KÖŞE YAZISI

SPORCA
Spor Yazarı

Süper lig ve süper başlangıç

13 Ağustos 2007 Pazartesi


Merhaba Sevgili Dostlar…
Yeni sezona merhaba derken her yeni başlangıcın eskisinden daha iyi olması, her yeni başlangıçların insanlara mutluluk ve huzurlar getirmesi temennisiyle yeni sezonun ilk yorum yazısına başlayalım.

Aslında temennide bulunduğumuz dileklerin çok uzağında bir başlangıç yaptık yeni sezona. Ama her zaman görünenin aksine görünmeyen yönlere bakmayı ilke edinmemiz hasebiyle bu kötü başlangıcın da hayırlı bir yönü olacağını tahmin ediyorum.

Aşırı yoğun (yoğun demiyorum) tempo içerisinde maçı izlemek için eve vardığımda ilk yarı sona ermek üzereydi. Anlayacağınız geçen sezondan biraz daha farklıyız. Yorumlar daha kısa olacak. Çünkü geçen yıl maçlardan 10-15 dakika kaçırıyordum.

Aslında maçın yorumuna hiç girmeye gerek yok. İzlediğim süre içerisinde mücadele etmeyen, pozisyon üretemeyen, rakibinin sert futbolundan yılmış bir takım ve kenarda 3 oyuncu değişikliğini (yanlış ya da doğru fark etmez) yapmış, oyuncularının vurdumduymazlığından çılgına dönmüş kaderini beklemekten başka bir çaresi olmayan bir teknik direktörün takımı vardı sahada.

Bu kötü futbola karşı her noktada canını dişine takan, sert futboluyla (Biraz kurallar dışı da olsa) rakibini korkutan Sivasspor, son dakikalarda bulduğu pozisyonu kaçırınca şansı tersine döndü.

İmkanlar dahilinde gol için medet umacağı ne var ne yok sahaya süren Ziya Doğan’ın geç kaldığı tercihlerden biri olan Ersen Martin şansının da yardımıyla attığı golle Protokol tribünlerine, Yedek kulübesine ve ekran başında 85 dakika çıldırttığı taraftarına bir nebze olsun nefes aldırıyordu.

Ancak ne var ki her şeyin aşırısının zarar olduğunu bilmeyen yeni yetme teknik adamlarımızdan Bülent Uygun’un ‘Uygun’ olmayan aşırı motivasyonu sonucu skoru kabullenemeyen Sivaslı futbolcular (beş kişi bir kişiye vuran geri zekalılara aslında futbolcu demeye dilim varmıyor da neyse) son bir umutla çirkefliğe başlayınca olan oldu.

Akşam Ulusal TV’ler deki pardon La–Ulusal(ulusa ait olmayan, belirli çıkar gruplarına çalışan(FB, BJK ve GS yalakalığı gibi)) Tv’ler deki spor borazanlarını pardon pardon yorumcularını dinlerken hayretlere düştüm.

Katil bulunmuş…Ayman Abdelaziz… Mısır’lıymış ve Müslümanmış… Balili de İsrailli… Tamammmm… Kılıf hazır… Ağzım varmıyor ama Allah musibetlerini versin diyeyim…

Bir spor yorumcusu önce insan olmalı, ardından adam olmalı, daha sonrada kendisine saygı duymalı ki kendisine saygı duymayan karşısındakine saygı duymaz. Bunlar yorumcu falan değil. Ha bende yorumcu değilim… Ama dedim ya görülemeyenleri görmeye çalışıyorum sadece.

Olaya şöyle bir göz atalım. Malum bu işlerde görende konuşuyor, görmeyen de. Bilen de konuşuyor bilmeyen de. Ayman’ın çift dalışında hareket topa ve topla da oynuyor zaten. Ha hareketin devamında ayağı havaya kalkıyor ve Balili’ye değiyor. Bence sarı kart kararı Demirlek’in maçtaki gol dışındaki nadir doğru kararlarından biri. Sarı kartlar çıkıyor ve pozisyon bitiyor. Yani saygıdeğmez yorumcularımız burada ofsayta düşüyorlar. Tribünlerin sahaya dolması başka bir olayla patlak veriyor. Mehmet Yıldız’ın eholuğu tutup herkese salladığı eline koluna Ersen Martin itiraz edince iş çığrından çıkıyor.

80. dakikada o trübünler o sahadaki Sivas forması giyenleri alkışlıyordu. Ama 10 dakika sonra yanlış yaptıklarının farkına varıp alkışı geri almaya indiler. Çünkü ‘ben sporcunun, zeki, çevik ve en önemlisi ahlaklısını severim’ diyen Ata’nın sözünü geç hatırladılar.

Sahaya giren 15-20 kişi. Hadi 30 kişi olsun. Sivaslı 5 oyuncunun bir taraftarı dövmesi dışında herhangi bir olaya rastlamadım. Bir başka soytarı çetesinin peşine takıldığı taraftar Petkoviç’in kanatları altında korunmaya alınması en büyük alkışın Petkoviç’e gitmesine neden oldu.

