ŞANLI TARİHİMİZ
Araştırmacı Tarihçi - Yazar
Oflu Şeyh Ahmet Efendi18 Nisan 2008 CumaMapsino (Of Gürpınar) köyünden ender yetişen din adamlarından biridir. Hacı Ahmet Efendi olarak anılır.OFLU ŞEYH AHMET EFENDİ Haşim ALBAYRAK Kaynaklarda “Mapsino’daki taş yapılı, ahşap saçaklı, ağaç işlemeli tarihi Hacı Bayram camisinde yarım asra yakın ilim yaydığı” hakkında bilgi vardır. Gümüşhanevi Ziyaüddin Ahmet Efendi’ye bağlı olup onun halifelerinden Vardalı Osman Efendi’nin yetiştirdiği Nakşibendî meşayehindendir. Bölgedeki çoğu din adamları ondan feyiz almışlardır. Vefatı 1958 yılıdır. Mapsinolu (Gürpınar) müderristir. Şeyh Osman Niyazi Efendi’nin hilafet verdiği dört zattan üçüncüsüdür . Diğer ve kullandığı adı Fehmi olup Ahmet Fehmi adı ile onun hakkında şu bilgilere ulaşılmıştır: Asıl adı Ahmet Fehmi’dir. Genelde Fehmi adını kullanmasına rağmen mezar taşında Ahmet adı geçmektedir. Of Gürpınar Beldesi'nde 1277 H. (1861) yılında doğmuştur. Yazılarında sadece Fehmi ismini kullanmıştır. Babasının adı Ali olup marangozluk yaptığından Ali Usta adıyla şöhret yapmıştı. Annesinin adı Ayşe’dir. Hacı Efendi’nin kendisi de Mollaalioğulları’ndandır. Kendi beyanına göre daha beş yaşında iken babası tarafından medreseye gönderilmiştir. Zamanın büyük âlimlerinden hadis ve tefsir okumuştur. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’i eliyle yazan ve “Zilik” (Çaykaralı Zilik Numan Efendi) namıyla meşhur Kurra’dan talim ve tecvid dersleri almıştır. Tasavvuf alanında ise Dernekli Yusuf Efendi’den ders almıştır. 19 yaşındayken İstanbul’a gelmiş ve burada 20 yıl kadar kalmıştır. Bu süre içerisinde Gümüşhanevi Ahmet Ziyaeddin Hazretlerinin hizmetine girdi. Ondan Ramüz’ül Ehadis dersleri aldığı gibi tasavvuf ilmini ondan aldı. Anne ve babasının ısrarlı hasret çağrıları üzerine 20 yıl üzerine üstadı A. Ziyaüddin Efendi’den izin alarak memleketine gitti. Of’ta üstadının halifesi olan ve Varla köyünde bulunan Şeyh Osman Efendi’den, üstadından aldığı eksik kalan derslerini tamamlayarak icazet ve hilafet aldı. 1905 yılında Hac dönüşü Mısır’a uğradı. Burada Camiü’l Ezher’de eksik kalan hadis derslerini tamamladı ve geri döndükten sonra kendi köyündeki medresede Arapça ve Kur’an-ı Kerim dersleri okutmaya başladı. Yaklaşık 10 yıl kadar müderrislik yaptığı bu medresenin 300 yıldan fazla bir geçmişi vardı. Bugün bu tarihi medrese yıkılmış olup yerine Gürpınar Camisinin müştemilatı yapılmıştır. Hacı Fehmi Efendi gerek Batıni ve gerekse zahiri ilimlere vakıf Zülcenaheyn ünvanını kazanmıştır. Sabır ve kanaat ehli, hal sahibi ve Hak aşığı bir veli idi. Aralıksız 66 yıl kendi köyünde imam hatiplik yaptı. Sağlığında, kazası ve çevre kaza illerden gelip ondan feyz almak isteyenler her daim çoktu. Onun ile ilgili şöyle bir anekdot vardır. O, bir gece abdest tazelemek için evden dışarı çıkmıştı. Fakat uzun bir zaman eve dönmeyince eşi onu merak ederek evden dışarı çıkıp etrafa baktığında şaşırdı. Çünkü köyün ortasında bulunan cami, pırıl pırıl donatılarak aydınlatılmıştı. Gecenin bu vaktinde henüz elektrik daha köye gelmemiş iken bu aydınlık neyin nesidir düşüncesiyle mescide koştu ve içeriye bir göz attı. İçerde, gecenin o vaktinde kalabalık bir insan topluluğu vardı. Ama cüppeli, sarıklı, aksakallı ve nur yüzlü insanlar halka halka olmuşlardı. Tanımadığı bu insanları ve olağanüstü durumu gören hanımefendi hemen eve kaçtı. Aradan bir zaman sonra da Hacı Fehmi Efendi eve gelince eşine kızarak “ey kadın, vah sana! Beni bunca evliyanın içinde mahcup ettin. Ne işin vardı da mescide