KÖŞE YAZISI

SPORCA
Spor Yazarı

Yılın transferi

10 Haziran 2008 Salı

Jüristokratik oligarşi'den Fatih Terime, Gökhan Ünal'dan Yerel Seçimlere kadar geniş yelpazede bir yazı ile bu hafta da karşınızdayız. Kısacası haftaya Of'tan bir bakış yapmaya çalıştık buyrun...


Eskiden ne güzeldi. Sadece spor yazıyordum. Gazeteye başlayalı beri her ortama girip çıktığımızdan sporun da dışına çıkmak zorunda kaldık. Hatta baya bir dışına çıktık. Neredeyse köşede spordan eser bulunmuyor bazen.

Hafta içi yaşanan gelişmeler beni yeniden spor yazmam gerektiği düşüncesine sevk etti. Çünkü yaşananlara değinsem illaki siyasete dokunacağım. Ama değinmeden de geçemeyeceğim.

Jüristokratik oligarşi
Yaşananlar hepinizin malumu. Uzun uzun yazıp çizmeye gerek yok. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Demokrasi ile yönetildiğini sandığımız bir Ülke'de Meclisten 411 kaos elin kalktığı oyla kabul edilen bir kanun, yasalarının 148.maddesi gereği görevi kanunları usul yönünden incelemek olan mahkemenin sınırlarını kaldırarak esastan incelemesi ile iptal edilir. İşte ne olduysa bundan sonra olur ve o ülkede Jüristokratik Oligarşik sisteme geçilir...

Biliyorum çok karışık bir cümle oldu. Ama son dönemde moda böyle karışık cümleler kurmak. Aslında lafı uzatmanın anlamı yok. 5 Haziran Dünya Çevre Gününde zaten pek temiz olmayan çevremize bir de Anayasa Mahkemesinin çevre rezaletini ekledik. Anayasa Mahkemesinin 9'a 2 oyla almış olduğu karar Avrupa Futbol Şampiyonasını bile gölgede bıraktı.

Kanunu ya da kararı tartışmayacağım. Öyle diyorlar ya Mahkemenin kararı kesindir tartışılamaz. Peki, madem bu karar kesin tartışılamaz neden bu oylamada 9'a 2 bir karar alınmış?

O iki kişi bu karara red oyu vermiş olmuyor mu?
Yani o iki kişi bu karara itiraz etmiyor mu?
Kararı veren o 11 kişi robot mu?
Verdikleri karar kendilerine verilen yetki içinde mi dışında mı?

Neyse uzatmayacağım bu olayın sonucunda iki husus dikkatimi çekti, arzedip geçeyim

Birincisi bu kanun sanki bir siyasi partinin özel düzenlemesiymiş gibi sonucu da sadece o parti ve mensuplarını ilgilendiriyormuş gibi bir hava oluştu ülkede. Oysa bu kanun Meclisten 3 partinin oyu ile, 411 seçilmiş milletvekilinin yani meclisin 5'te 4'lük bir çoğunluğuyla geçen ve mecliste grubu bulunmayan bir çok parti mensubunu da ilgilendiren bir karardı. Nitekim Mahkemenin kararından sonra toplanan Ak Parti MKYK'sı da bu kararın muhatabının Meclis olduğunu bildirdi. Benim için en önemli ayrıntı budur.

İkinci husus Kendisini ve yorumlarını her zaman beğeni ile takip ettiğim Hasan Celal Güzel'in olay hakkındaki yazısıdır. Olay ile ilgili arkadaşlarla sohbet ederken Demokrasi ve Oligarşi kelimelerini yorumluyorduk. Oligarşi'ye geçtik diye espriler yaparken Hasan Celal Güzel'in yazısı gözümüze ilişti.

