EĞİTİME BAKIŞ
Eğitimci Yazar
Zenci Musa25 Ocak 2008 CumaAdını ilk kez TRT’de yayınlanan bir belgeselde duydum. Sonra hakkında biraz araştırma yaptım. Zenci Musa adsız kahraman diyerek geçiştirilemeyecek kadar önemli ve anlamlı bir kişilik. O ne bir filozof ne de bir laf cambazı, ne zengin makam sahibi ne de bunların sevdalısı biri idi. O Osmanlının Bilâl’ı Habeşi’siydi. Zenci Musa aslen Sudanlı, Girit’te doğdu. Mısırda bulunan dedesinin özel eğitiminden geçti. Türk mahallesinde büyüdü. Oradan Türkçeyi, dedesinden de Türk’ü sevmeyi, İslamiyet’e bağlılığı öğrendi. Gönüllü olarak Trablusgarp Savaşına katıldı. Eşref Bey’le tanıştı. Onu bir baba gibi sevdi. Sonra Osmanlı için tehlike nerede baş gösterdiyse o oradaydı. Balkanlarda, Çanakkale’de, Kudüs’te ve Yemende savaştı. İki metreyi aşan dev cüssesi, gücü ve cesareti ile temayüz etti. Herkes onu tanıdı. Mehmet Akif onun için: “Eşref Bey’in emireri Zenci Musa, omzunda arşa yükseldi nebi İsa.” diyor. 1917 yılında Yemende bulunan Türk ordusuna fevkalade lazım olan 300 bin altın lira Eşref Bey komutasında bir birlik nezaretinde yola çıkarılır. Birlik Hayber önlerinde İngilizler tarafından pusuya düşürülür. Eşref Bey esir düşer. Ancak Zenci Musa altınları kaçırır ve Yemen’e sağ selim ulaştırır. Musa Yemende İngilizlere esir düşer. I. Dünya Savaşı sonunda serbest bırakılır ve İstanbul’a gelir. Maddi anlamda sıkıntılar yaşamaktadır. Ama kendisine bağlanmak istenen emeklilik maaşını “Millet açken ben bu milletin parasını alamam “ diyerek kabul etmez. Galata gümrüğünde kahyalık verirler, “ Onu da eli ayağı tutmayan birine verin. Ben çalışırım” diyerek gümrükte hamallık yapmaya başlar. İngiliz işgal kumandanı General Harrington onu kocaman bir çuvalı tek eliyle kaldırırken görür, bu dev zencinin Hayber’de ellerinde 300 bin altını kurtaran adam olduğunu da öğrenince Osmanlının bittiğiyle ilgili bahisle maiyetine istemiş ancak “ Her teklif herkese yapılmaz. Bu sözler beni ancak rencide eder. Benim bir devletim, bir bayrağım ve bir komutanım var” diyerek teklifi reddeder. Gümrükten Anadolu’daki milli mücadeleye silah kaçırma işini organize eder. Ancak vereme yakalanır, Kimseye yük olmamak için Özbek tekkesine çekilir ve orada ölür.Geride bir Kur’an’ı Kerim bir de Osmanlı haritası bırakır. İşte böyle acayip bir hayat, müthiş bir adanmışlık ve iman. Hey koca Musa, Osmanlının Bilal’i. Senin için ne yazsam kifayet etmez. Sen Akif’in şiirleri gibi bir şiirsin. Senden ancak himmet isteyebilirim. Sen çok uzaklardan geldin, bizi sevdin. Ama biz birbirimizi sevmiyoruz. Sen özü doğru bir adamdın, biz özümüze yan çizdik. Sen parayı hiç sevmedin, bizim ise para “altın buzağı.” Sen cesur bir adamdın, bizde cesurlar magazin kokonaları. Sen hürriyet için savaştın, biz sinsi bir esarete razıyız. Sen devsin biz cüceyiz karşında. İrtifa kaybediyoruz, düşüyoruz. Bize bir omuz ver lütfen… |
DİĞER YAZILARI
|