SPORCA
Spor Yazarı
Taraftarlık bu değil23 Eylül 2008 SalıYazı yazmaya başlayalı beri hep iyimser yazı yazmaya gayret ettim. Ama bu kez bunu yapmayacağım. Bu kez kötüleri, yakışmayanları yazacağım.Hep iyimser baktık Yazı yazmaya başlayalı beri hep iyimser yazı yazmaya, güzellikleri gün yüzüne çıkarmaya, eksikleri, çirkinlikleri örtbas etmeye gayret ettim. Ama bu kez bunu yapmayacağım. Kötülükleri, çirkinlikleri, Oflular olarak bizlere yakışmayanları yazmaya çalışacağım. Baştan söyleyeyim amacım kimseyi kırmak, kimseyi karalamak değil. Ama eğer kendimize özeleştiri yapmazsak veya yapamazsak bir arpa boyu yol almamız mümkün değil. Şehirler gelecek planlaması yaparlar. Ya sanayi, ya turizm bir konu üzerinde gelişirler. Bölgemiz de sanayi ve üretim yapılamadığından geleceğimiz Turizme bağlı. Peki, bu konuda yatırım yapan var mı? Of'un geleceğinden bahsederken hep eksikliklerden bahsettik. Adam gibi bir sahilimizin olmadığı için Akçaabat'a yemek yemeye gittiğimizden bahsettik. Memurlar neden hafta sonunu Of dışında geçiriyor? Of'a dışardan gelenler ve içerideki bizler çoluk-çocuğumuzu gezdirebilmek ve eğlendirebilmek için Trabzon ve Rize'yi tercih etmiyor muyuz? Yıllarca hastane hizmeti için Sürmene ve Trabzon'a koştuk. Üniversite bizi bozar dedik ve yıllarca gelmemesi için çaba sarf ettik. Ama bazı süreçler uzun olsa da sonunda bu sürece dahil olmak zorundasınız. Akçaabat Sahiliyle 10 yıl önce tanışıp, köftesi ile dünyaya yelken açarken biz sahilimize 2009 yılında kavuşacağız. Buna bile itirazı olanlar var. Gerek yoktu o kadar parayı oraya harcamaya diye. Türkiye'nin her ili ve ilçesi ışıl ışıl parlarken yıllardır karanlığa mahkum olmuş Of'un Bulvar ve sokaklarına 3-5 tane ışık takılınca ''bu kadar israf olmaz'' diye basıyoruz yaygarayı. Sahilden yer parsellemek Sahil inşaatı bitmeden kafalarımızda parselleri ayarlamaya çalışıyoruz. Orası onun, burası bunun falan. Ama bir şeylerin farkında değiliz. Gelmez efendim gelmez. Adam gibi hizmet veremediğiniz sürece, çay ikram ederken ''buyurun efendim'' diyebilen bilen bir garson, çayı ve yemeği alan insanın ''teşekkür ederim'' dediğinde aval aval bakmak yerine ''afiyet olsun'' demeyi bilen bir garson yetiştirip çalıştırmadığınız sürece lokantanıza ve çay bahçenize kimse uğramaz... ''Hoş geldin'' diyebilmek Dükkânına girdiğinizde doldurduğu bulmacasına iki dakika ara verip, ''hoş geldin'' diyerek belki sadece ''fiyat sorup gidecek'' olan müşteriyi bile karşılamayı bilmeyen esnafın dükkânına kimse girmez... Çocuğunun veli toplantısı için getirdiği davete icabet etmeyen, çocuğun öğretmenin istek ve telkinlerine ''öğretmenin ne anlar'' demek yerine tamam evladım ben okula gelir öğretmeninle konuşur hallederim'' demeyi öğrenemediğimiz sürece çocuklarımız üniversite mezunu dahi olsalar adam olamayacaklar... Örnekler uzar gider. Eksikliklerimiz had safhada. Ramazan Ramazan midenizi bulandırmak istemem ama sadece sokağa tükürenler desem gerisini siz anlarsınız. Parklar bizim, çiçekler bizim, yollar bizim, kaldırımlar bizim, okullar bizim, çöp kutuları bizim, camiler bizim, hastane bizim, eğer değerlerimize sahip çıkmazsak yapılanların hiçbir anlamı yok... Ümitsiz olmamalıyız Bazen öyle ümitsizliğe kapılıyorum ki Ama şükürler olsun yüce Mevla buna fırsat vermiyor ve karşımıza öyle insanlar, öyle olaylar çıkarıyor ki anında karamsarlığım, ümitsizliğim yok oluyor ve pozitif bir enerji ile işime daha sıkı ve daha ciddi sarılıyorum. Aldığımız 3-5 kuruş maaşın bu devlet tarafından bize ödendiğini ve bu nedenle bu insanlara karşı her zaman bir borcumuz olduğunu ve insanlara faydalı işler yaparak bu borcumuzu gidermeyi düşündüm hayatım boyunca. İşte bu nedenle de gerek sitede ve gerek gazetede elimizden geldiğince toplum