Adam olmak ayrı bir şeydir. Futbolcu da olursun, yorumcu da. Hakem de olursun, Teknik Direktör de ama adam olamayınca hiçbirinin önemi kalmaz.

Malum TV ler deki yorumlardan bahsetmiştim. Malum Gazetelere de bu sabah baktım. Aynı borazanlar orada da devam etmişler amigoluklarına. Yok eksi puanda sezona başlamak, yok hükmen yenik sayılmak, yok 5 maç ceza vermek…

Ulan elinizden geliyorsa ligden atın…

Trabzonspor bileğinin hakkıyla bu ligde 6 tane şampiyonluk yakalamıştır. 4. Büyük ünvanı manavdan ya da bakkaldan alınmamıştır. Hele hele bu adi yazarların çizerlerin elinden hiç alınmamıştır.

Tarbzonspor’un 4. Büyüklüğünü tartışacak olan kulüp önce 7 tane şampiyonluk yakalayacaktır. Ondan sonra da 5. büyük olabilir ancak.

Çok doluyum tahmin edebiliyorsunuz. Güya kısa yazacaktım ama sabredemiyorum. Demirlek denen hakem müsvettesine de bir çift laf etmekte fayda var. İstanbul’da cehennemi andıran ortamda güvenlikten korkulmadan oynanabilen FB-GS maçında yaşananları tüm dünya gördü. Lig TV ye rağmen.(Lig TV ye az sonra gelecem) Avni Aker’de sahaya bir tek yanıcı madde atılmadı. 30 saniyesi kalmış maçı çıkıp oynatamayacak kadar yüreksiz bir hakemin olduğu ülkede yaşamaktan utanıyorum.

Avni Aker’de yaşananları SAĞOLSUN LİG TV tek bir ayrıntıyı dahi kaçırmamaya ve yayınlamaya özen gösterdi. Bu aslında iyi bir gelişme bundan sonra maçlarımızı tek kamera ile seyretmek zorunda kalmayacaz. Kameraman isyan etmiştir. Nereyi çekeceğini şaşırdı bir orası bir burası derken pozisyonları kaçırdı. Lig TV yönetimi de maçı değilde olası olaylara hazırlık olsun diye bundan sonra Trabzonspor maçlarını 5-6 kamera ile çeker. FB stadının nerdeyse tuvaletlerini dahi ezbere biliyoruz. Bu olay sayesinde ilk defa Avni Aker’in bordo mavi taşlarla süslenmiş soyunma odaları ve koridorları gördük.
(Dedim ya her şey de bir hayır vardır)

Aklıma gelen ve kaç defa yutkunduğum cümleyi edemeden bitiremeyeceğim. Bu kadar beceriksiz taraftarı olan bir takımın taraftarı olmaktan da üzüldüm doğrusu. Ula madem o sahaya indiniz. Öylede bizi rezil ettiniz böylede bari bir şeyler yapabilseydiniz de pisipisine ceza almasaydık. İndiniz sahaya Sivaslı zibidilerden dayak yiyip bizleri rezil ettiniz. Yakıştı mı size…

Efendim duymadım Haluk Ulusoy mu dediniz. Valla Demirlek ‘te ulaşamamış. Kurallar öyle diyomuş...

Neyse baya uzadı galiba ben en iyisi zıvanadan çıkmadan bitireyim bu yazıyı…

son söz; "Adaletin olmadığı yerde kuralsızlıklar baş gösterir"...

İlanen Duyurulur…



DİĞER YAZILARI
Gösterim : 409
YORUMLAR (2)
ares
(16 Ağustos 2007 Perşembe - 12:17)
Güzel yazı.
Çok güzel kaleme almışsın.
Hissedipte söylememek, avazım çıkana kadar bağırmak isteyipte yutkunmak zorunda olmasam keşke.
Bu sene kim şampiyon belli değil ama kim olamayacak o çok açık.
Şu kadar ceza alacağız, bari değse.
Yazıklar olsun...
azizseyfi
(14 Ağustos 2007 Salı - 10:42)
ah kardeş!
güzel yazdın eline beynine sağlık..
çok basit hale düşürüldük kimse takmıyor artık ....
saygınlığımız kalmadı gibi
masaya vurma zamanı değil neredeyse masayı incitme!!! zamanı geldi geçiyor
başkanımız bu kadar iyi niyetli de bu adamlar o dilden anlamaz ki kardeşş
bunlar yunus emre, mevlana dilinden anlamaz ki halid bin velid olacağın abi...
bizim başkan umarım tanımıştır artık bu dümenleri....
haklar verilmiyor ki alınır hemde söke söke... burası türkiye kardeşler... biz asrı saadet dönemiyle karıştırıyoruz galiba... selamlarrrr...
bak bende bitiremiyorum yüksel kardeş..
bende doluyum...
nerde sivil toplum örgütleri... nerde demokratik tepkiler hani o 25-30 bin kişlik yürüyüşler adam g
Yorum Ekle ...  (üyelik gerektirmez)
| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2008 | Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım ve Programlama : Murat Kumandaş