SPORCA
Spor Yazarı
Şehitlerimiz ve gözyaşlarımız26 Şubat 2008 SalıGeçen hafta başlayan Kuzey Irak kara operasyonunun ardından toplumumuz, bir kez daha nadiren buluştuğu ortak bir noktada buluştu. Konu VATAN olunca geri kalanların teferruat olduğu bir ortamda ekrandaki operasyon görüntülerini ve Şehitlerimizin cenazelerini gözyaşlarımızla izliyoruz hepimiz. Şehitlik mertebesini anlatmaya kelimelerimiz yetersiz kalır. Kolay kolay herkese nasip olmayacak en ulvi mertebedir Şehitlik mertebesi. Sıcak koltuklarımızda otururken ahkam kesmek kolay. -“Meclis’ten karar geçti operasyon neden başlamıyor” diyenlere tek bir cevap veriyordum. - Operasyon başladığında Şehit ve Gazi sayımızda azalma mı olacak artma mı olacak? İşte bugün bu cevabımızın gerçekleştiğine şahit oluyoruz. Ekranlarda Şehit haberlerini görmek, Şehit ailelerinin acısını izlemek, geride bıraktıkları acılı eş ve çocuklarını görmek beni aşırı derecede üzüyor. Gözyaşlarıma engel olamıyorum. Bizler bu kış soğuğunda sıcak koltuklarımızda, sobalı, klimalı, ufolu odalarımızda, evlerimizde, çeşit çeşit ve bazen de burun kıvırarak, beğenmeyerek yemeklerimizi yerken, çaylarımızı içerken; askerlerimiz dondurucu soğukta, sırtlarında 35-40 kg’lık yükleriyle, her an gelebilecek bir serseri kurşunla, ya da basacakları bir mayınla hayatlarını kaybetme korkusuyla VATAN için mücadele verirken; Analarının ve bacılarının başlarına bağladıkları, Başörtüsü, Türbanı, Eşarbı ya da Çemberi ile kanun konulmasına rağmen üniversitelere girmelerine hala itiraz eden kuş beyinlileri gördükçe acılarım ve gözyaşlarım ikiye katlanıyor. Kimin için canını feda etmiş Çanakkale’de 15 yaşındaki kınalı kuzular, Atalarımız… Niçin Cuma kıldırmaktan vazgeçerek Fransızlara savaş açmış Kahramanmaraş’lı Sütçü İmamımız… Teknolojinin zirvede olduğu, oturduğumuz yerden, iki tuşla dünyanın öteki ucuna ulaşabildiğimiz bu devirde Gökhan Özkan, İbrahim Gedik, Selam Kemer, Erkan Arslan kardeşlerimiz neden ve kim için canlarını feda ettiler. Gözü yaşlı anaları ve bacıları ayrımcılığa tabi tutulsun; Kanlarıyla, Canlarıyla bedelini ödedikleri bu VATAN’ın eğitim kurumlarına giremesinler diye mi Şehit düştü bu kardeşlerimiz? Ekranda gözü yaşlı anaları, babaları, yetimleri gördükçe kinim nefretim artıyor… "Değmezmiş be kardeşim" diyesi geliyor insanın… Ama olsun. Siz o yüce mertebeye eriştiniz. Ellerinde olsa bunlar o mertebenize de itiraz ederler ya… Ama yaratan her şeyi görüyor ve biliyor… Şüphesiz ki Allah sabredenlerle beraberdir… Ofspor nefes aldı İkinci yarıya Sürmene beraberliği ile başlayan Ofspor, ardından Bafra Belediyesine yenilerek taraftarını üzmüştü. İçerde oynadığı Tarım Kredi maçını 85. dakikada bulduğu golle koparan Ofspor, ardından Hopa’da Malatyalı hakem Mehmet Kürşat Öner’in rezil yönetimi sonucu sahadan mağlubiyetle ayrılmıştı. İçerde kaybetmeyen ama dışarıda hakemler sayesinde puanları bonkör bir şekilde dağıtan Ofspor, ilk yarı sonunda yalnız başına kaldığı zirvede 20. hafta sonunda eskisi kadar rahat değil. Sezon başında en çok korkulan takım olan Kastamonuspor, Ofspor maçına kadar sürdürdüğü performansını Ofspor maçından sonra kaybetti. Ve bir türlü toparlanamayan bir dönemin lideri ligde 4. sıraya kadar düştü. İlk yarının son bölümünde aldığı başarılı sonuçlarla çıkışa geçen Sürmenespor ikinci yarının ilk maçında Ofspor, deplasmanından da 1 puan koparmayı başarmıştı. Kastamonuspor’un hovardalığından istifade eden Sürmene rakibini deplasmanda 1-0 mağlup etmeyi başardı. Bu sonuçla ligde 3.sıraya yerleşen Sürmene iyi bir avantaj yakaladı. Ama bu seriyi iyi devam ettirebilmesi için bu hafta sahasında konuk edeceği Tokatspor maçını da kazanmak zorunda. Ligin ikinci yarısının en iyi takımı Tokatspor, oynadığı beş maçta sadece Kastamonu ile deplasmanda berabere kalarak 2 puan kaybetti. Bu da bence pek kayıp sayılmaz. Tokatspor bir taraftan Lider Ofspor’un tahtına göz dikerken, diğer taraftan da koltuğunu kaybetmemenin peşinde. Ligin 3’te 2’lik bölümü geride kaldı. 43 puan toplayan Ofspor liderliğini sürdürürken, 40 puanla Tokatspor 2. sırada yer alıyor. Bu iki takım hiç kuşkusuz büyük bir avantaj sağlamış durumdalar. Ardından peş peşe sıralanan takımlar geliyor. 