KÖŞE YAZISI

SPORCA
Spor Yazarı

Terim Mevlüt Aşkı

10 Eylül 2008 Çarşamba

Milli Takımımız, Cumhurbaşkanı Gül'ün ziyareti gölgesinde kalan ve sırf bu ziyaret nedeniyle haftalarca konuşulan maçta Ermenistan'ı 2-0 yenerek 2010 Dünya Kupası elemelerine başladı.


Maçın tamda iftar saatine denk gelmesi iftar telaşı ile maç telaşını birbirine karıştırdı. Futbol adına keyif alamadığımız maç adeta bir vefa maçı gibiydi. Avrupa Futbol Şampiyonasında Terim tarafından Portekiz maçına 11'de çıkartılan ve tüm ülkeye saç baş yolduran Mevlüt, o maçın ardından turnuvada 11'de forma şansı bulamamıştı.

Hayalinde kurduğu senaryonun yeşil çimlere gömülmesini hazmedemeyen Terim, Mevlüt aşkından vazgeçemeyerek aradan 3 ay geçmesine rağmen bu senaryosunu yeniden uygulamaya koydu. Hala hangi takımda oynadığını bilmediğim, hatta merak edip araştırma gereği bile duymadığım bu oyuncunun Milli takıma vereceği bir şey yok. Gökhan Ünal gibi, Fatih Tekke gibi yetenekler dururken böyle oyuncuları oynatmakla ancak egonuzu tatmin edersiniz.

Hava sıcak mı sıcak. Hem termometre olarak, hem de siyasi olarak sıcak. Ortamı fazla germeden bulduğun pozisyonları iyi değerlendirmen gerekirken sırf yanlış tercihler nedeniyle iftar sofralarını nefrete dönüştürmenin anlamı ne?

Fatih Terim'e taktın diyebilirsiniz. Evet taktım. 74 milyon'un en az 70'inin taktığı gibi. İnsanların ortak değerlerini şahsi emelleriniz uğruna kullanamazsınız. 30'lu dakikalarda 1-0 öne geçebilecek pozisyonu bulmuşsam ve sırf yanlış oyuncu tercihi yüzünden bu şansımı kullanamıyorsam birileri bunun hesabını verecek. Fatih Terim Milli Takım'da miadını doldurmuştur. Takımın başında kim olursa olsun Dünya kupasına katılır bu takım. Biz sonuç değil, kaliteli futbol istiyoruz...

Terim'in Mevlüt aşkından vazgeçip Belçika maçında futbol keyfimizi geri getirecek, milli duygularımızı körelten değil, zirveye taşıyan bir kadro ile mücadele etmesini bekliyoruz.

Şampiyon burada taraftar nerede?

Pazar günü yoğun bir koşuşturmacanın ardından stattaki yerimizi ancak alabildilk. 14:30'daki Açık Öğretim sınavının ardından maça yetişebilmek için verdiğimiz yoğun mücadele, maça yetiştirdi bizi ama kupa törenine yetiştiremedi. Geçen yılın emeğinin karşılığı olan kupayı sahamızdaki bu ilk maçta aldık. Maçın başlaması ile ancak stada girebildik. İlk 15 dakika hem biz hem de sahadakiler maça konsantre olmaya çalıştı. Pilot takım ilk maçı kaybetmenin verdiği hırsla maça daha iyi başladı. İlk bölümde etkili oldu. Direkten dönen top gol olsa Ofspor için sıkıntılı bir maç olabilirdi. Ama olmadı. Duran topları kullanmadaki maharetini gösteren Ofspor, Yaşar Çetin'in iyi yükseldiği topun direkten dönmesini iyi takip eden Mehmet Cihan'ın fırsatçılığı ile golü buldu.

Futbolda saniyelerin ne kadar önemli olduğu bu maçta bir kez daha tescillendi. Ofspor gol sevincini biraz uzatınca golü kalesinde gördü. Başlama vuruşunu yapan Karadenizsporlu oyuncular 25 saniyede beraberliği yakaladılar. Bu golden gerekli dersi çıkaran Ofspor, rakibine bu fırsatı bir daha vermemek için 2.golü ilk yarının son dakikasında attı.

Ofspor'un attığı ikinci golden çıkartılacak çok ders olduğunu düşünüyorum. Basit bir duran top kullandı Ofspor. Penaltı noktasına yapılan ortayı elinden kaçıran kaleci kaleye gitmek yerine topun peşine takıldı. Pozisyonu iyi takip eden Zafer topu Ekrem'e kazandırdı. Tribünlerden acele etmesi için yükselen uğultulara aldırış etmeyen Ekrem, topu kaleciden kurtarıp Emrullah'ın kafasına ortaladı. Emrullah da yaptığı şık vuruşla eski takımının filelerini havalandırarak yeni takımını yeniden öne geçirdi.

Dikkat çekmek istediğim nokta tribünlerden yükselen uğultu. TV'den maç izlerken yaptığımız klasik bir espri var. Oyun hakkında yorum yapan arkadaşlara dışardan oyuna karışma diyoruz. Burada da durum aynıydı. Taraftarımız tribüne gelmediği gibi gelen de oyuna çok karışıyor. Oyuncuları biraz daha serbest bırakıp desteklersek oyuncuların kendilerine güvenlerini arttıracağız. Bu da başarıyı getirecek. Ama olmuyor. Her işe karışıyoruz.

Söz taraftara gelmişken birkaç kelimede kahvede, kuaförde, lokantada konuşup duranlara edelim. Tarihinde ilk defa 2.ligde top oynayan takımlarını hem tatil hem de Ramazan gününün akşam saatlerinde lütfedip izlemeye neden gelmediler acaba?

Erdoğan Hoca'nın maçtan sonraki sohbetimizde kullandığı bir cümle çok önemliydi. ''Ofspor, Of'un en büyük firmasıdır, herkesin maça gelip destek olması gerekir'' diyen Yılmaz çok önemli bir hususa dikkat çekiyordu.

Çok basit bir örnek vereceğim.
Samsun mu büyük Trabzon mu?
Hangisi büyük şehir?
İkisinde de Liman ve Hava alanı var.
Hangisi Ankara'ya daha yakın?
Peki neden Trabzon Samsun'un her zaman 1-2 adım önünde duruyor?

Efenedim, duyamadım... ne dediniz?
Trabzonspor mu?
Yani futbol mu?
Evet, maalesef öyle. Futbol bambaşka bir sektör.
Bu sektörde kazanmayan yok.
Bir futbol takımı o şehrin ekonomisine çok şey katar.
Lütfen bu takıma destek olalım.

DİĞER YAZILARI
Gösterim : 149
YORUMLAR (0)
Yorum Ekle ...  (üyelik gerektirmez)
| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2008 | Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım ve Programlama : Murat Kumandaş