yararına, Of'umuz adına hizmetler sunmaya gayret ediyoruz. Biraz geniş bir giriş oldu ama bu yazıyı kaleme alma sebebine gelmek istiyorum. Tribün rezaleti Pazar günü statta yerimizi aldık. Lider Ofspor'un Çorumspor ile oynayacağı maçı izlemek için. Ofspor beklenen oyunu ortaya koyamadı ve kötü bir futbol oynadı. Gol yollarında başarısız olunca da sahadan golsüz beraberlikle ayrıldı. Olabilir mi olabilir. Futbolda bunlar hep var. Nitekim Denizli-Trabzon maçını beğenmeyenlerin olduğu gibi. Kazanmamıza rağmen futboldan bahsedenler var. Ofspor Pazarspor'u Pazar'da 3-1 yenince iyi ama Çorum'la berabere kalınca kötü. Bunlar çok normal şeyler. Ama sahada normal olmayan şeyler vardı. Hatta normal olmayan değil çok ayıp, çok çirkin şeyler vardı. Gerçi sahada demek doğru değil bu çirkinlikler tribündeydi. Tabiî ki bütün olanları tüm Of halkına mal etmiyoruz. Maçları devamlı takip ettiğimizden adamların ilk defa maça geldikleri ortada. Kendini bilmez bu birkaç kişinin içinde bulunduğumuz Ramazan ayının sevgi, hoşgörü ve güzelliğine uymayan davranışlar sergilemesi Ofspor taraftarına yakışmaz. Takım kötü olabilir, oyuncu gününde olmayabilir. Ama bu hiç kimseye o insana hakaret etme hakkı vermez. Hakem de rezil bir yönetim gösterebilir. Hatta 4.Hakem seçimi çok yanlış da olabilir. Ama bunlar size 90 dakika boyunca küfretme hakkı vermez. La Erdoğan... (hocam özür dilerim) Adamın biri kızmış bağırıyor... Terbiye sınırları içerisinde aynen aktarıyorum... La Erdoğan.... ?? numara uşağun mu senun.... Niye saklaysun oni hala... bi al oni dışları da... Evet, aynen böyle... İnanmayana kamera kaydını verebilirim... Kendisine saygısı olmayan karşısındakine saygı gösteremez... Kendine saygısı olmayanın hocasına da futbolcusuna da saygısı olmaz... Kayıtta olmasam ben cevap verecektim. Sabırsızlanırken Ercan Başkan daha fazla dayanamadı. Bu diyaloğu tribünde duymayan yoktu. Bunlar çok çirkin şeyler. Of taraftarına, Of halkına yakışmaz. Of'a hiçbir şey kazandırmaz. Bu insanları kendilerine verebilecekleri bir şeyi olmaz ki Ofspor'a versinler... Biz Çorumspor'a geçen yıl 1-0 yenilmiştik. Ve tribünlerin alkışlarıyla çıkmıştı Çorumsporlu futbolcular. Futbol bu. Kazanırken nasılsan kaybederken de aynı olmalısın. Zaten ortada kaybedilen çok fazla bir şey de yok. İstemiyoruz gelmeyin maça Maça gelen bayanlar var. Futbolcu kardeşlerimizin eşleri var. Bizim eşlerimiz kızlarımız da olabilir. Mecbur mudurlar sizlerin belden aşağı muhabbetinizi dinlemeye. Kendinize sahip olmak zorundasınız. Sahip olamıyorsanız gelmeyeceksiniz maça. Bu konuda ciddi rahatsızlık var. Sadece maçta değil. Sokaklarda bile eşinizle, kızınızla gezemiyorsunuz. Sokaklarda bile bu tür edepsizlikler diz boyu. Özellikle bazı insanlar da hastalık bu edepsizlik. Ağzından çıkan iki kelimeden biri belden aşağı. Egosunu tatmin edemeyenlerden, ailesinden edep dersi alamamış gençlere ve çocuklara kadar bir sürü insan... ''oğlum şuna bir söv bakalım'' Çok ayıp bir kültürümüz var. Oğlunun ya da torununun adam olduğunu bazıları sövmekle ispatlamaya çalışır. Karşısındakine büyük küçük bakmadan ''oğlum şuna bir söv bakalım'' der. İşte masum bir çocuğa verilen o ''muhteşem'' terbiye 20-30'lu yaşlara geldiğinde kendini sokak ortasında ve tribünde böyle gösterir. Sırf bu yüzden kahvehanede oturup adam gibi maç bile seyredemiyor birçok insan. İçinizi karartan bir yazıyı kaleme almak istemezdim ama eğer bu toplumun adam olmasını istiyorsak buna mecburuz. Eksikliklerimiz gidermek zorundayız. Bu toplumsal bir olaydır. Ama bu toplumsal olayı halledebilmek için herkes bireysel olarak mücadele etmek zorundadır. Kendi yakınlarımızdan çevremizden mücadeleye başlamalıyız. |
DİĞER YAZILARI
|
oflum6118
ofsar
ziyaretci
ziyaretci
erhaqan_ts