Öyle ya biz Oligarşi diyorduk ama Oligarşinin manası bir grubun yönetmesi değil miydi? O zaman geçtiğimiz sistem Oligarşi de olmamalıydı. Ama Sayın Güzel kelimeyi bulmuştu. Jüristokratik Oligarşi. Yani 9 kişilik Jürinin yönettiği bir sisteme geçiş yapmış bulunmaktayız. Saygılar Sayın Güzel.


Terim'in Mevlüt'u
Bu kadar siyaset yeter. Biraz da Spor eleştirisi yapalım. Uzun bir süre sonra ilk defa 21.45 gibi bir saatte kendimi eve atmayı başarabildim. Maçı evde rahat bir ortamda konsantre olarak izlerim diye düşündüm ama olmadı. Tam maç saatinde eve geldiğimizden kadroları maç oynanmaya başlayınca tahlil edebilme fırsatı buldum ve hemen de karşımıza Mevlüt çıktı. Bu da kim dedim. Hemen 96'yı hatırladım. Aradan geçen 12 yılda Fatih Terim hiç değişmemiş dedim. 96'da Vedat diye birini bulmuştu Karabük'ten ve süper bir yeteneği Türk Futboluna kazandırmıştı!
Acaba mı?

Bence değil. Eğer Vedat yıldız olabilseydi bugün hala top oynuyor olabilmeliydi. Demek ki değilmiş. Peki, Mevlüt kim? Bu süper adamı niye hiç duymamıştık biz? 12 yılda ucuz krallık felsefesinden hiçbir şey değişmeyen Terim, Portekiz karşısında Türkiye'yi rezil etmiştir.

Tuncay ve Nihat ile maça başlamak futbolun ''F'' sinden bile anlamayanların eleştirdiği bir tercihtir. Maçtan sonra kime sorduysam Gökdeniz ve Arda dedi. Hadi Gökdeniz'le maziden kalma bir gönül bağımız var diye istiyor olabiliriz. Ama Arda'yı çok fazla sevmeyen ben bile ligin son haftalarını hatırlayınca kesinlikle sahada olması gerektiği kanısına varıyorum. Hadi 11'de yer vermedin. Maçı da mı seyretmedi be adam.

Oyuncu değiştiriyor giren oyuncu Semih. Yuh be... Bırak pozisyon bulmayı kaleye attığın şut bile yokken, ayağında top tutacak oyuncu lazımken yaptığı değişikliğe bakar mısınız? Kazım Kanat bile UEFA Kupasını kaldıran Fatih Tekke bu takımda neden yok diye soruyor. Başka soruya gerek var mı?

Çarşamba akşamı İsviçre'yi yenip ardından da Çeklerle berabere kalarak bu gruptan çıkmak bence başarı değildir. Bu da olamayacak da velevki olduğunu düşünelim. Asıl başarı Portekiz karşısında 3-5 tane pozisyon bulmaktı. 130 milyar maaş alarak tüyü bitmemiş yetimin hakkını gasp ederek, 70 milyonu ''siz ne anlarsınız bu işi ben bilirim'' ukelalığı ile hakir görmek Türk Milleti'nin asla kabul edemeyeceği bir davranıştır.

Milli Takımımız İsviçre ve Çek Cumhuriyeti maçlarını alarak bu gruptan çıksa bile bu başarı asla ve asla Fatih terim'e ait olamaz. Bu başarı ancak o formayı giyenlerin başarısı olur.

Yılın Transferi Gökhan Ünal
Trabzonspor kongresinin hemen ardından söylediğim bir sözü tekrar edeyim. ''Bu takımı şampiyon yapsın Sadri Şener'in elini öpeceğim'' demiştim. Sonra şampiyonluktan bile vazgeçip Şampiyonlar Ligine götürse bile gidip elini öpeceğim dedim. Sözümü hatırlatıyor ve arkasında olduğumu bir kez daha belirtiyorum. Yapılan transferler Trabzonspor'un tarihindeki en hızlı ve etkili transferlerdir. Yönetimi bu başarısından dolayı kutluyorum. Yıllardır zevk alamayacağımı bildiğim için maçlara gitmeyen ben bile kombine almayı düşünmeye başladıysam gerisini siz düşünün.

