermeden yorum yapmak benim anlayışıma ters düşer.Bu nedenle bekledim. Olay malumunuz olduğu üzere Ofspor’da yaşanan deprem ve neticeleri… Bizleri takip eden arkadaşlarımıza kısa bir not aktarayım. Sürmene maçı sonrasında maç ile ilgili haberin resimlerinden biri Teknik heyet ve futbolcuların tatile çıkış resmiydi. Resmi çekerken Hocam yazayım mı altına “Tolgay Hoca Bavulu Topladı diye” esprime aldığım yanıt aslında olayın habercisiydi. “Acele etme” demişti Tolgay Hoca… Tabii olayı irdelemiştik biraz ama… Takımın konumu nedeniyle, ofsporumuzun geleceğini düşünerek bu olayı yansıtmamıştık. Ama o resmi o habere bilerek koymuştuk. Bugün yazabileceğimiz böyle bir yazıyı düşünerek… Hiçbir olay ani değildir. Mutlaka bir geçmişi söz konusudur. Bir süreden beri sıkıntılar olduğu belliydi. Sürmene maçının kazanılmasının ardından maç sonrası atmosferi sanki maç kaybedilmiş gibiydi. Ne futbolcularda, ne teknik heyette ve nede yönetimde sevinç ve neşe yok gibiydi. Belikli sıkıntılar zirveye çıkmıştı. Takım hakkında bilgi alışverişinde bulunmak üzere Tolgay Hoca ile sürekli görüşürdük. Cuma günü akşamı da öyle yaptık. Sabah yolculuk kaçta diye telefon açtığımda aldığım cevap “Yüksel işler biraz karışık belkide Ankara’ya gitmeyebiliriz” dedi. Hayırdır hocam dedim. Sonra konuşuruz dedi. Olayı irdelemeye çalışınca bir futbolcu arkadaşımızın ismini vererek “onu kadro dışı bıraktım bunu yazabilirsin” dedi. Başka sır alamadık. C.tesi sabah ki telefon görüşmesinde Tolgay hoca, ekibiyle Ankara’ya gitmeyip görevi bıraktığını söyledi. Sebebini “Kadro sayısı” olarak belirtse de ne yalan söyliyeyim inanmaktan öte “komik” buldum. Daha gerçekçi bir sebep bulabilirdiniz diye ısrar edince “Yüksel ciddi söylüyorum kadro yüzünden ipler koptu” dedi. Ben her ne kadar hâlâ daha inandırıcı bulmasam da olay şöyle gelişmiş. Uçak biletlerinin temini için Kadro istenmiş hocadan. Hoca da 20 futbolcu kadrosu Teknik heyet, masör ve malzemeci toplam 25 kişi olarak bildirmiş. Yönetim kadronun 18 olmasını istemiş. Hoca da “kadroyu ben yaparım. Bu benim işim. 20 kişi ile gideceğim” diye ısrar edince yönetim de “hayır kesinlikle 18 olacak” diye diretti. Tolgay hoca da “o zaman buyurun takımı siz götürün ben gelmiyorum” demiş. Mehmet ve Kenan hoca ile birlikte kulüpten ayrılmışlar. Olay buymuş. Tarafsız gözle bakmaya çalışınca Ofspor Kulübünün 2 kişinin masrafını hesap edip böyle bir çıkmaza gireceğini düşünmek dahi istemiyorum. Peki öyleyse sorun neydi…??? Bardağı ne ya da kim taşırmıştı. Ya da bu olayın perde arkası kahramanı kimdi…??? Bu soruların henüz cevabını bulabilmiş değilim. Gelişmeleri değerlendirmek üzere ilk etapta Başkana ulaşmaya çalıştım. Az önce bile aradım ancak cevap alamadım. Yöneticilerle görüştük. Olayın görünen kısmını anlatıyor herkes. Tolgay hoca için “Kendini takımın üstünde görüyordu” şeklinde serzenişler de oldu. Olayın diğer kanadına söz vermek için Tolgay hocayla görüştük dün gece. Yarım saati aşkın görüşmede çok şey konuştuk. “Beni en çok sevdiğim kişi ile tartıştırdılar” demesi dikkatimizden kaçmadı. Başkan mı sorumuza “Hayır kesinlikle. Başkan başından sonuna hep yanımızda oldu. En çok sahip çıkan isim di” dedi. Takımın üstüne çıkma eleştirilerine ise açık ve net cevaplar verdi. “Ben takımın teknik patronuysam takımı ben kurarım. Birileri bana onu oynatacaksın bunu oynatacaksın diyemez. Ben 4. hafta da takıma geldiğim de kadro mevcuttu. Devre arasında operasyon yaptık. Takım da kalan ve yeni alınan herkes benim oyuncumdu. Günün şartlarına göre o gün en iyi kimse formayı ona vermeye çalıştım. Daha öncede söylemiştim. En çok üzüldüğüm şey kadronun geniş olması ve herkesin sahada oynayabilir kalitede olmasıydı. Forma şansı veremediğim oyuncularıma üzülüyordum. Teknik patron olarak takımı kurmak takımın üzerine çıkmaksa o zaman evet takımın üzerine çıktım derim. Ama benim tarzım ortada. Görev alanıma müdahale ettirmeyi sevmem. İdman proğramını da, kamp proğramını da, maç sonrası izinleri de ben ayarlarım. Bunlar yönetimin değil teknik ekibin işidir. Yönetime bilgi olarak sunulur bunlar.”dedi. Özetini vermeye çalıştığımız görüşmede geçen ifadeler bunlardı. Başta da söyledim. Ofspor bizim. Yönetimde gelip geçecek, Futbolcular’da, Hoca da. Ama Ofspor kalıcı olan kurum dur. Olayların sonucunda Ankara Demirspor maçının sonucunun değerlendirmesinde “olaylar sizi etkiledi mi ? ” şeklindeki sorumuza futbolcu arkadaşlarımızın “etkilemedi dersek inanırmısın” ifadesi bence her şeyi anlatmaya yetiyordu. Sonuç olarak belki Ankara Demirspor’u yensek te play Off şansımız olmayacaktı ama en azından son iki hafta da iddiamız devam edecekti. Tekrar etmekte fayda var. Olayı tarafsız gözlemlerle aktarmaya çalıştık. Olayın iki tarafını dinlemeye gayret ettik. Sadece Başkan’ın konu ile ilgili görüşlerini alamadık. Köşemiz her zaman kendilerine açıktır. İstedikleri anada söyleyeceklerini yazmaya ve aktarmaya hazırız. |
DİĞER YAZILARI
|
ares
kazim_
mumin
anoso
altunsoylar_
,
bordo_mavi