geldin” dedi. Yaptığı kabahati ve durumun önemini anlayan eşi ise “Efendi Hazretleri” dedi. “Sizi merak etmiştim. Bilmeyerek bir hata ettim ise affola” dedi. Hoca efendi ise önemle vurgulayarak “sakın bu gece gördüklerini kimseye anlatma. Sırrımı gizle. Eğer af bekliyorsan dilini tut ve gözünü kapa” dedi. Ahmet Fehmi Efendi’nin mezar taşındaki, Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Efendi tarafından yazılmış olan kitabesinde şöyle yazmaktadır: Hüve’l Baki. Gönül o dur ki saatin, Geçmez gafil Allah’tan Kemali bulayım dersen Gönül çek Masivaullah’tan, Bu cismin Banidir ruhun, daimdir Baki Allah’tan Rıza’yı Hakkı istersen Gönül çek Masivaullah’tan, Bir asrı ikmal eden meşayıhi Nakşibendiye’den müderris Molla Ali Oğlu el-hac Ahmed Efendi Ruhuna Fatiha 1958. Mezar taşının kitabesi teyzesinin kızının torunu olan meşhur Reisül Kura Mehmet Rüştü Aşıkkutlu Efendi tarafından kaleme alınmıştır. Tarafımdan yapılan alan çalışmalarında yukarıdaki bilgiler arasında eksiklik ve yanlışlık vardır. Bunlar şöyle düzeltilebilir: 18 yaşındayken Hopşeralı Talip Efendi’den icazet aldı. İcazet aldıktan sonra Hayrat Ukşul (Baltacı) köyüne imam olarak gitti. Orada üç yıl kaldı. Bu süre içerisinde imamlığı ve talebe okutmasıyla kısa zamanda ün yaptı. Daha sonra Haksalı ağaların ısrarı üzerine oraya imam olarak gitti. Orada beş yıl kaldı. Çok daha sonraları kendi köylüsü ve talebelerinden Ahmet Kıroğlu 1950 yılında Haksa’ya imam olarak gittiğinde burada onun üç talebesiyle karşılaşmıştır. Bunlar Abdurrahman Efendi, Hafız İshak Efendi ve Molla Ahmet Efendi’dir. Yazar Mustafa Necati Bursalı''nın kaleme aldığı ''İslam Âlimleri Ansiklopedisi''nden iktibas eden ve Mapsino Köyü ile ilgili bir internet sayfasında Dündar Batık imzasıyla yayınlanan bir yazıda onun yukarıdaki bilgilerinin benzerleri ve bu bölümde görülen fotoğrafı yer almaktadır. Hacı Ahmet Efendi’nin talebelerinden Ahmet Kıroğlu Hoca Efendi, onun yanında çok uzun süre kalmış olup onu tanıyanlar arasında günümüzde yaşayan tek kişidir. Ahmet Kıroğlu Hoca Efendi, 07. 11. 2006 tarihinde kendi köyündeki evinde onunla yapılan görüşmede yukarıdaki bilgileri teyit etmekte olup, İstanbul’da Gümüşhanevi Ahmet Ziyaüddin Efendi’nin yanında kalma süresini 20 yıl olarak belirtmemiştir. Bu sürenin Ahmet Fehmi Efendi’nin görev yaptığı kendi köyündeki medresedeki 66 yıllık görevi esnasında bir ara İstanbul’a ve Selanik’e gittiğidir. Devamla Ahmet Fehmi Efendi’nin Gümüşhanevi Ahmet Ziyaüddin Efendi’den okuyarak ondanda icazet aldığını, onun iyi talebeleri arasına girdiğini, onun tarafından Selanik’e gönderildiğini fakat onun yanında halvete girmek isteyişini, fakat ancak Rize’de girebildiğini ve oradaki şeyhin dört halifesinden biri olduğunu anlatır. Ayrıca Hoca Efendi’den sonra kendi köyündeki camiye imamlık ve medresede müderrislik yaparken onun evraklarını caminin bir masa çekmecesinde gördüğünü, bunları incelediğinde İstanbul için dersiamlık yapma dilekçesi olduğunu sonradan bunu neden işleme koymadığını bilemediğini anlatır. Bunun dışında onunla ilgili duyduğu bir bilgi de Çufaruksalı Şeyh Mecit Efendi adında bir zatın ona Ebubekir olarak hitap etmekte olduğunu ve bilgi olarak Ebubekir’in ömrünün son zamanlarında onu ayağından bir yılanın soktuğunu ve ayağından yaralanarak öldüğünü, aynı O'nun gibi Ahmet Fehmi Efendi’nin de ayağında çıkan bir yara sonucunda öldüğünü anlatır. 1958 yılında vefat eden Hoca Efendi, kendi köyündeki (şimdiki Gürpınar Beldesi) tarihi Gürpınar camisinin haziresine gömülüdür. |
DİĞER YAZILARI
|