SPORCA
Spor Yazarı
Of, Kaymakamını uğurladı30 Haziran 2008 PazartesiŞüphesiz ne ilk uğurlamadır bu, ne de son. Ömrümüz elverdiği sürece nice ayrılıklar ve kavuşmalar hem yaşayacağız hem de yaşatacağız. Burada önemli olan şairin de dediği gibi ''kubbede hoş bir sada bırakmak''tır.Merhaba sevgili dostlar. Yoğun bir haftayı daha geride bırakarak sırayı yazımıza getirdik. İnanın ben de sıkılıyorum uzun yazıdan. Kısa yazmak için elimden geleni yapıyorum ama bir türlü beynimin parmaklarıma hükmetmesini durduramıyorum. Kısa yazabilmek için elimden geleni yapıyorum ama nafile. İnşallah bu yazımız kısa olur. Bir hafta içerisinde tam dört kez Uzungöl'e gitmiş birisi olarak Uzungöl hakkında fikirlerimi kaleme almak istiyordum bu hafta ama daha önemli konular olunca şimdilik Uzungöl hakkındaki düşüncelerimizi ertelemiş olalım. Genç ve dinamik bir başkan Demokrat Parti Genel Başkanı Oflu hemşerimiz Süleyman Soylu, baba ocağındaydı bu hafta. Rize programının ardından Almanya-Türkiye yarıfinal maçını Of'ta hemşerileri ile birlikte izledi. Maçın devre arasında kendisi ile ayaküstü sohbet edebilme fırsatı bulduk. İlk defa Oflu bir hemşerimiz, bir partinin Genel Başkanlığını yürütüyor. Genç ve dinamik biri olan Soylu, Demokrat Parti gibi adı mazileri anımsatan bir partinin en üst noktasında olması bizleri onurlandırıyor. Kendisine uzun ve ince bu yolda başarılar diliyoruz. Halkın arasında maç izlemesi, sıcak tavırları, doğruluktan yana ifadeleri şüphesiz en büyük artıları. Başarılar Soylu. Teşekkürler Türkiye Süleyman Soylu'yu takip edebilmek için EURO 2008'in yarı final maçı olan Almanya-Türkiye maçını tam anlamıyla konsantre olup izleyemedik. Uzungöl'de Kaymakam Yücedal'ın veda programından biraz geç döndük. Of'a adımımızı atar atmaz müthiş bir tezahüratla karşılandık. Meğer millilerimiz yanlış yaparak maçın daha başında Almanlara golü atmışlardı. Ama basit hatalar sonucu mükemmel top oynadığımız bu maçta yine yenik duruma düşmeyi başardık. 79. dakikada golü yiyince; iyi güzel de bu defa golü nasıl atacaz diye düşünmeye başladık. Semih, çok bekletmeden iğne deliğinden geçirdiği topla havalara uçurdu bizleri ama savunmamız bu sevincimizi gölgeledi. Çok basit bir hata ile 3 kere lehimize sıçrayan çekirge bu kez aleyhimize sıçradı ve finali kaçırdık. Millilerimiz şampiyonada zor şartlar altında çok önemli tarihi başarılara imza atmışlardır. Tarih sayfaları bu şanlı maçlarımızdan gururla bahsedecektir. Her şeye rağmen, tüm eleştirilere rağmen, Fatih Terim'in Milli zaferlerimizin önüne geçme düşüncelerine rağmen millileriz, EURO 2008'e damgalarını vurmuşlardır. Darısı 2010 yılında Güney Afrika'da yapılacak olan Dünya Kupasına. Bir öğretmenimizin serzenişi Bir sohbet esnasında arkadaşımızın birinin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüzün uygulamaları hakkında ufakta olsa bir serzenişi oldu. Başarılardan bahsederken klasik adam kayırmacılığı üzerine bir serzenişti bu. Yapılan OKS ve SBS sınavlarında bazı öğretmenlerin üç sınavda da görev aldığını ama buna karşın bazılarının hiç görev almadığını belirtti. Bizlerde konuyu bilmediğimizi ama Milli Eğitim'deki müdürlerimizin bu yapıda insanlar olmadıklarını ifade edip mutlaka olayın arka planında başka bir durum olduğunu belirterek konuyu araştıracağımızı söyledik. O kadar ilginç ki konuyu araştırmadan edindiğimiz başka bir bilgi bizlerin bu konuda aydınlanmasına neden oldu. Kısa geçeceğim aynı konuda serzenişte bulunan bir başka arkadaşın itirazı bizlere gerçeği gösterdi. Bu tür çalışmalar öncesi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara yazı yazar. Görev almak isteyen öğretmenlerin listesi istenir. Bazı okullarımız öğretmenlerine teker teker ulaşarak bilgilendirirken bazı müdürlerimiz sormadan görev alacakları belirler. Bazıları da cevaba bile gerek duymaz. Ama sonuçta kabak merkezdeki idarecilerimizin başında patlıyor. Bu olaydan bir sonuç çıkartarak herkesin bu sonuç üzerinde düşünerek, zanla hüküm vermemesini, mutlaka yaşadıkları her durum hakkında yetkili veya ilgili kurum ya da kişilerden bilgi almaları gerektiğini ifade etmek istiyorum. Güle