SPORCA
Spor Yazarı
Tokat maçının perde arkası19 Aralık 2007 ÇarşambaSpor yazmak keyifli bir iş… Hele birde yazdığın takım galip gelmişse değme keyfine… Yazı sanki kendiliğinden yazılıyor… Kelimeler hiç beklemeden dökülüveriyor hafızalardan… Parmaklar da hiç mi hiç zorlanmıyor klavyenin tuşları arasında… Üstelik bir de iki takım hakkında birden yazabilme şansın varsa ne ala memleket… Kim galip gelmişse onu yaz, mağlup olanı o hafta atla… Allah’a Şükür bu sezon Trabzonspor’un zor günlerine Ofspor imdadımıza yetişti… Yazdık durduk Ofspor’dan, Trabzon’un mağlup olduğu haftalarda… Bu hafta öyle oldu ki ikisi de galip… Gerçi geçen hafta da aynıydı durum ama bu hafta ki durum biraz daha farklı… Geçen hafta iki takımımızda galip gelmişti evette Ofspor, lider Kastamonuspor’u sahadan sildiği maç olunca Trabzonspor’un son dakikada Gaziantepspor’u yendiği maça yer ayıramamıştık. Bu hafta ise iki takımız yine galip geldi. Ama işin kötü tarafı iki maçı da izleyemedik. Gerek rahatsızlığımız, gerek cenazemiz ve gerekse yoğun proğram trafiği arasında ne Tokat’a gidebildik, nede Cumartesi gecesi TV den Büyükşehir maçını seyredebildik. Ama sorun değil yeter ki yazmak isteyelim. İllaki yazacak bir şeyler buluruz. Hem belki biraz kısa yazarız bu hafta. Hastalığımızdan bahsetmiştik. Pazar günü öğlene doğru gazeteye geldik. Bir taraftan maç öncesi son bilgileri ve kadroları almak, bir yandan da ortamın havasını hissetmek için Gazi Osman Paşa stadına bağlantı kurduk. Kadroları alıp takıma başarılar diledikten sonra Bilgisayar başında o site senin bu site benim Tokat ve Tokatspor ile ilgili bilgi aramaya başladık. Çok geçmeden amacımıza da ulaştık. Maçın radyodan yayınlanacağı bilgisine de ulaşınca sevincimiz arttı. Bir tarafta da hafta içinde diyaloglarımızın karşılıklı olarak oldukça geliştiği Kastamonu Nasrullah Gazetesi’nin internet sayfasını da diğer sütunda açarak her iki maçı da takip ederek anında Oflular.com ortamında Oflu hemşerilerimize ulaştırmaya çalıştık. Maçın ilk yarılarında gol sesi çıkmaması maçların normal seyrinde devam ettiğinin göstergesi olarak algıladım. Maçı dinlemesine dinledik ama anlat iki kelime deseniz inanın anlatamam. Net üzerinden gelen sesin boğulmasının yanında, Tokat şivesinin de etkisi vardı bunda elbette. Ama en azından ilk yarının 0-0 berabere erdiğinin uydu ve netteki1-2 dakikalık gecikme ile anında öğrenebildik. Maçta dakikaların 65 sularını gösterdiği anda aklıma maçın başında ilerleyen dakikalarda görüşmek üzere vedalaştığımız Şeref abi geldi. "Bu neden aramadı" diye düşünmesin bir arayayım radyodan takip ettiğimi söyleyeyim dedim. Alo dememle Yüksel 1-0 öndeyiz demez mi. Abi dedim kafa mı yapıyon ben maçı radyodan dinliyom. 