Özellikle Gökhan Ünal çok önemli bir transferdir. Bugün her takımda hatta milli takım da bile direkt oynayabilecek bu adam bile Terim'in gazabına uğrayarak kadroya alınmamıştır. Sorun değil Terim gidici Milli Takım kalıcıdır. Gökhan başarılı olduğu, gollerini sıraladığı sürece Milli Takımın kapısı her zaman kendisine açıktır.

Transferlerin önemli olduğunu vurguladık. Yerlileri tanıyoruz ama yabancılar nasıl çıkacak acaba. İnşallah onlarda iyi çıkarlar da bu yıl futboldan keyif aldığımız bir yıl olur. Gökhan Ünal'ın transferi ile gol sorununun çözüleceğine inanıyorum. Gökhan Ünal - Umut Bulut ikilisinin hatta Yattara'yı da ekleyerek bu üçlünün bu yıl lige damgasını vuracağını hissediyorum. Orta sahaya sağlam bir oyuncu daha transfer edilmeli diye düşünüyorum. Hani bir Marcelinho vardı ya işte o. Forvetin arkasında serbest adam olarak oynadığını düşünsenize. Kaleci arayışları sürüyormuş. Bence kaleci değil sağlam ve kaliteli bir orta saha transfer edilmeli.

Transferler üzerine bir başka konuya dikkat çekerek bitirmek istiyorum. Gökhan Ünal'ın transfer edildiği gün dışarıda olmam nedeni ile haberi telefondan öğrendim. İlk sorduğum soru imza töreninde kimler vardı sorusuydu. Aldığım cevabı ertesi sabah gözlerimle gördüm. Bakan Özak, Erdöl ve Osman Pepe Ankara'daki imza töreninde hazırdılar. Bunun anlamı sizce nedir?

Bunun birçok anlamı vardır.
Mesela ''Yıllardır başarıya aç camia kenetlenmeye başlamıştır'' Olabilir.
Yıllardır özlemini çekilen transferlerin yapılması, bütün takımların almak istediği Gökhan Ünal'ın Trabzonspor'a gelmesi heyecan katmıştır. Bu da olabilir.
Ama başka bir husus daha var.
Gökhan Ünal Kayseri'den geldi.
Kayseri, güzel bir şehir ve özel bir şehir.
Bakan Özak birebir başında transferin. Zaten Şener'in başkanlığının arkasındaki isim de Özak değimliydi. Ve törendeki tüm vekiller aynı partiden.

Kısacası Bakan Özak Genel Seçimlerde Trabzon'da partisine müthiş derecede katkı sağlamıştır. Evet, Özak Trabzon'da her kesim tarafından sevilen bir isimdir. Hükümet'in adamı diye lanse edilen Albayrak'a rağmen Şener'i diretmiştir. Ve sonuç ortada. Yani birilerinin bahsettiği Hükümet ve yanlıları beceremedi ama bu adam beceriyor söylentisi gerçekle uzaktan yakından alakalı değildir. Hükümet bizzat işin içerisindedir. Ve bence yerel seçimler öncesi Trabzonspor ile kaybettiği Belediye Başkanlığını Trabzonspor ile tekrar kazanmaya çalışmaktadır. Ama benim için önemli olan Trabzonspor'un başarısıdır. Kimin ne planı olursa olsun. Trabzonspor'a katkı sağlayan herkese teşekkür borçluyuz.



DİĞER YAZILARI
Gösterim : 302
YORUMLAR (0)
Yorum Ekle ...  (üyelik gerektirmez)
| İletişim ve Künye | Sözleşme ve Telif | e-Reklam | Sitene Ekle |

© 2008 | Tüm Hakları Saklıdır
Tasarım ve Programlama : Murat Kumandaş