KÖŞE YAZISI

EĞİTİME BAKIŞ
Eğitimci Yazar

Okulda şiddet (farklı bir bakış)

02 Nisan 2006 Pazar


Şiddet nedir? Okulda şiddet ne demektir? Öğretmenin öğrencisinin kulağını bükmesi şiddet mi? Dayağın eğitimde yeri var mı? Bir sürü soru ve bulunması gereken bir o kadar cevap. Dayağın eğitimde yeri yok diyenler haklı mı? Veya kastı aşmamak kaydı ile uygulanabilir mi? Veya son günlerdeki meşhur deyişle "ne olacak bu okulların hali?"

Eğitim fakültesinde iken öğrenci dövmeyeceğime söz vermiştim. Ve öğretmenliğimin ilk dersinde bu durumu öğrencilerime açtığımda aldığım cevap gayet ilginçti. Ortaokul birinci sınıf öğrencisi, bir öğretmen kızı güzel Fatma parmak kaldırarak söz istemiş, "Öğretmenim biz dayaksız adam olmayız" demişti. Fatma tabiri caizse adam oldu. Ama onu asla dövmedim. İtiraf etmeliyim ki üniversitede kendi kendime verdiğim sözde duramadım. Ama dayak yiyen öğrencilerin adam olduğuna da hiç şahit olamadım.

O zamanlar öyleydi. Hatta yargıya intikal eden dayak davalarından bazıları eğitim kastını aşmadı diye beraatla sonuçlandığı oluyordu. Ama şimdi öyle değil. Hayatında hiç öğretmenlik yapmamış doktorlar, vay cani öğretmen diyerek bir fiskeye yedi gün iş göremez raporu veriyor. Basın, karakol, adliye olayın diğer boyutları. Sanki kendileri evde çocuklarına canlarına tak ettiğinde bir fiske bile vurmamış gibiler. Öğrencilerini sık sık dövdüğüne şahit olduğum bir bayan sınıf öğretmeni arkadaş, "bir öğretmen benim çocuğuma vursun, mahvederim onu" dediğinde, hangi haleti ruhiye de idi acaba. Sürekli bir şekilde evinde, çevrede ve hatta okulda dayak uygulamalarına maruz kalmış öğrenci topa alışmış deve davuldan ürkmez misali gerçekten laftan anlamıyor. Ve öyle bir hale geliyorsunuz ki hiç istemediğiniz halde karşı olduğunuz işi yapıyorsunuz. Adam etmek için veya cennetten çıktığından (hay çıkmaz olaydı) değil. Sonra pişman oluyorsunuz. Anne olduğunuzu, baba olduğunuzu veya öğretmen olduğunuzu anlıyorsunuz. Çocuğunuzun veya öğrencinizin mahcubiyeti, üzüntüsü sizi kendinize getiriyor. Bütün kızgınlığınız geçiyor. Karşınızdaki de çizmeyi aştığını anlıyor. Dayağın öyküsü bu. Ha! Peşinen söyleyeyim, kastı aşan, karşısındakine tekme tokat giren lanet herifler konumuz dışındadır.

Orta kuşak olarak hangimiz dayak yemedik ki. Dayakçı öğretmenlerin anıları halen hatıralarımızdaki en mümtaz yerdeler. Ben bir dayak yüzünden okul bıraktım. (Ama konumuz dışı bir uygulamaydı) O yüzden dayak karşıtlığımız var (gibi). Ama dayak manyağı olmamama ve dayak yeme oranı itibarı ile aşağılarda olmama rağmen en çok sevdiğim öğretmen, beni en çok döven öğretmendi. Çünkü o hep tenimi cezalandırdı. Kalbime hiç uzatmadı elini. Ve bana hep hak ettiğimi verdi.

Dedik ya o zamanlar öyleydi. Ama her şey değişir. Amiyane tabirle değişmeyen tek şey var, değişimin kendisi. Zamanın bazı şeylere tahammülü yok galiba... O yüzden hayatımızdan çıkıp gitti bunlar. Artık öğretmenler öğrencileri dövmüyor. Bırakın dövmeyi, öğrenci okuldan atılamıyor. Okula döner bıçağı ile gelip, bir kız öğrenciyi kovalayan birini bile gönderemiyorsunuz. Daha doğrusu suç sabit iken ve cezası belli iken bir üst disiplin kurulu affediveriyor. Öyle ya kovalanan onun kızı, alt üst olan okul onun okulu değil. Bekâra karı boşamak kolay. Oysa kangren olmuş bacağa doktor acır mı? Acırsa vücudun durumu nice olur. Bacağı vücuda tercih hangi saiklerin sonucudur!

Bir fiskeye yedi gün iş göremez raporu veren doktor sevin, bir fiske için evladına onca emeği geçen öğretmenini sürüm sürüm süründüren sayın veli sen de sevin. Artık öğretmenler öğrenci dövmüyor. Onun yerine okullarda öğrenciler birbirlerini ve hatta öğretmenlerini dövüyorlar. Daha doğrusu kesiyorlar. Okullarda şiddet azaldı. Helal!