36 puanlı Sürmenespor, 34 puanlı Kastamonuspor, 33 Puanlı Çorumspor ve 31 puanlı Keçiörengücü 3. kontenjan için mücadeleyi son dakikaya kadar sürdüreceklerdir. Bu hafta Ofspor’u sahasında ağırlayacak olan Keçiörengücü, hiç kuşku yok ki en önemli maçlarından birine çıkacak ve kazanmak için tüm gücünü ortaya koyacak. Şüphesiz bu maç Ofspor için çok zorlu bir mücadele olacak. Ama şuna inanıyorum ki Ofspor için kolay maçlar zor, zor maçlar kolay oluyor. Ofspor için bu maç elbette kolay olmayacaktır. Ama galip gelmek için de çok üst düzey bir şeyler yapmasına gerek yok. İstedikten sonra bu maçı kazanmak çok kolay bir hale gelebilir. Bağlum maçına kısaca bir değinmek gerekirse Ofspor moral açısından kazanması gereken bu maçı zorlanmadan kazanmayı başardı. Oldukça soğuk bir havada oynanan mücadelede iki takımda oyuna ısınana kadar 15 dakika geride kaldı. Bizde tribünde 15. dakikaya kadar ancak maçın havasına girdik. Bu dakikadan sonra oyunda ağırlığını hissettirmeye başlayan Ofspor, pek te beklemediği bir anda Arslan ile gole ulaştı. Ekrem’in biraz da kaleciye doldurduğu top sert olunca kaleci Volkan topu tutamadı ve tokatladı. Bu da ceza sahası ön çizgisi üzerinde duran kaptan Arslan için kolay bir top oldu ve Ofspor 1-0 öne geçti. Golden sonra daha da rahatlayan Ofspor, beş dakika sonra Murat’ın fırsatçılığı ile iyice rahatladı. Murat attığı bu golle Ofspor forması ile siftah yaparken ileriki haftalar içinde moral buldu. Maçın tek üzücü tarafı Tarık’ın şanssızlığı idi. Geçen yıl yine böyle bir maçta haksız yere gördüğü 2. sarı kart ile oyun dışı kalmış ve maç sonrası soyunma odasında gözyaşlarına hâkim olamamıştı. Tarık bu ilk olmayan şanssızlığını bir kez daha yaşadı. Maç rahatken, forma şansı bulmuşken, bu fırsatı hırsı ile iyi değerlendirecekken hırsının kurbanı oldu ve oyunda kaldığı 15 dakika içerisinde 2 sarı kart görerek oyun dışında kalması bizi de üzdü. İşte Trabzonspor ruhu bu… Ofspor maçı ile çakışması nedeniyle Trabzonspor Manisa maçının ilk yarısını izleyemedik. Bir yandan Ofspor maçının haberini hazırlamaya çalışırken bir yandan da gözümüz ekranda Trabzonspor-V.Manisa maçını izlerken bir yandan da maçı izleyen arkadaşlarımızın yüksek sesle yaptığı yorumları dinlemeye çalışıyorduk. Maçın 37. dakikasında Erdinç yapmış olduğu basit iki hareketle (henüz izlemedim arkadaşların yorumuyla basit olduklarını söylüyorum) gördüğü 2 sarı kartla erkenden oyun dışında kalması şüphesiz takımı olumsuz yönde etkilemiştir. Bu da yetmemiş gibi 3 dakika içerisinde kalemizde gördüğümüz iki şok gol 10 kişi kalmışlığın üstüne tuz biber olmuştur. Ama ikinci yarıda sahada iyi mücadele eden bir Trabzonspor vardı. En önemlisi 10 kişi kalmasına rağmen skoru kabullenmemişti. Tayfun’un erken golü ile farkı bire indiren bordo mavililer, sağlı sollu ataklarla beraberliği ve galibiyeti kovalamaya koyuldu. Nitekim çizgi üzerinden çıkan topun saç ve baş yoldurtmasını tamamlamadan Tayfun bir kez daha sahne aldı. Son dönemlerde pekte alışık olmadığımız bir şekilde 10 kişi kalmış takımımız, 2-0 geriye düşmesine rağmen oyundan kopmadı. Savaştı, mücadele etti. Pozisyon buldu, kaçırdı, çizgiden çıktı ama sonuçta 85. dakikada beraberliği yakalamayı başardı. Maçı kazanmamıştık. Sahamızda oynuyorduk. Rakip daha önce biraz polemik yaşadığımız Vestel Manisa idi. Ligde 17. sırada ve küme düşmeme mücadelesi veriyordu. Ama ne olursa olsun 45. dakikanın sonunda ortada 10 kişi kalmış ve 2-0 yenik olan bir Trabzonspor gerçeği vardı. 2.Yarıda tüm hesaplar değişti ve Trabzonspor Manisa’ya yenilmedi. Alınan 1 puanın benim gözümde hiçbir değeri yok. Önemli olan böyle bir maçı kaybetmeyen takım istediğinde neler yapabileceğini gözler önüne sermiştir. Bir taraftar olarak ilk yarıdan sonra maçın bu şekilde sona ermesi beni mutlu etmiştir. Eminim ki birçok taraftarda bu şekilde düşünmektedir. Demek ki aklın yolu bir. Yani Trabzonspor taraftarının isteği ortada. İyi mücadele istiyoruz. Yensen de yenilsen de berabere kalsan da desteklemeye, alkışlamaya hazırız. |
DİĞER YAZILARI
|