güle Yücedal ailesi Yazıyı fazla uzatmak istemiyorum o nedenle yazımın manşet konusuna geçiyorum. Of, Kaymakamını uğurladı. Şüphesiz ne ilk uğurlamadır bu, ne de son uğurlama. Ömrümüz elverdiği sürece nice ayrılıklar ve kavuşmalar hem yaşayacağız hem de yaşatacağız. Burada önemli olan bu ayrılıklarda şairin de dediği gibi ''kubbede hoş bir sada bırakmak''tır aslolan. Beş yıllık görev süresi içinde Mehmet Cengiz Yücedal'ın da kubbede hoş bir sada bıraktığına inanıyorum. Elbette her insan görevini yapacaktır. Bir insanın görevini yapıyor olması çok büyük bir başarı değildir. Ama bazı insanlar kendilerine ekstra görevler de üretebilirler. Sayın Yücedal'da kendisine verilen görevlerin dışında ekstra görevler yaptı. Takdir edenlerin olabileceği gibi eleştirenler de olacaktır şüphesiz. Belki bizler uzaktan eksik ya da farklı gözle bakmış olabiliriz. Mesai arkadaşları ve yakın çalışma arkadaşları bizim bu düşüncemize katılmıyor olabilirler. Sayın Yücedal'a bizde çok uzak değildik. Birçok defa sohbet edebilme fırsatı yakaladık. En son sohbeti de Of Kaymakamı olarak son imzasını attığı son dakikalarda, personeliyle vedalaşmaya hazırlandığı dakikalarda yaptık. En çok takdir ettiğim özelliklerinden biri doğallığı ve sadeliği idi. ''Of halkına voleybolu sevdirdiniz dediğimde'' bile ''Of'un geçmişinde voleybol kültürü zaten vardı'' diyebilecek kadar da alçak gönüllü idi. Sayın Yücedal için çok şey yazabilirim. Ve bu yazdıklarımız sonucu da birçok arkadaşımızdan farklı tepkiler de alabiliriz. İnandığım ve bildiğim doğrudan asla vazgeçmem. Sayın Yücedal'ı övmek bu saatten sonra bize bir şey kazandırmaz. Görev süresini tamamlayıp Of'tan ayrıldı. Ayrılması da pek çok kaymakama nasip olmayacak şekilde oldu. Sayın Yücedal için dört tane gece düzenlendiğini biliyoruz. İlki hariç diğer üç geceye katıldım. Trabzon basından öğrenebildiğimizin dışında ilk gece hakkında pek bilgimiz olmadığından haber bazında da bilgi veremedik okurlarımıza. 2. veda gecesi voleybol grubu tarafından verildi. Ve bu çok özel gecede ben de vardım. 3.gecede, son gece de, hatta son sabah kahvaltısında ve havaalanında Yücedal'ın son el sallayışında da kayıttaydım. Bize ne oradaydıysan diyebilirsiniz. Ama burada iki önemli hususa dikkat çekmek istiyorum. Birincisi bizlerin dışında hiçbir gazeteci arkadaşımız bu vedalarda yoktu. Neden acaba? diye düşünüyorum ama bir neden bulamıyorum. Arkadaşlarımız şunu diyebilir. Haberimiz yoktu. Evet, haklılar. Bize de voleybol gurubunun gecesi dışında davet gelmedi. Ancak her şeye rağmen geceleri takip ettik. Gazeteciliği ilkesinde; ''haberim yoktu'' diye bir mazeret yok. İletişim fakültesi 1.sınıf derslerinde bu bilgiler verilir. Bende iletişim okumadım Of'taki diğer tüm gazeteci arkadaşlar gibi. Gazeteci haberi koklayacak. Haber için davet beklemeyecek. Ancak şöyle de bir durum var. Bu tür gecelerde organizeleri yapan kişi ya da kurumlar, basını bilgilendirmek zorundadırlar. Programın nerede, saat kaçta ve içeriğinin ne olacağı hakkında basına önceden bilgi verilmelidir. Bu konuda söyleyecek daha çok sözüm var ama başta söz verdim ya... elim kolum bağlı. Of'ta 1980'lerde kaymakamlık yapan Arslan Yıldırım yakın bir zamanda Trabzon Valiliği yaptı. Nurettin Yılmaz, Maraş Vali Yardımcılığından NVİ Genel Müdür Yardımcılığı görevine geçiş yaptı. Bir önceki kaymakamımız Bülent Kılınç şu anda Düzce Valiliğini yürütmektedir. Son sohbetimizde kendisine de ifade ettim. Sayın M.Cengiz Yücedal'ın Bağlar Kaymakamlığı çok uzun sürmeyecek. Bilgi birikimi, arka plan başarısı ve devlet ciddiyetinden pazar günleri dahi taviz vermeyen Sayın Yücedal'ı kısa bir süre sonra Büyük Şehirlerimizden birinde Vali Yardımcılığı ya da Vali olarak göreceğimize inanıyorum. Sayın Yücedal'a, ''bu görevin üstesinden kalkabilecek nadir kişilerden biridir'' düşüncesiyle özel olarak verilen Bağlar Kaymakamlığı görevinde başarılar diliyorum. Aynı zamanda oğlum Furkan'ın da İngilizce öğretmeni olan sevgili eşleri Arife hanıma da verdiği emeklerinden dolayı teşekkür ediyor, çocuklarıyla birlikte Yücedal ailesine mutluluklar diliyorum. |
DİĞER YAZILARI
|