Eskiden öğrenci döven öğretmenler olurdu haber, şimdilerde tersi oldu. Dayakçı öğretmen haberlerinde sunucuda (spikerde) görülen o linç etme, hınç alma ifadesi, dayağı öğretmen yediğinde ortada yok. Biraz hak etmiştir diye düşünülüyor galiba. Öyle ya öğrencinin hak etmediği dayağı öğretmen hak ediyor. Tabi anlayış göstermek lazım. Öğrencidir, dayakta atar, çiçekte. Sonuçta hepimiz öğrenci olmadık mı! Ve hepimizin çocukları yok mu. Kaç kişi öğretmen oldu ki zaten. Hem onların çoğunun babası da yok!

Okulda şiddet dendiğinde akla sürekli öğretmen dayağı geldi. Ve bu konu üzerine çok gidildi. Bütün çevreler, bütün silahlarını kuşanarak gittiler. Çünkü herkes veliydi veya veli namzetiydi. Öğretmen yaptığından utandı. Korktu. Bir kulak bile bükemez oldu. Oysa bükülen her kulak, diğer öğrencilerin, velilerin ve ülkenin eğitim sisteminin boynunun bükülmemesi içindi. Öğretmen geri çekildi. Allah'ını seven söylesin. Hangimiz öğretmenin önünde birbirimize söver ve kavga edebilirdik. Şimdilerde en ufağı bu. Muhakkak dayak iyi bir şey değil. Ama şiddete yatkın ve bunun bir kültürünün olduğu (ister kabul edelim, ister etmeyelim) bir toplumda bu işe tersten başlandı. Aile-veli, öğrenci, suç ayağına bakılmadı. Nasrettin Hoca tabiri ile taşlar bağlandı. Kahve basan, meyhaneden öğrenci alan öğretmen nerede. Kavga eden iki öğrenci gördü mü hemen oradan uzaklaşıyor. 1.60 boyunda bir öğretmenim vardı. 60 kilo. Üfürsen uçacak gibi. Ama 60 kiloluk bir yürekti. Ödümüz patlardı ondan. Yanında kavga ha!

Bakın ne hale geldik. Bir zamanlar okulda yok kameralı kontrol, yok polis kontrolü diyenlerin ağzına öyle bir acı biber sürülüyordu ki, iflahı kesiliyordu. Ama şimdi herkes çare diye bunlara sarılmış. Bir tokada fevkalade başarılı bir okul müdürünü harcayan anlayış görün bakın bir süre sonra öğretmenlere cop dağıtmayacak mı. (Alan bulurlarsa tabi.)

Sakın dayakçı bir anlayışa sahip olduğumuz ve dayak attığımız düşünülmesin. Zaten bu yazıda alanında iddialı bir yazı değil. Dedik ya farklı bir bakış. Ama maalesef kaba kafalar ancak kaba münebbihlerden anlıyorlar. İnsanlar aynı hamurdan yaratılmışlar ama farklı fırınlarda pişmişler. İyi olanı, güzel olanı korumak lazım. Ha! bu dayakla mı olacak. Bilmem. Ama belki de herkesle anladığı dilden konuşmak lazımdır. Değil mi? Veya acaba?

Bir zamanlar idol olan bir öğretmen profili vardı. Dayak dedik, çağ dedik, zaman dedik, para dedik bitirdik. Yanlış yapıldı gibime geliyor. Siz ne dersiniz?

DİĞER YAZILARI
Gösterim : 1.916
YORUMLAR (3)
  ziyaretci (28 Mayıs 2008 Çarşamba  13:28)
muhammed erdogan isimli ziyaretçinin yorumu : hocam sıze katılıyorum dayak her zaman cozum degıldır ama tokat atan ogretmenı de asagılamamak gerekıyor bende bı lıse 3 ogrencısı olarak sunu dıyorum kı dayak serbest olmalı gerektıgınde
  yavuzhbo (03 Nisan 2006 Pazartesi  16:41)
Sevgili Hocam.Çok güzel bir konuya temas ettiniz.Zaman oluyorki biz kendi iki çocuğumuzun yaramazlıkları ve yanlışlarına dayanamıyoruz.Az da olsa Cezaya başvuruyoruz.Çocukları emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz ne yapsın. Farklı şartlarda büyümüş ve farklı aile terbiyesi almış çocuklarlara eğitim vermeye çalışıyorlar.İşleri çok zor. Biz Veliler öğretmenlere yargılamadan destek olmamaz lazım diye düşünüyorum.Bir zamanlar öğretmenden dayak yiyen birisi olarak gerektiğinde öğretmenlerin öğrenciye gereken cezayı vermesine tarafım.

Yorum Ekle...  (üyelik gerektirmez)

| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2008 | Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım ve Programlama : Murat Kumandaş