0-0 der bu adam yoksa bizim golü gizlemeye mi çalışıyo dedim. Şimdi attık dedi. Hemen aklıma 1-2 dakikalık gecikme geldi. Abi tamam anladım görüşürüz dedim ve kapattım. Amacım spikerden golü dinlemekti. Nitekim fazla geçmeden beklenen anons geldi. -Maalesef top ağlarımızda… dedi Tokatlı spiker. Ve devam etti. “Bu gol nasıl yenir anlayamıyorum.” Ama ilk başta tam anlayamamış o da golün nasıl olduğunu. Arka direkte Oflu bir futbolcu dokundu ve gol oldu dedi. Sonra düzeltti tabi. Ahmet Uma’nın vuruşu direkt olarak filelere gitmiş. Golden sonra rahatladık ve kalan 25 dakikanın nasıl geçeceği heyecanıyla hareketlenmeye başladık. Bir yandan gazeteye gelen gidenler, bir yandan haber hazırlama mücadelesi heyecanı katlıyordu. Maçın son dakikaları nasıl geçti anlamadık. Dakika dakika heyecanları Oflular.com’a taşıyarak hemşerilerimize de bu heyecanı aksettirmeye çalıştık. Siteye maç sonucu ile ilgili haberi atar atmaz bir yandan telefonlar, bir yandan mesajlar yağmaya başladı. Bizi tebrik edenler, Ofspor sevincini paylaşanlar velhasıl güzel bir duyguydu yaşadıklarımız. Gece saatlerinde kulüp binasına gelen oyuncuları geleneğimiz üzerine yine tek başımıza karşılama görevimizi ihmal etmedik. Oyuncuların o sevincine ve neşesine ortak olup, onlarla sıcağı sıcağına 3-5 dakikalık maç sohbeti iki saatlik uykuya değerdi. Yine yalnızdık karşılamada maalesef. Ne bir tartaftar, ne de bir yönetici yine yoktu. Takımla maçtan dönenler dışında tabii. Maç öncesindeki tek endişem, Kastamonu maçında verilen üstün mücadele ve alınan önemli zaferin ardından acaba oyuncuların birazcık yere sağlam basmamaları olabilir mi düşüncesi idi. Maçtan sonra Hamdi hoca ile bunu paylaştığımda Yüksel dedi helede bizim olduğumuz yerde bunu nasıl beklersin. Aslında haksız da sayılmazdı. Netice itibari ile ilk yarının bitimine bir hafta kala Ofspor ilk yarıyı lider olarak tamamlamayı garantiledi. İçerde Lideri devirerek liderlik koltuğuna oturan Ofspor, bu hafta da lig 3.sü Tokat’ı sahasında yenerek rakiplerine gözdağı verdi. Üstelik Of Tokat’ı tokatlarken, 2. sıradaki Kastamonu da sahasında son dakika şoku yaşıyordu. Of halkı artık şampiyonluk havasına girmeye başlamalı. Şehir yavaş yavaş bayraklarla donatılmalı. En azından Bulancak maçı öncesi stad gelin gibi süslenmeli. Bizden hatırlatması... Gelelim Gökdeniz Karadeniz’e.. İsteyince oluyor işte… Daha iki hafta önce en acımasızca eleştirdim… Ama destekleneceği zamanda da en büyük desteği ben veririm. Geçen hafta Gaziantep maçında adına yaraşır oynadı iki gol attı. Takımı son dakikada hayata döndürdü. Ve bu hafta Maçı seyretmediğimi söylemiştim. Gece tekrarından 35. dakikadan 80. dakikaya kadar olan kısmını seyrettim. Yenik duruma düştükten sonra takımı ateşleyen Gökdeniz rakip kaleye gönderdiği iki füze ile takıma hayat vermeye devam etti. Demek ki isteyince oluyor. Demek ki biraz istemek lazım… İki hafta önce küme düşmekten bahsedenlere gülüp geçiyordum. Geçen yılda aynı muhabbeti yapanlara bu takım bu ligi en kötü ihtimalle 5. bitirir demiştim ve öyle oldu. Bu yorumlar kayda bile alınmayacak laf olarak değerlendiriyorum. Tüm okuyucularımızın Kurban Bayramını tebrik eder, hayırlı bayramlar dilerim. Not: Bulancak maçında herkesi tribüne bekliyorummmm... Derneğimizin Bayramlaşma Programı için İstanbul Programımım vardı. Maç için iptal ettim duyurulur... |
DİĞER YAZILARI
|